HATIRLATMA

Bir süre sonra Jaxon'a beraber bazen şakalaşarak soruları cevaplamaya başladık. Justin'se bize bakıyordu. Sadece iki soru cevaplamıştı ve şuan sadece Nina işiyle ilgileniyordu. Rahatsız olduğumu belirterek Justin'e baktım.

"Nasıl gidiyor Bay,Bieber?"

Jaxon kalemi bırakıp arkasına yaslandı. Justin ise ilk toplantı da yaptığı gibi yamuk ağız sırıtıyordu.

"İyi. Sizin nasıl?" dedi Justin

"Gayet güzel. Sanırım Nina'ya yetemiyorsunuz, yardıma ihtiyacınız var mı?"

"Üzgünüm, işin şakayla yapılmasına izin vermem. Burası sirk değil." (Justin ikisine Palaço demek istiyor :D PUHAHAHA)

Ben kaşlarımı çatarken Jaxon koluyla beni dürttü.

"Rahatsız ettiğimizi bilmiyorduk." dedi Jaxon.

Sinirler beynimi sıkıştırıyordu. Bir acı biber gibi kızgındım, sakinleşmek için ayaklarımı yere vuramazdım bu yüzden dudaklarımı birbirine bastırdım.

-Burada devam etmek istemiyorum. Jaxon senin evde devam edelim mi?" dedi Justin ardından muhteşem gülümsemesiyle Jaxon'a baktı.

11.BÖLÜM

Jaxon'ın gösterişli evine gelmiştik, Justin'in tamamlayamadığı soruları beraber yanıtlayacaktık ve işimiz bittiğinde herkes evlerine dağılacaktı. Buraya daha önce gelmiştim ama ilk defa gelmiş gibi davranmak zorundaydım. Çünkü, Justin denen şahıs Jaxon ile olan ilişkimi biliyordu.

Jaxon'ın çalışma odasına çıktık ve benim karnımda uzun yolun berbatlığından kaynaklanan dayanılmaz bir ağrı vardı. Ben tabloları incelerken Justin göz ucuyla bir süre bana baktı, ardından kendini soruları cevaplamaya yöneltti.

"Jaxon" dedim masanın üstündeki sertifikaları, ödülleri incelerken.

Birkaç dakika sonra cevap verdi. Büyük ihtimalle bir soruyla ilgileniyordu.

"Evet?"

"Lavabonun nerede olduğunu gösterir misin?

Jaxon onaylayarak bana baktığında birlikte kapıya doğru ilerledik. Önümüzde Jaxon'ın odası ve lavabo'yu kapsayan uzun bir koridor vardı. Jaxon sanki numara yaptığımı anlamamış gibi lavaboya ilerliyordu. Birden odasının önünde durdu, sessizce küfür etti ve aralık olan kapıyı aceleyle kapatıp kilitledi, bu sırada o aralığı mümkün olduğunca engellemeye gayret göstermişti. Ben şaşkın şekilde kapıya bakarken Jaxon lavaboya varmıştı.

"Miley, geldik. Burası."

Eliyle beyaz ahşap kapılı büyük odayı gösterdi.

"Sadece Justin'in daha fazla şüphelenmemesi için senden yardım istedim. Lavabonun yerini biliyordum" sırıttım.

"Justin bir şeylerden mi şüpheleniyor?" sesini mümkün oldukça kısılttı.

Sanırım bunu ilk benden öğrenmişti. Justin bunu sadece bana söylemiş olmalıydı.

"S-sen bilmiyormuydun?" dedim telaşla.

Derince yutkunup kafasını salladı sonra hızlı adımlarla Çalışma Odasına geri döndü.

Ben de siyah-beyaz döşenmiş, pahalı ve lüks banyoya girdim. Normal banyolardan kat ve kat büyüktü. Karnımdaki ağrı "ben buradayım!" dermiş gibi şiddetlendiğinde, mümkün olduğunca kısık çıkarmaya zorladığım bir inleme çıktı dudaklarımdan.

Lavaboya tutundum sonra defalarca elimi yüzümü yıkadım.

Eve girerken hizmetçinin değiştiğini fark etmiştim. Sanırım hastaydı veya izinliydi, birden aklıma berbat bir neden geldi. Ben küpeyi ona bırakmasını söylemiştim, Ya o küpeyi bırakırken yakalandıysa...İşten atılmıştır. (Hatırlamayanlar için "Drawings" bölümü.)

Run To Death .:. JileyBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!