13.BÖLÜM

10.8K 633 176
                                    

Media - Beyaz Lidya

Playlist - Shawn Mendes/ I know what you did last summer

O kadar acıdan sonra mutlu tatlı bölümler diyorum :))
...

Saçlarımın üstünde yumuşak ve sıcak bir his geziyordu. Kafamın üstünden saç uçlarıma doğru aktı. Gözlerimi kırpıştırıp boynumu oynatmaya çalıştım. Saçlarımdaki his kaybolurken boynuma saplanan bir sızıyla hareketimi durdurdum. Kendimi çok yorgun hissediyordum ve biraz daha uykuya ihtiyacım vardı. Nerede olduğumu bile bilmeden gözlerimi tekrar kapattım.

Nefeslerim derinleşip uykuya çekildiğim sırada saçlarımdan akan o his tekrar geldi. Kulağımın yanındaki bir kaç tutam belli belirsiz havaya kalktı ve bir avucun içinde süzüldü. Saç uçlarım hafifçe dalgalandı. Başımı tekrar oynattım.

El saçlarımı bırakıp kayboldu. Bir süre ne yapacağımı düşünsemde kafamı aniden kaldırdım. Boynuma bıçak gibi bir sızı girdi. Çağan'ın eli kafamın biraz yanında asılı kalmıştı. Bir eline bir yüzüne baktıktan sonra kafam geri koydum.

Yeniden uyuyor rolü yapmam işe yaramazdı, bir kere uyandığımı görmüştü. Yatağının kenarına başımı koyup uyumuş olmamı açıklayacak bir sebep bulamıyordum. Kaçışım olmadığı için ölü rolü yapmaktan vazgeçip başımı kaldırdım. Dün olduğu kadar kötü görünüyordu. Bu haliyle bile benden önce uyanmış yatağının başlığına yaslanıp oturmuştu. Sanki beraber uyumuşuz gibi hafif bir gülümsemeyle "Günaydın." dedi.

Ayılamadığım için boş boş ona baktım. Sadece yatağının yanına koyduğum sandalyede uyumuştum ve kafam kendi kendine Çağan'ın yanına düşmüştü. Bir kelimeyi çok görmeyip "Günaydın." diye karşılık verdim. Normal insanlar sabah uyanınca başka ne konuşurdu bilmiyorum. Çağan normal olduğuna göre bir şey der diye baksamda oda benim bir şey dememi bekler gibi sustu. O an beynimde ampuller yandı, ona saçıma izinsiz dokunduğu için kızmam gerekiyordu. Ellerimle saçlarımı düzeltirken arka cebime koyduğum telefonum çalmaya başladı. Ekranda Bağnu yazısını görünce hemen açtım.

"Lidya! Çağan oğlum nasıl?"

Annemin sesini duyunca yelkenlerim bir anda suya inmişti. O kadar şey yaşadıktan sonra şu an bir annem olsaydı ve konuşabilseydim ne iyi oldurdu. Ama o oğlunu sordu.

"Neden bana soruyorsun onu arasaydın ya!" diye aksi aksi söylendim.

"Uzatma Lidya, biraz önce babanın arkadaşı aradı. Hastahanedeymişsiniz. O nasıl?" Sesi gerçekten endişeliydi. Gözlerimi Çağan'a diktim. Yaralarını ve zayıflamış aurasını süzdükten sonra " Çok kötü..." diyerek Bağnu'yu paniklere sürükledim.
Nefesini tuttup "Babanla yoldayız bir saate geliriz." diye yüzüme kapattı.

Çağan ağzını bıçak açmadan annemle yaptığım konuşmamı dinlemişti. Telefonu diğer eşyalarıyla birlikte dolaptaydı ve annemin en az otuz kere aradığına emindim. Sandalyemi itip ayağa kalktığımda Çağan kolumu tutup "Gidiyor musun?" diye sordu.

"Evet." dediğim an kolumu daha çok sıkıp yatağa doğru çekti. Diğer kolumla yatağın başlığına tutunup ondan uzak durmak için direndim. " Annemler gelecekmiş onun için hazırlanmaya gidiyorum." diye hızlı hızlı açıklayınca bıraktı. Yüzünden bir rahatlama dalgası geçmişti. Odadan koşarak çıkıp dışarıda dikildim.

Onsekiz yıllık hayatımdaki en garip sabahı yaşıyordum. Biraz düşünüp ne yapacağımı planlamam gerekiyordu. Ama önce imajımı düzeltmeliydim. Hastanenin marketinden uyduruk ama temiz bir tişört alıp tuvalete gittim. Kanlı badimi çöpe atıp üstümü değiştirdikten sonra yüzüme baktım.

İKİ ATEŞ ARASINDA (Tamamlandı)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin