Barajın Gizemi

184 98 7
                                    

Öğretmenin söylediği sözün mantıklı olduğunu keşfettiğimizde vücudumuz birden soğumaya başladı. Söyledikleri doğruydu, garip bir şekilde Peri Çayı'nın ardındaki geniş çimlik alanda kimse yaşamıyordu. Oysa orası yerleşmek için çok daha uygun bir bölgeydi. Peri Çayı'nın bu tarafının hemen ardında orman olduğu için insanların çiftlik alanları oldukça kısıtlıydı; fakat evler çayın diğer tarafında olsaydı insanların oldukça büyük çiftlik arazileri olurdu. Bunun neden aklıma gelmediğini anlayamıyordum.

"Sizce iblis, çayın diğer tarafında mı yaşıyor miyav?"

Öğretmen gülümsedi: "Sen akıllı bir kızsın. Bu soruyu böyle düşündüğün için sorduğunu hiç sanmıyorum. Uzun süre yaşamak insana bazı faydalar kazandırıyor. Bunlardan biri insanları çabucak tanımak. Seni iyi tanıyorum Kedi. Ama yine de soruna cevap vereceğim. Buradaki insanlar şunu fark edemiyor: buraya gelme sebepleri bir hata ya da yanlış tercih değildi. Hepsinin geliş sebebi kaçıştı. Herkes buraya kaçmak için geldi. Çünkü her şeylerini kaybettiler ya da bir daha kimseyi görmek istemeyecek talihsizlikler yaşadılar. Bu ilçe her şeyden kaçanların ilçesi. Bu yüzden bu ilçe bizim için herkesin sandığı gibi eziyet bölgesi değil, son sığınma bölgesi."

"Anlamıyorum." dedim. Kedi'nin ne yapmak istediğini anlamamıştım ama öğretmenin anlattığı her şey ilgimi çekmişti. O, burasıyla ilgili bir şeyler biliyordu. Ve onun bildiği her şeye bizim de ihtiyacımız vardı.

"Şöyle düşün: insanlar hayattaki bütün şanslarını tüketiyor, bütün sığınaklarından kovuluyor. Yalnızca bir sığınağı kalıyor. Ve sonunda o son sığınağı da yok etmek isteyenler çıkıyor ortaya."

"Burayı yok etmek isteyenler mi var?"

"Yıllar önce bu ilçede bir baraj yapılmak istendi. Peri Çayı'na yapmak istediler barajı. Devlet için bu oldukça mantıklı bir düşünceydi; çünkü bu bölgede binin biraz üzerinde yaşayan insanlar haricinde kimse yoktu. Baraj yapımına başlatıldı. Baraj yapımında işçi olarak ilçede yaşayan işsiz ve fakir insanları işe aldılar. Onlar için hava hoştu, çalışıyorlar ve ücretini alıyorlardı. Baraj yapımı herkesin gündemindeki konu olmuştu artık ilçede. Ama az önce de dedim ya burası insanların son sığınağı. Ve son sığınağı elinden alınmaya çalışılan bir canlı dişlerini çıkarırdı; savaşırdı. İşte onlar da öyle yaptı. Çünkü baraj yapılsaydı insanlar bu ilçeden taşınmak zorunda kalacaktı. İlçe sular altında kalacaktı."

"Tam olarak ne yaptılar miyav?"

"Savaştılar. Ama her savaş zaferle bitmez, yenilgiyle de bitmez. Bazı savaşlar vardır; sonucu ne zafer ne yenilgi içerir. Onlar pirus zaferidir. Savaşı kazanırsın ama bu sana büyük bedellere mâl olur. Bu ilçede de aynısı oldu. Barajın yapımı engellendi. İlk önce barajı yapmaya başlayan şirketi sahibinin oğlu kayboldu. Şirket sahibinin buna tepkisiyse aşırı oldu, oğlunu ilçedekilerin kaçırdığına inanmıştı. Barajın inşaatın karşı olan kim varsa hepsini sorgulaması için adamlarını yolladı. İnsanların evlerine girip arama yaptılar."

"Peki çocuğu ilçe halkı mı kaçırdı miyav?"

"Çocuğu buldular mı peki?" diye araya girdi Beste.

"Evet buldular. Ama bulduklarında canlı değildi. Çocuğu baraj inşaatı sırasında buldular. Peri Çayı'nın içindeydi."

"Sonrasında ne oldu miyav?"

"Şirket sahibi çocuğunu baraj karşıtlarının öldürdüğünden emindi. Hem de çok fazla. Başka bir ihtimal olduğunu düşünmüyordu bile. Baraj karşıtlarının arasında sesi en gür çıkan bir adam vardı. Yunus adında yaşlıca bir adam. Onu ilçe merkezine sürükleyip herkesin içinde bayıltana kadar dövdüler. Baraj karşıtlarına artık göz açtırmıyorlardı. Onların evlerini taşladılar, evlerine girip demir çubuklarla dövdüler."

"Ölümler böyle mi başladı miyav?"

"Bir hafta sonra baraj inşaatından sorumlu mühendislerden biri öldü. Ama onun ölümü herkesin gözü önünde oldu. O gün herkes işlerinin başındayken adam birden elini boynuna götürüp nefes alamadığını sayıklamaya başlamış. Sonrasında yere yığılmış. Bu ölüm insanların kafasında soru işareti yakmaya yetmişti ama sonrasında bir ölüm daha gerçekleştiğinde artık baraj inşaatının sorumluları tehlikeye kapılmaya başladı. Bu sefer ölen kişi proje müdürüydü. Yemek yerken elini göğsüne götürdü ve yere yığıldı. Kalp krizi olduğunu söylediler. Ama insanların içine korku tohumu yerleşmişti artık. İnşaata Yedisu halkından katılan herkes teker teker istifa etmeye başladı. Aldıkları ücreti hayatlarından daha değerli bulmamış olmalıydılar."

"Beş dakika önce bir şey söylediniz miyav. Şirket sahibi çocuğunun öldürenin baraj karşıtı olduğundan başka bir ihtimal olduğunu düşünmedi dediniz. O başka bir ihtimal nedir miyav?"

"Oldukça dikkatlisin." dedi öğretmen. Bu kez derin düşüncelere dalmış gibi bakışlarını cama yöneltti. Sanki çok uzaktaki bir şeye bakıyordu. "Az önce söyledim ya buradaki halk için burası gelebilecekleri son yuvaydı. Ve o yuvayı korumak için her şeyi yapmaya razı olabilecek kişiler vardı."

"Cinayetleri baraj karşıtları işlemedi miyav, ama cinayetleri işleyecek bir şeyi çağırdılar."

"Doğru cinayetleri işleyecek bir şeyi çağırdılar. Birkaç kişi daha ölünce barajı iptal etmek zorunda kaldılar, çünkü artık çalışacak işçi bulamıyorlardı. Baraj inşaatı iptal olunca herkes ölümlerin duracağını düşündü."

"Ama öyle olmamış gibi gözüküyor miyav."

"Evet, öyle olmadı. Baraj inşaatı bitince ilk ölen kişi şirketin sahibiydi, sonraki hafta şirketin müdürü öldü. Sonra sıra baraj inşaatında çalışanlara geldi."

"İnşaatta çalışan insanlar öldükten sonra da sıra tüm ilçeye geldi miyav."

ORMANIN LANETİ ( Dram - Fantastik )Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin