Hatırlatma

"Saflığına neden bu kadar takılıyorum... Biliyor musun Miley?"

Bilmiyordum.

Elini sırtımdan kalbime indirdi, iç çekti. Uyuduğumu düşünüyordu. "Sakın uyuma, güzelim."

Bebeğim?... Güzelim?...

"Birlikte uyuduğumuz ilk günü hatırlıyor musun?" derken durdu. "Sarhoş olmuştum, hatırlarsan." Başımı salladım. O günü fazlasıyla iyi hatırlıyordum; Hatta Justin'in beni sarmalayan kollarından dolayı öleceğimi düşünmüştüm, gülünç bulmuştum. Fakat şimdi böyle bir şey olsa, "en iyi ölüm budur." derdim.

Justin'in kollarında ölmek... Değişik, ama güzel.

"O akşamı çok iyi hatırlıyorum. Ama sen hatırlamıyorsun. Bu yüzden bu saflığın devam ediyor..." dedi ve tekrar başımın üstünü öptü. "Bebeğim... O günden sonra yaptığım şey ne oldu biliyor musun?" dedi yanağımdaki baskısını yok ederken, tabii yerine dudakları almıştı. "Saflaştırdım... Onu. Her şeyi. Ben buna devam ederken daha fazla saflaştın:
Ben aşkımı saflaştırırken ; sen bunu göremeyecek kadar saftın."

*

Çalan telefon sesi ardından Justin'in homurdanmasıyla gözlerimi açtım.

Belimdeki elini çekip telefona uzandı. Şişmiş gözleri ve asık suratıyla komik duruyordu. "Ne var?" dedi arayan kişiye.

"Bu saatte ne söyleyeceksin. İzin almıştım, gelmeyeceğim," dedi bana bakarak. Kaşlarımı çattım; telefondaki Jaxon olabilirdi. "İyi o zaman. Bir dakika... Jaxon, beni sinir etme! Bana ne partiden? Çağıracak birilerini bulamadın mı?" gözlerini ovuşturarak başını yastığa gömdü. "Jeremy'de mi? Annem mi? Lanet olsun, neden bu kadar gıcık olmak zorundasın! Aile toplantılarından nefret ettiğim gibi ailenin bulunduğu partiden de nefret ediyorum!" diye boğuk bir sesle konuştu. "Beni eleştirecekler... Biliyorsun."

Gözlerimi kırpıştırıp olayı kavramaya çalıştım. "Annemi ortaya atmam, Jax. Gelmeyeceğim ve eleştiri olmayacak." dedi sonra doğruldu. "Yılbaşını ne yapayım? Hem gelirsem Miley de gelecek. Senin yanında bulunmayacağını anlaman gerekiyor."

Konunun içine istemsizce girdiğimde vücuduma belli belirsiz bir korku yayıldı. 'Senin yanında bulunmayacağını anlaman gerekiyor' demişti: Dün Jaxon'ın evine gitmiştim.

"Söyle," dedi tıslayarak. "Lanet olsun! Beni getirtmek için malzeme bulma."

Derin iç çekip "Tamam. Geleceğim; ama yanına yaklaştığını görürsem kardeşim demem..." dedi. Bir süre sonra telefon kapandı ve Justin, homurdanması duyuldu.

Gergin olduğunu bildiğim için beynimin bir tarafında saklanmış merakı susturdum. Zaten birkaç dakika sonra bana dönmüştü. "Telefon için üzgünüm: Uyandırdım... Her neyse, günaydın."

Gülümseyip omuz silktim. Merak ettiğimi anlamış gibi devam etti: "Jaxon Yılbaşı öncesi parti veriyormuş. Şirket partisi gibi. Gelmemi söyledi, gıcık."

Yastığı koltuğun koluna yerleştirdim, sırtımı yasladım. "Sen git. İstersen tabi. Ben evde kalırım, parti ortamları bana göre değil."

Dudaklarını büzdü. "Jaxon yüzünden değil mi? Ona belirttim: Eğer yanına yaklaşırsa olacakları biliyor. Endişelenmene gerek yok." dedi. Yanağımı öptü.

"Biliyorum. Yine de pek istekli değilim. Bay Bieber orada olacak, yani Jeremy. Şirketten neden ayrıldığımı bilip bilmediğini bile bilmiyorum. O ortamda bana sorarsa ne diyeceğim?"

Run To Death .:. JileyBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!