Zaman kavramının olmadığı bir hayat ilk defa mutluluğu hissettiriyordu. Aslında zaman vardı: Saatler her zaman ki görevindeydiler. Sadece kaptırmıştım kendimi; En çok korktuğum acının ağına ikinci kez düşecektim.

Sevginin... Bu geliştikçe saplar sağlamlaşacak Aşık olacaktım, olabilirdim.

Burada ihtiyacım olan tek şey güvendi; fakat Jaxon ve Jack bu duyguyu en derinlere gömmemi sağlamıştı. Belki bir daha olmazdı. Kimseye güvenemezdim, sevgiden korkarak -her şeyden kaçarak- hayatta kalmaya devam ederdim. Sadece ben olurdum. Her şeyden uzak.

Kazağına gömülmüş ellerim, sıcaklık karşısında cızırdarken daha sıkı tutundum. Sıcacık olmalıydı. Kısa temasımda bile bu kadar ısınmışsam, Justin kesinlikle yanıyor olmalıydı.

Eli, tenine gömülmüş tırnaklarımı ayırmayı kısa sürede bitirip avuçlarına hapsetmişti. Elim ellerinin arasında yumruklaşırken kazağıyla bütünleşmiş parmaklarımla onu "nazikçe" ittirdim.

Dudaklarım havanın acımasız soğuğu karşısında üşümeye başlarken düşme dürtüme karşın demirlere tutundum. Sanki bütün gözler benim üzerimdeydi.

"Sanki" değildi...gerçekten birçoğu bana bakıyordu, yaptığım yanlışı -veya doğruyu- yüzüme vurma çabasındaydılar.

Korkak olduğumu anlamıştım. Ben de Baş Harfi J fobisi olmalıydı. Şaşırtıcı derecede tesadüften ibaretti; hayatıma bir yığın J'ler kapsıyordu.

Bir an kendimi John Green "Ilk Aşk" kitabında ki Colin'in kız versiyonu olduğumu sandım. Ama hayır...

On dokuz tane J ile baş edemezdim. Hele hepsinin -Justin hariç- aynı özellikte olması kalbim için büyük bir yüktü.

Altında ezilirdim.

Demiri sıkı sıkıya kavramış parmaklarım, damarlarımla beraber Isyan Protestoları yaparken hemen dibimde bitmiş Justin'i fark ettim.

Gözlerim odak noktasını şaşırmış bir şekilde mekik dokurken fısıldadı:

"Korkuyor musun?" ("Kokuyor musun?" Diye okuyanlar cyvjbuf)

Yumuşak sesi kulaklarımı okşarken İsyan Protestosu yerini arzuya bırakmıştı. Bu çekim fazlaydı. Vücudumdaki dolaşımı durdurmak adına titrek bir nefes aldım.

"H-hayır, iyiyim."

Aramızda bir adımlık mesafe olsada nefesinin sıcaklığını hissedebiliyordum. Fakat ne yazık ki burnumun donmasını engelleyemiyordu. Gözlerimi kırpıştırıp Justin'e baktım. Yanak içini kemiriyordu. Gülümsedim. Stresli ve kızgın olduğu zaman bunu yapardı; onda tatlı duruyordu.

"Selam bok çuvalı çifti. Ne zamandır burada dikiliyorsunuz?! Evde de dikilebilirdiniz!"

Katarina 'Bak Sevgilim Var' konusunu gözüme sokarken omuz silktim. Bu Aaron arkadaşımı aldı!

"Senin bana yardımcı olman gerekiyor." Dedim ve Paten kayamadığımı anlaması için imalı bir göz kırpma yaptım.

Tırnaklarıyla bir süre ilgilendi. "Ben sana ne yardım edeceğim? Yanında Justin var, ondan yardım iste."

Derin iç çekişimin ardından gülümsedim. Bu kız neden bu kadar saftı?

"Justinlik durum yok. Kız kıza konuşalım."

Justin eminim ne olduğunu merak ediyordur fakat öğrenirse daha kötü olurdu. Tamam... en azından gülerdi veya yalan söylediğim için kızardı. Fakat ben bunu bile istemiyordum, Justin'e rezil olmak en son isteyeceğim şeydi.

Run To Death .:. JileyBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!