HATIRLATMA

"Karışma! Siktir git evine!"

O an gözlerim yaşlanmaya başlamıştı. Fakat o umursamadan gözlerini ovuşturuyordu ve arada bana baktığında ufacıkta olsa acıyordu. Ama ardından, sinirli görünümünü tekrar takınıyordu. İşte bu sırada yüzünde gülümsemesiyle içeri giren Nero'yu gördü. O sert bakışları keskinleşirken inip kalkan göğüsleri kavga çıkaracağını belli ediyordu. Nero'ya beni dışarıda beklemesini kısaca söyleyecekken kaşlarını çatarak yanıma geldi ve kolumdan tutarak beni kaldırmaya çalıştı. Fakat bu, hikayemizin kızgın karakteri Justin için bir tehlikeydi. Bunu biliyorum. Çünkü az önce tam burnuna gelen Justin yumruğuyla yere kapaklanan Nero, bunu hatırlatmıştı.

Justin, daha ne zaman yaptığını anlamadığım bir şekilde beni göğsüne çekti.

" Onu alamazsın lanet herif! Kalbimi sökemezsin!"

24.BÖLÜM ( PART 2)

Hareketsiz bir biçimde yerde yatan Nero'ya baktım. Ona yardımcı olmak istiyordum fakat kollarını bana montelemiş Justin'den kurtulmam mümkün değildi.

Kısa süre sonra Katarina varlığını kanıtlayarak Nero'nun yanına gitti. Ellerinde ki cam kırıklarını gördüğümde yüzümü elimle kapladım.

Justin'in kırdığı Bira şişesinin üstüne düşmüştü.

Katarina "Tanrım. Nero... Justin sana fena geçirmiş..." dedi.

Justin kollarını serbest bırakmasıyla Nero'nun yanına çömeldim. Yüzü resmen kan içindeydi. İnleyerek bana baktığında bir şeyler demem gerektiğini biliyordum. Fakat havada ki karanlık aura cümlelerimi yutmuştu.

" Hastaneye gitmeliyiz."

Katarina Nero'yu kaldırdı ve ağır demire doğru yürüdüler. Bense yapacağım tek şey olarak demir kapıyı onlar için açtım.

İşte o zaman, Justin'in öfkesinin dinmesi gerektiğini anladım. Ve bu sadece, özür dileyerek gerçekleşebilirdi.

*

Şimdi, Koltukta sızmış Justin için yatak hazırlıyordum. Oldukça bitkindi ve aynı zamanda sayıklıyordu. Olayların suçlususunun neden ben olduğumu anlamaya çalışırken onun üstünü örttüm. Melek gibiydi, ve iki gün içerisinde bir Şeytana dönüşmesi tam anlamıyla ürkütücüydü.

Ilk defa uyurken izleyebiliyordum. Fakat bu doğru zaman da olmamıştı. Yerde, değişik çöpler içinde onu izlemek... garipti. Bu maddelerin onu değiştirmesi ve kullanmasının nedeni olmak gerçekten üzüyordu. Sally en büyük hatayı yapmıştı. Justin, Jim olmadan yaşayamazdı ve böyle giderse daha kötü olacaktı.

Başkalarının sorunlarını çok önemseyen biri olarak yanağımdan kayan göz yaşlarımı sildim. Kötü hissediyordum. Ayrıca içimde bir yerlerde Justin'e yardım etme arzusu geçte olsa yeşeriyordu.

Burnumu çekip yerde ki zımbırtıları toplamaya başladım. Sessiz olmaya çalışıyordum. Ama sürekli akan göz yaşlarım ve beraberinde akan burnum bunu engelliyordu. Ani bir hareketle çöpleri bırakıp banyoya koştum. Ardımdan kapıyı kilitlerken aynanın gösterdiği alana baktım. Burası salondan da beterdi. Çeşmeyle yüzümü yıkarken göz yaşlarım, akan suyla dostluk kuruyordu. Yeni aldığım havluyla bütün ıslaklığı kuruttum.

Etrafta çamaşırlar vardı ve bana Jaxon'ın evini hatırlatıyordu. Banyosunda gördüğüm ruj lekesini. Yere oturup elimle ağzımı kapattım. Her ne kadar onu unutmaya çalışsamda aklıma gelmesi sinir bozucuydu. Onu sevmediğime eminim. Ama şu an abisinin evinde olduğum gerçeği tartışılamazdı. Bu iki gün -tahminimce- içinde Jaxon'a dönmüştü. Hatta bu sürede başkalarıyla birlikte olduğuna da eminim. Justin'in ikinci bir Jaxon olması fikri çok kötüydü. O benim yanımda ki tek ve önemli kişiydi. Ayrıca nefret ettiğim bir adama dönüşmesi beni üzüyordu. Beni unutacağı ve son olan olayla bir daha konuşmayacağı kuşkusu içimi kemiriyordu.

Run To Death .:. JileyBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!