*Psst* Notice anything different? 👀 Find out more about Wattpad's new look!

Learn More

3.BÖLÜM

Temizliği tamamlanmış boş evime göz gezdirdim, güzel olmuştu.

Yeni bir sayfaya başlamıştım. Sadece hikayenin yanı sıra, sayfanın düzenine de dikkat etmeliydim.

Zil sesiyle düşüncelerimden sıyrılıp kapıya gittim.

"Hazırlık nasıl gidiyor?" Dedi Justin'in karısı. Elinde, yaptığı (?) kekler vardı.

"Temizlik bitti." kibarca gülümsedim ve bu sırada içeri giren Justin kucağındaki bebeğine baktım.

"Yardıma geldik!" dedi ve bebeği yere bıraktı. Karısı da içeriye girince ağzım açık kaldı. Tamam, itiraf ediyorum; Şu bebekli komşu işi gerçekten berbatmış!

"Ah, gerçekten harika (!)" dedim ve sahte gülümsememi yayınladım. Kısa süre sonra karısı -adı neyse artık- tabağı elime tutuşturdu.

"Eee, yerleştirmeye nereden başlıyalım?" Bebeği kucağına aldı ve etrafa bakındı. "Temiz olduğuna sevindim: Justin örümceklerden nefret eder."

"Bilmezmiyim?, salondan başlayalım" işi aceleye getirerek sırf karısı için solonu gösterdim -Justin gelir gelmez yerini öğrenmişti.- . Sonra 'koliler fazla olduğuna göre çok eşya vardır.' bakışlarını görünce "Yani daha az eşya var." diyerek paçayı kurtarmaya çalıştım.

5 GÜN SONRA

Eşyalar tamamiyle yerleşmişti. Gözlerimi kırpıştırdım ve Sally'nin dekorasyonunu hayranlıkla inceledim. Leylak rengi duvarlar, kremimsi parkelerle mükemmel bir uyum içindeydi. Odalara bakılınca anlaşılan Kraliyet evi, evin dış cephesine baktığımızda çöplük yuvasına benziyordu. Ellerimi belime yerleştirip Justin ve Sally'e baktım.

"Harika oldu. Teşekkür ederim."

"Bencede. Okuyor musun?" dedi Justin. Beni görmek için öne eğildi, çünkü aramızdaki Sally portresi bütün görselliği bozuyordu.

Gülümsedim. "Ah, evet."

"Ne için?" Dedi Sally.

Duyduğum halde "Efendim?" dedim. Justin'in karısı buraya gelmemden rahatsız olmuş gibiydi.

"Sally." Justin durumu anlayınca huzursuzluğunu belli ederek homurdandı.

"Öğrenmek istiyorum, 'aşkım'" demesiyle gözlerimi devirdim.

Justinle flört ettiğimi düşünüyor!

Hâliyle daha yeni doğurdu. Doğuran kadın psikolojisi.

"Yeni tanıştığım birine bunu anlatacağımı sanmıyorum."

Sally küçümseyici bakışlarını atıp bebeği Justin'e verdi. "Justin'e anlatabilirsin; çünkü onu çok iyi tanıyorsun değil mi?"

Justin, karısının kolundan tuttu. "Sally gidiyoruz!"

Çatlak Karı.

*

Gözlerimi kırpıştırdım. Sabah olmuştu, evin doğu cephesinden dolayı içeriyi kör edici güneş ışınları kaplamıştı. Telefonumda çalan Rihanna- Half Of Me ile oflayarak aramaya yanıt verdim.

"Evet?"

Jack "Miley, neredesin?" dedi.

"Seni pezevenk! Beni aldattın ve hala aramaya nasıl yüz buluyorsun?!"

"Ah Tanrım. Dön geri; hepsi yanlış anlaşılmaydı."

"Öyle mi? Seni kızı yutarken yakaladım Jack! Hangi yanlış anlaşılmada var bu?"

"O tek gecelikti."

"Ben tek gecelik bile değildim! Beni aramaktan vazgeç."

Telefonu kırarcasına kapattım ve dolabıma ilerledim. Seçtiğim elbisemi giydikten sonra Maine'yi öğrenmek için aşağı indim. Daha merdivenin başında aldığım rutubet ve toz kokusu bu gidişle beni zehirleyecekti.

"Nereye, bücür?" Justin omzunu kapıya yaslamış bana bakıyordu. Bir süre içeriye göz attı sonra tekrar bana baktı.

"B-ben, Dı-"

Omuz silkti. "Salak gibi duruyorsun."
Kelime darcığı fazla mı dar, yoksa agız tembelliğimi geçiriyor?

"Hayır." Dedim ve merdivenlerden indim. "İşim var."

"Seni bırakayım." Kapıyı kapatacağı sırada onu durdurdum.

"İstemiyorum." Dedim ama bakışlarını görünce yüzümü kapattım. "Önemli değil. Küçük Justin'e bak."

"Sally ve bakıcısı yanında." Sıkıntıyla nefesini verirken etrafa bakındı.

"Olabilir." Dedim ve dış kapıyı açtım. İçeriye giren rüzgarla kapının önündeki tozlar içeriye girmişti. "Önemli bir şey olursa yanında olmalısın." Justin kapıyı çekti sonra benim yanıma geldi. Eli ceplerindeydi.

Kapıyı açtı. "Annesi arabayı kullanabilir. Ayrıca kapıyı çektim ve Jim uyuyor. Zili ve kapıyı çalamam. Kaçışın yok, beraber gidelim."

*

Oldukça huzursuz biçimde bir sokaktan diğerine ilerlemiş, iki saatte gezdiğim sadece üç sokakta neler olduğunu ezberleyememiştim. Justin yüzünden; başımdan ayrılmıyor.

"İşim var demiştin?" dedi. Derin bir nefes aldı, bir süre sonra aniden gözleri büyümüş, şaşkın duruyordu. "Yoksa sen ot falan mı satıyorsun?"

"Ne?!" dedim. "Saçmalama! sadece buraları gezecektim. Yalnız."

"Yalnız gezipte hamile kalan çok kişi tanıyorum."

Kaşlarımı çattım. "Sen de hamile bırakanlardan olabilirsin."

"Ben evliyim bücür! Gerçi zamanında Jim öyle oldu."

"Pislik!" Dedim ve Justin'den uzaklaştım. Harika! Alabama'dan özel hayatım yüzünden ayrıldım. Buradan da, aptal komşular yüzünden ayrılacağım. Bir süre sonra "Ciddi değildin, değil mi?" dedim. Eğer ciddiyse başım büyük bir beladaydı.

"Bilmem."

Yüzümü buruşturdum. "Beni korkutuyorsun."

Omuz silkti. "Merak etme sikmem, tipim değilsin." Açık sözlülüğü şok etkisi yaratmıştı. Pis egoist.

"Botokslular olmasa soyunuz tükenir zaten."

Yeter dedim, Ondan kurtulmalıyım. Justin aval aval etrafa bakarken hızla topukları yağladım.

"Bücür!"

Ona orta parmağımı çıkarıp koşmaya devam ettim, bir süre sonra Maine Merkez'e gelmiştim. Etrafı gökdelenler ve tek tük ağaçlar süslüyordu, ayrıca oldukça kavşak vardı. Gözlerimi kırpıştırdım, Rüya olmalıydı. Cennet gibiydi. Birinin bana çarpmasıyla zar zor ayakta durduğum topuklularım üzerinde sendeledim.

"Biraz dikkatli ol. Burası şehir içi, böyle saf gibi bakınma." dedi kızıl saçlı bir kız. Ardından elindeki mağaza çantalarıyla kaldırımdan yürümeye devam etti. Kızın gittiği taraftan devam ettiğim de Büyük bir şirket gördüm, yanındaki hobi bahçesinde Kamelya çiçekleri boy gösteriyordu. Şirketi çevreleyen Alafranga camlardan birinin önüne 'SEKRETER ARANIYOR' yazıyordu. Cama biraz daha yaklaşıp yazan numarayı telefonuma kaydettim ve yüzümdeki aptal gülümsemeyle içimde "İş buldum"
ışıkları yanıyordu.
----------------------------------------------

Yorumlarınız ve oylarınız için teşekkür ederim! Bu sefer biraz daha uzun yazdım. Hikaye tutulursa (yorum ve oylar yapılırsa) devam edeceğim. Sizi seviyorum^^

Justin ve Miley hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce diğer bölümde neler olacak?

Run To Death .:. JileyBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!