For every story tagged #WattPride this month, Wattpad will donate $1 to the ILGA
Pen Your Pride

7.BÖLÜM

Jeremy bana ve Nina'ya baktı. "Her şey ortada. Miley yeni geldiği halde mantıklı bir çizim yapmış," dedi Nina'ya dönerek. "Nina. Senden bunu beklemiyordum. Beni hayal kırıklığına uğrattın, bir an önce kendini toparla."

Jaxon puflayarak arkasına yaslandı. "Şimdi ne olacak?"

Ellerini uzun masada birleştirdi ve bana baktı. "Miley evin geri kalanının çiziminde Justin'e yardım edecek."

Justin yamuk bir gülümsemeyle bana baktığında gözlerimi devirdim. "Bugün başlayalım mı?" Dedi Justin.

Jaxon'a kısa bir bakış attığımda bana baktı. Akşam Jaxon'la yemeğe çıkacaktım. Ayrıca benim için Sally'i reddetmişti. Gitmesem büyük bir kabalık ederim. Masada ki herkes bana baktı. Rahatsız olduğumu belirterek ofis koltuğunda kıpırdandım ardından başımı sağa sola salladım.

"Üzgünüm Justin daha sonra."

Justin yüzünü buruşturdu. "Neden?

Jaxon'a Bana Yardım Et! bakışı atınca Justin'e döndü. Gülümsedi. "Röportaj metni hazırlayacağız."

"Daha 19 gün var"

"Tamam Justin. Herkes senin gibi işi sona bırakmıyor." Dedi Jeremy

*

Küçük, kırmızı ağırlıklı bir restoranın cam kenarına oturmuş siparişleri bekliyorduk. Sommelier yanımıza gelip şarabı kadehlerimize doldurdu.

"İçki is-"

"İçkisiz yemek olmaz."

Başımla onay verip manzaraya baktım. restoran şehirden oldukça yüksekti; bu yüzden şehirde bulunan gökdelenler ve evler büyük ateş böcekleri gibiydi. Bir çift yola inen merdivenlerin başına oturup manzarayı seyretmeye koyuldu. Aklıma Jack gelmişti, Jefferson'a oldukça yakın olan bir kahve dükkanı vardı. Çıkışta beraber oraya giderdik, bazen bizimkiler de olurdu. Kahve içerek eğlenirdik, Jack ve ben asla içki içmezdik. İçki için "Güzel anları unutturur ve seninle geçen her anı unutmak, asla istemem" derdi. Onun sayesinde iki yıl boyunca içki içmemiştim. Hatta tadını bile unuttuğumu söyleyebilirdim. Erkek kolunu kızın boynuna atmış birbirlerine şaka yapıyorlardı. Dudaklarımı birbirine bastırıp gözümü onlardan çektim. Dışardan her ne kadar "Öküzün trene baktığı gibi bakıyor" gibi görünsem de aslında Jack'i düşünüyordum, o çocuk ona çok benziyordu (yani davranışları). Belki bana dayanamamıştı, son zamanlarda çok kavga etmiş birbirimizi kırmıştık. Bu yüzden aldatmış olabilirdi, kavgaları istemediği için.

"Miley, siparişler geldi." Dedi Jaxon. Düşüncelerimi ve Jack'i ortadan ikiye bölüp önümdeki yemekle ilgilenmeye başladım. Jaxon'da uğraştığı telefonunu cebine koydu. "İlk içkiyle başlanır Mil."

Gülümsedim sonra içkiye uzandım. "Bilmiyordum. İki yıldır içmedim ve restoranda da."

İçkisine uzanarak, "İnanamıyorum. Ciddi misin?" Dedi. "Bugünki ve gelecekteki başarına" Göz kırptı sonra kadehlerimizi tokuşturduk. Midemdeki kelebekleri yoksayarak içkimi yudumladım, Garipti.

"Ciddiyim, Jack ilgilenmezdi."

"Eski sevgilin?" Cümleden çok soru gibi çıkmıştı.

Cevap konusunda kararsız kalmıştım. Ama Jaxon'ın benimle flört etmeye çalıştığını biliyordum ayrıca birlikte olmuştuk. Çıkıyoruz desem yüzsüzlük etmiş olurdum. Gerçi ben bile çıkıp çıkmadığımızı bilmiyorum.

"Evet" aceleyle konuşup sadece önümdeki yemeğe odaklandım.

Jack Yok.

"Sevgilisiyle içki içmemesi çok saçma. Yanlış anlama ama bence seni sevmiyordu."

Run To Death .:. JileyBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!