Limon Çiçekleri 9. Bölüm

2.9K 257 40
                                    


Lale, Cansu denen şu kızla yaptığı o sinir bozucu konuşmadan sonra tuvalete gitmiş, daha sonrasında da Batu'nun yüzünü görmek istemediği için locaya dönmeyerek etrafta dolaşmaya karar vermişti. Nereye baksa Batu'yu görüyor gibiydi, o kopkoyu bakışlar sanki attığı her adımı takip ediyordu ama bu imkansızdı. Batu'nun bulunduğu loca klubün taa diğer tarafında kalmıştı. Ama hala nereye başını çevirse Batu'yu görüyor gibi oluyordu. Sarhoş mu oluyordu acaba? Ama fazla da içmemişti ki... Zaten öyle kolay kolay sarhoş olmazdı, dayanıklı bir bünyesi vardı ya da öyle düşünmek işine geliyordu ama bu defa gerçekten çok içmemişti de. Peki o zaman neydi şimdi bu? Niye her baktığı yerde Batu'yu görüyordu?

Batu'yu ve söylediklerini fazla kafasına taktığına kendini ikna etmeye çalışarak öylece ayakta dikilirken birden kalabalığın içinde gözüne biri çarptı.

"Seymur! Ne zaman döndün sen, nişana kadar İskenderun'da kalmayacak mıydın?"

"Kalacaktım ama kalmadım." deyip gülerek Lale'yi iki yanağından öptü Seymur.

Lale gülerek arkadaşının boynuna sarıldı. "Ay inanmıyorum, nasıl sevindim sana anlatamam."

"Ee siz n'aptınız ben yokken? Melis'in Selçuk'unun ailesiyle arkadaşları falan gelecekti hani, geldiler mi?"

Gözlerini devirerek "Ay sorma sabahtan beri başıma gelenleri anlatsam inanmazsın." dedi Lale ve süratle sabahtan beri Melis yüzünden başına gelenleri anlatmaya başladı. Batu'nun 'göz sapıklığı'ndan bahsetmemeyi tercih ederek o kısmı es geçmiş ama onun dışında her şeyi anlatmıştı.. Kendisi açık vermediğini sanıyordu ama onun yüzündeki en küçük mimiğin bile ne anlama geldiğini bilen Seymur hissetmişti bir şeyler olduğunu.

"Ya her şeyi anladım da... Şu kızı neden o Batu'yla tanıştırmadın onu anlamadım Lale. Lemi Amca çocuktan hiç hoşlanmamakta, Hilda Teyze de görür görmez çocuktan nefret etmekte haklı galiba?" derken dudakları muzip bir kıvrım almıştı Seymur'un.

Lale bir hışımla "Ay saçmalama Seymur!" dedi. "Nesinden hoşlanacağım ben o kıronun ya?"

Seymur "Ben hoşlanıyorsun demedim ki. Sen dedin." derken açık açık sırıtmaya başlamıştı.

Lale bir şey söylemeden öylece baktı Seymur'a. Kafasında alarm zilleri çalmaya başladı ardı ardına. Doğru ya... Seymur "hoşlanıyorsun" falan dememişti ki. Peki kendisi nereden çıkarmıştı bu "hoşlanma" lafını? O sözcük nereden çıkıp gelmiş ve konuşmalarının ortasına kurulmuştu? Kontrol edemediği delicesine bir paniğin dalga dalga bütün vücuduna yayıldığını hissetti birden. O panik duygusunun damarlarından akıp gittiğini somut olarak hissedebiliyordu.

"Lale? İyi misin dalgın gittin gene?" diyen Seymur'un sesiyle kendine geldi.

"İyiyim iyiyim." dedi alelacele. "Eee ne diyorduk?"

Seymur imalı imalı sırıttı. "Ben bir şey demiyordum. Sen kendi kendine 'ben o kıronun nesinden hoşlanacağım' diyordun."

"Off saçma salak konuşma!"

"Cansu mudur nedir, o kızı niye tanıştırmadın adamla o zaman?"

"Adam zaten ağır sapık, Cansu gibi kızla tanışmaya dünden razı. Direkt kızın üstüne atlardı. O yüden ben de bütün gün beni sinirden çıldırtan bir adama böyle bir kıyak geçmek istemedim hepsi bu." dedi omuzlarını silkerek.

"Hadi canım sen de..."

"Ya inanmıyor musun bana? Yalan mı söyleyeceğim sana?"

"Pek inandırıcı olduğunu söyleyemeyeceğim."

Limon ÇiçekleriiiHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin