*Psst* Notice anything different? 👀 Find out more about Wattpad's new look!

Learn More

HATIRLATMA

"İşlerden dolayı yemeğe falan çıkmadık. Bu gün çıkalım ister misin?" Dedi.

Kabul edip etmeyeceğimi bilmiyordum. Onu hala seviyordum ve cevaplarımdan emin olamıyordum. Kabul edersem Justin daha fazla sinirlenecekti ama benim için önemli olan onun tepkisi değidi (daha sonra pişman olup olmayacağımdı) Cevap vermedim sadece sessizce durdum. Justin ifademi çözmek istermiş gibi bakıyordu, ben de ona baktım. Burun kıvırdı Gideceğimi düşünüyordu.

"Bilmiyorum."

"Evet veya hayır. Sadece bu." dedi Jax.

"Hala akıllanmadın. Gerçekten umrumda değilsin." dedi Justin. Yüzü gayet rahatsız ve iğreniyormuş gibi duruyordu.

Kapı açıldı ve ardından Alabama Reklam ekibi geldi. Ekipten çok ekibin sonunda çıkan kişi beni ilgilendirmişti. İstemsizce elimi Jaxon'ın bacağına koydum, sonra yumruk yaptım. Yüzüm ve gözlerim seğirmişti. Vücudumun her yeri uyuşuyor, can çekişiyordu. Justin onları karşılamak için ayağa kalktığında beni gördü ve elinde ki kamera düştü. Jaxon ise benim yüzümden ayağa kalkmamıştı, korkuyla elimi tutuyordu. Justin ikimize bakarken gözlerimde ki endişeyi gördü ve ekibin üyesine baktı.

O an sadece Ölmek istiyordum...

14.BÖLÜM

Kamera ayaklarının dibinde parçalandığında hiçbir tepki vermiyordu, tıpkı benim gibi. Çıkan ses diğer üyelerin dikkatini çekmiş olacak ki hepsi Jack'e baktı. Justin, şaşkınlıkla bizi süzerken bir şey söyleyecek oldu fakat sustu. Ekibin bir kısmı parçaları temizlerken siyah saçlı bir çocuk Jack'i hayata döndürmeye çalışıyordu.

"Emma!" Dedi Jaxon.

Sesinden irkilip elimi çektim. Emma isimde ki bir kız gelip temizlik görevlisini çağırdı. Görevli etrafı toplarken Jaxon benimle iletişim kurmaya çalışıyordu. Ağlamak istemediğim için ayağa kalktım, sonra alafranga cama doğru ilerledim. Şehri gökdelen gibi binalar kaplıyordu ve trafiği de sıkışıktı. Bazıları iş yerlerine gitmek için koşuştururken, Taksi gibi araçlar yolun açılması için kornaya basıyordu.

"Başlıyoruz" Diye mırıldandı Jack.

Sesi tüylerimi diken diken etmiş, vücuduma ısıltılmayacak kadar soğuk bir dalga yaymıştı. Kafamı sallayıp arkama döndüm. Hepsi bana bakıyordu, zorlanarak sahte bir gülümseme yaptım. Herkes her şeyin yolunda olduğunu mırıldanıp işlerine dönerken Jack arada bana bakıyordu. Justin kaşlarını çatarak bana baktı sonra yanıma geldi. Aramızda ki mesafeyi biraz açtım, Jack'in yanında ona böyle yakın davranmak kötü hissettiriyordu. Ben Justin'e bakarken onu gören Jack'in gözleri o yanımdan ayrılana kadar ikimize sabitlendi.

"Onu tanıyorsun." Dedi Justin fısıltıyla. Bu sırada yüzü garip bir şekil almıştı.

"Tanımak istemiyorum." gözlerimi kaçırıp kollarımı göğsümde birleştirdim.

Uzun süre bekledi sonra koluma dokunmaya çalıştı ama daha milim hareketinde göze batmamaya çalışarak geri çekildim.

Midem acayip bir biçimde bulanıyordu, tıpkı Jaxon'ın odasında ki gerçekleri öğrenmeden önce olduğu gibiydi. Kalbim buz tutmuştu ve kimsenin beni teselli etmesini istemiyordum. Ne yaparsam yapayım yaşadıklarım geçmeyecekti, ben bir savaşçı değildim. Zırh gibi beni koruyan zımbırtılarım yoktu. Ben bir kamu görevlisi gibi işine ait aletlerle savaşan biriydim. Bazen yaralıyordum fakat uzun sürmüyordu (canlanıyorlardı). Ben onları tamamen yok etmek, bir daha bana bulaşamayacak hale getirmek istiyordum. Son yaşananlardan sonra artık silahım da yoktu ve güçsüzdüm, tek tesellim uzak durmaktı.

Run To Death .:. JileyBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!