2.BÖLÜM

Duvarın köşesine ağ kurmuş, tırnak büyüklüğündeki örümceğe bakıp kahkaha attım.

Oldukça zor olsada kahkahalarımla beraber konuşmayı başarmıştım.

"Sen örümcekten korkar mısın?" diye sordum.

"Sana sarıldığıma ve çığlık attığıma göre korkuyorum!" dedi. Gözlerimi devirdim ve Justin'i üzerimden çekip odadan çıkardım. Vilada kovasına su doldururken Justin sıkıntıyla bana baktı "Bu örümce orada mı kalacak?"

Hâlâ endişeli duruyordu -belli etmemeye çalışmasına rağmen-. Gözlerimi devirdim ve derin bir nefes aldım.

"Saçmalama! Biraz sabırlı olursan onu halledeceğim!"

Su dolu vilada kovasını oturma odasına götürürken Justin'e seslendim.

"Madem rahatsızlık duyuyorsun, şu örümceği temizlemem için bana viladayı getir"

Korkan kendisiydi ve biraz işe yaraması gerekiyordu (Zaten o korkmasaydı da elinde sonunda o örümcekleri temizleyecektim, sonuçta kimse evinde, yıllar sonra el kadar olmuş bir örümcek istemez)

Üzgünüm Bay siyahımsı zararsız tüylü örümcek, seni nüfusuma katamam.

Justin koşarak Salona girdiğinde istemsizce irkildim. O ise elindeki vilada ile gözlerini örümcekten ayırmadan yanıma geldi.

"Nasıl yapacaksın?" dedi endişeyle -Bay Soyadını bilmediğim şahıs fazla ödlek- . Viladayı suya daldırıp aletinde sıktım.

"Komşumu örümcekten kurtaracağım. Örümcekten korkan Erkek komşumu." Yeterli nemliğr ulaşınca viladanın bezini örümceye bastırdım.

"Hey! Herkes bir şeyden korkar. Erkek de, kız da olsa korkar anladın mı?"

"Bana peçete getirmeye ne dersin?" dedim. Justin başını sallayıp elinde peçete ile geri geldi. Viladadaki örümceği peçeteye atarken ciyaklamaya başladı. "Yeter ama Justin! Öldürdüm işte daha ne korkuyorsun?!" diye atarlanırken iki adım gerilemiş ben ve örümcek arasında mekik dokuyordu.

"O siyah sekiz bacaklı laneti yok edersen mutlu olurum." dedi iğrenerek. Justin'e Ciddi Misin? bakışımı attım.

"Onu yok edemem öldü ve sorun kapandı." Peçeteyi dikkatlice katlayıp mutfaktaki çöpe attım.

"Başka var mı örümcek?"

Kafamı sağ sola salladım ve kapıyı açtım.

"Pek yararın olmasada geldiğin için sağ ol. Bir ara ufaklığı görmek isterim." Dedim Justin'i dışarıya çıkarırken.

"Hey, bir dakika daha tanışmadık!" kapının kapanmasını ayağıyla engellerken aynı şiddette karşı çıkıyordum.

"Bu binada yaşayacağım için tanışacak zaman çok; ama benim bir an önce eve yerleşmem gerekiyor. Siz de çocuğunuz ve eşinizle ilgilenin. " gülümsedim ardından Justin'in ayağını kapıdan çekip yüzüne kapattım. Salonda beni bekleyen kutu yığınına gidip hepsini açıp yerleşmeye başladım.

Ailem üç yıl önce ölmüşlerdi. Bütün bu olaylardan kurtulmak için taşınmak istiyordum ama devam eden ve Amerikada sayılı okullardan biri olan Jefferson County IB School'u bırakmak istemiyordum; bu yüzden Liseden mezun olmamı beklemiştim. Son yılımdayken oldukça zor günler geçirmiştim. Eski sevgilim Jack'in beni tam iki yıldır aldattığını, en yakın arkadaşımın uyuşturucuya başladığını öğrenmiştim. Yaşadığım aile özlemine, en yakın arkadaşımsa bana acı eklemişti. O yıllar da birlikte takıldığımız beş arkadaşım farklı yerlerde ardışık günlerde dramatik ve kusursuz bir şekilde öldürülmüşlerdi. Katil ise yapılan bütün işlemlere rağmen -polisin ihmali düşünüyorum- bulunamamıştı. Ben ise katilin bu işi kasten ve hepimizi öldürmek için yaptığını biliyordum. Geriye kalan tek kişi ben olduğum için yalnız yaşadığım Birmingham'da arkamı kollamak zorundaydım; fakat evimin bulunduğu cadde, serserilerin merkezi olunca bu pek mümkün olmuyordu. Uzun süre boyunca dikkatli olarak, aynı zamanda bu karmaşadan etkilenmemeye çalışarak -ki oldukça zor olmuştu- lisemi bitirmiş, diplomamı aldığım gibi sessiz olduğunu düşündüğüm Maine'ye gelmiştim. Burada Üniversitemi okuyup -aynı zamanda çalışacağım- eğer beğenirsem ve kaçak katil beni bulmazsa burada kalacaktım.

Makyaj masasını odama taşıdıktan sonra ellerimi birbirine çarpıp önüme düşen saç tutamımı kulağımın arkasına sıkıştırdım.

"Herşeyin iyi olması dileğiyle Hoşgeldim Maine!"

Run To Death .:. JileyBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!