HATIRLATMA

Justin kahkahalara boğulurken okula çoktan varmış, bahçedeki herkesin garip bakışlarına maruz kalmıştık. Nero'nun elini omzumdan çekip Justin'in ağzını kapattım. Fazla hızlı davranmış olmalıyım ki Justin'in sırtı bahçe duvarıyla buluşmuştu. (Castin ndn bhçe dvarıyla randevuya çktn? kstm .s.s.s)

Aramızda tehlikeli sayılabilecek bir uzaklık vardı. Sanki zaman durmuştu ve biz de buna kapılmıştık, ikimiz de tepki veremeyecek durumdaydık. Justin'in gözleri dudaklarımda durduğunda bunu önemsemiyordum çünkü Açık gömleğinde gözüken kaslarına bakmamak için gösterdiğim çaba bunu fazlasıyla engelliyordu. Sonun da dayanamayarak bir kaç saniye baktım (Şu an tek istediğim onlara dokunmaktı, ciddiyim) ardından yüzünün her santimini ezberlemek istermişçesine süzdüm. Justin ellerini belime yerleştirdi ve tepkimi ölçmek için anlık bir zaman diliminde bana baktı. Elimi yavaşça dudaklarından çektim.

Zaman bu sefer iflas etmiş gibiydi. Beynim'deki bütün her şey sıfırlanmış yerine onun yüz hatları ve dudakları yüklenmişti.

19.BÖLÜM

Derince yutkunmamın ardından aramızda ki o küçük mesafeyi kapatmaya başladı.

Kalbimin ritmi gittikçe düzensizleşmeye başlamış içimde ki kıpırtıları durdurmaya çalışıyordum. Benim yanımda sadece o vardı, Jaxon'dan çok değeri -Her ne kadar Jaxon'a olan değerim azalsa da onu sevdiğim barizdi- hakkediyordu. Ancak içimde bir kuşku vardı, nedenini düşünemeyecek kadar rahatsız ediciydi. Justin'de zaten düşünmemi istemiyormuş gibi dudaklarıyla benimkleri kapladı.

Medya da ki Justin'in Miley'i öperken hissettiği: Çeviri: O bir ay ben de gelgit (bilmeyenler için; denizde ki gelgit -denizin kıyılara doğru çekilmesi veya açılması. Dalgayla karıştırmayın- olayı Ay'ın yarattığı çekme veya itme kuvvettinden kaynaklanıyor. Bir diğer ismi; Medcezir :D (Çok bilgiliyim, laned olsun! :D)

Bunu bekliyordum fakat bu kadar iyi hissettireceğini düşünmemiştim. Farklı öpüyordu ve ben bunu sevmiştim. Duygularımı bir mıknatıs edasıyla kendine çekiyordu, görevi belli olduğu kadar ismi de belliydi ve ism-

"Müdür geliyor!"

Nero'nun bağırması ve ardından birbirimizi omuzlarımızdan ayırması düşüncelerimi tozlu raflarıma kaldırmıştı, belki de zamanı gelince devam etmem daha iyiydi -hatta Nero'nun bizi ayırmasının nedeni; bana bunu hatırlatmak içinmiş, gibi geldi.-

Şimdiyse bu raflardan yeni bir düşünce çıkmıştı, ve bunu destekleyen cümle şuydu;

"Bayan. Wood ve yanında ki, odama!"

Beni Cehennem'den bile beter bir boyuta getirecek cümlede ki kapalı anlam tüylerimi ürpertmişti. Müdürümüz Bay. Hammer'ın sesi sıçtığımızın -daha doğrusu SIÇTIĞIMIN- göstergesiydi.

Korku dolu gözlerle Nero'ya baktım. Dudağını sarkıtmış üzgün duruyordu. Müdürün beni okuldan atma şansının yükselmemesi için hızlı adımlarla Bay, Hammer'ın peşine takıldım.

Bu sırada fark etmiştim ki Justin de peşimden geliyordu. Bunun nedenini zihnimde tartışma yaratacağım sırada hayal gücümün önüne belge koyuldu.

"Bayan. Wood ve yanında ki, odama!"

Bayan. Wood ben oluyordum, yanımdaki de... Sokayım! Justin'le bir kaç saniyelikte olsa öpüşmüştüm! tabi ki onu çağıracak, okulumuzun maskotu Pods'u* değil ya.

*Pods: Sevgisiz maskotumuz Pods'u basketbol maçlarımız da kullanıyoruz. O bildiğimiz ayı, tavşan, kartal gibi normal takım maskotları değildi. Kendisi Unicorn'du. Hani şu başının ortasına kaşık -aslında o bir boynuz fakat benim hayal Dünyam'da bir KAŞIK!- saplanmış atlar var ya,işte onlardan. Fakat bizim Unicornu'muz biraz değişik... yani biraz sapıkça ama bizimkinin boynuzu klasik olanlardan değil, takımın oyuncuları tarafından sonsuzluğa terk edilmiş bir 'Penis'. Hikayesi ise bana göre komik (Katarina'dan öğrenmiştim); Takımımızın ismi Gökkuşağı, (düzeltiyorum.. Götkuşağı. Hayal Dünya'ma sövmeyin Please!1!1) haliyle maskotumuz bir Unicorn. Takım maç için Soyunma Odası'na giderken yeni gelen bir oyuncu onun yerine yanlışıkla -üstünü çiziyorum YANLIŞIKLA- erkekler tuvaletine girmiş. Ve bu sırada, okulun tamamının maçta olduğunu fırsat bilen Bay. Hammer'ı otuz bir çekerken yakalamış. Bay. Hammer daha onu göremeden çok aradığı soyunma odasına girmiş ve olanları bizim takıma anlatmış. Takım bununla dalga geçerken diğer odada bulunan yeni maskotu fark etmişler -bu maskot (yani Unicorn Pods) önemli bir maçı kazandığımızdan dolayı hediye olarak getirilmiş- içlerinden biri -müdürün uzun uğraşı sonucu bulunamadı- Amigo kızların yedek Ponponlarının püsküllerini koparıp, Japon yapıştırıcısıyla üçgen haline getirmiş -nasıl yaptığını diğer derslerde düşünmüştüm ve hala bulamadım- sonra Pods'un boynuzuna yine Japon yapıştırıcısıyla yapıştırmış. Maç başlayacağı sırada Amigolarla beraber gelen Penis boynuzlu Unicorn Pods, seyircilerin garip bakışlarına ve kahkahalarına sebep olmuş. Maçtan sonra Bay. Hammer, yapanı baya araştırmak zorunda kalmış -bir yıl boyunca-, suçlunun çıkamayacağını, çıksada boynuzda ki ponponun yapıştırıcının gücünden sonsuza dek kalacağına kanaat getirip bu işi sonlandırmış.

Run To Death .:. JileyBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!