*Psst* Notice anything different? 👀 Find out more about Wattpad's new look!

Learn More

Bir Gün Sonra

Tatlı kar tanecikleri, Maine sokaklarına gelinlik giydirmeye başladığında Jim'in beni deli eden masum suratına baktım:

Yaklaşık yarım saattir Küçük Bieber'ı beşiğinde uyutmaya çalışıyordum; fakat o öldüğüm mavilikte gözleri, kapanmak bilmiyordu. Bir elimle beşiği sallarken diğer elimle yumuşacık -Justin'inkine benzer- saçlarını okşadım.

Ellerini, bilinçli bir şekilde parmaklarıma götürüp ufaktan ufaktan harfleri birleştirmeye çalıştı.

Bildiğim kadarıyla beş gün sonra doğum günü vardı, Justin ve Sally hazırlıklara başlamıştı.

Ben de burada, anlaşmanın bana ödül gelen -Sally ve Jax'e göre- kısmını hallediyordum. Dün Sally'nin yanına gidip anlaşmayı kabul ettiğimi söyledim. Justin'den vazgeçtiğim (!) için mutluydu.

Fakat benim anlaşmaya sadık kalmayacağımı bilmiyordu. Justin'i asla bırakamazdım; kesinlikle benimdi.

Jim ellerini araladı "Bavba" dedi. Kıkırdayıp ellerini avucuma aldım:

"Baba işte, bebeğim."

Jim tekrar "Bavba" deyip beşiğinden zorlukla doğruldu, emekleyerek tahta kısmına ilerlerledi. Kaşlarımı çatarak Jim'in hareketlerini izlerken döndü ve bana gülümsedi.

Justin'e seslenmeye devam etti. Ve bu sefer onu koltuk altından tutan biçimsiz elleri gördüm.

Justin.

Jim'i kucağına alıp benim garip bakışlarıma karşılık verdi:

"Bir sorun mu var?"

Kafamı olumsuz anlamda sallayıp Jim'in beni çağıran ellerine gülümsedim. Justin, Jim'in karnını ovaladı sonra bana döndü:

"Parti işleri uzun sürecek. Yani gece yarısı anca biter; Jim'in yanında kalabilir misin?"

Bana mesafeli davranması duygularımı altüst ediyordu. Bazen vazgeçtiğini düşünüyordum, olay oluyordu. Mesela daha dün, Jaxon döndüğünde yüzü morluklar içindeydi. Bunu kimin yaptığını bana açıklamasada, Justin olduğunu biliyordum.

Bu yanılmıyorsam, hala sevdiğini gösteriyordu.

Jim'i Justin'in kucağından alıp salona ilerledim. Beklemediğim bir şekilde peşimden gelmişti. Jim'i yere oturtup emeklemesi için geniş bir alan bıraktım.

Justin hala beni izlerken dayamayıp ben de ona baktım.

Yutkunup gözlerini kaçırdı ve "E-evet demek sanırım," diye mırıldandı.

Az önceki sorusuna cevap bekliyordu.

İnatla ona bakıp derin nefes aldım.

Justin, her defasında sanki gözlerine ok batacakmış gibi benimle göz kontağı kurmuyordu. Bir kere bile onu yakalayamamıştım ve artık aramızda zorlu bir oyun gibi duruyordu.

O bana bakıyor, ben ona bakıyorum ve gerçekten iyi bir refleksle birbirimize bakmamızı engelliyordu.

"Evet," dedim ve Justin'in gitmesini bekledim. Bir şey söylemek istemiş ve anında kararından dönmüş bir şekilde dudaklarını kıpırdattı. Hiç yavaş olmayacak şekilde dizine vurdu ve bunun iki katı bir sesle daireden çıktı.

Bir Gün Önce

"İşe ihtiyacımız var, Kat." dedim.

Okuldan döndüğümden beri ilk defa iletişime geçmiştim ve iyi bir başlangıç sayılmazdı. Katarina ile iyi kötü kişilik özelliklerimizin hepsi aynıydı; bu yüzden aramızda anlaşmazlık çok çıkardı.

Run To Death .:. JileyBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!