Not: En altta bölüm sınırı var *-*

- - - - - - - - -

Sayılar içinde boğulmuş bir tahta ve yazılanları aklımda tutmamı istemeyen beynim, o küçük noktaya dalmamı sağlamıştı.

Matematik ne çok sever ne hiç sevmezdim. Çoğu ders benim için öyleydi fakat not durumuna bakarsak sayısal durumum önplandaydı. Tabii bu, bir zamanlar ailemi mutlu ederdi ama ben yine her şeyin dozunu kaçırıp defter kitaplara dalmıştım. Ki Jack'in bu durumda beni nasıl sevdiğini bilmiyordum.

Aklım, dün Jack ile gerçekleşen anlaşmamıza saptı. Artık zamanımın büyük kısmı Jack ile geçecekti. Sally'nin her durumunda röntgen gibi etrafında olacaktık. Bunu sıklıkla Jack yapacaktı; çünkü Sally ve Jaxon, onu tanımıyordu.

Konuşmamız sonrasında Justin'e anlaşmayı anlattım. Ve o Bieber klasiği tavrıyla 'onu döveceğini' belirtti. Size bahsetmiştim: "İkna gücüm kuvvetliydi". Wood klasiği Justin için en iyi yöntemdi, ki Justin asla başarısızlığa uğratmazdı.

Her derste olduğu gibi, bu seferde kafama silgi gelmesiyle Katarina'ya, yani arkama döndüm. Silgisinin bitmemesine şaşırıyordum; gerçi Rusya'daki ölen dedesi kırtasiyede çalışıyordu ve ona her ay kutuyla silgi gönderiyordu. Bu şaşırmamı gerektirebilecek olmaktan çıkartıyordu. Asıl bunu gerektiren, Katarina'nın ebeveynlerinin, o kırtasiyede çalışan dedesinin cenaze törenine gitmesi ve Katarina'nın 'fazla üzüleceklerini' (!) düşüneceklerinden dolayı onu almamasıydı. Zincirin kopan kısmına bakarsanız Kat şu an, cenazesi olan dedesinin silgilerini bana atıyordu.

Göz yaşartacak bir torun...

Katarina dudaklarını kıpırtadarak "Sıkıldım," dedi.

Dünyada ki en kibar, en eşi bulunmaz, en sevimli, en düşünceli... arkadaşı olarak: Umursamadım.

Benim canım sıkılmıyordu; çünkü düşüncelerimi parangalayan bir beyne sahiptim.

Sıranın altındaki telefonumdan gizlice saate bakıp son on dakikanın bitmesini bekledim. Dikkatimi sadece derse vermeye çalıştım; fakat bunu kesen tahta ve duvar saati arasında mekik dokumamdı. Ders dinleme havasında olmadığım belli olunca dışarısını incelemeye başladım.

Yağmur dolayısıyla koşuşturan birçok insan vardı. Binaların bir kısmı fazla sönük duruyordu ve art arda dizildiklerine bakılırsa tekin olmayan bir caddeye aitti.

Zil sesi tüm okulu inlettiğinde ilk Bayan Denz çıktı ardından Katarina ve ben. Katarina, yanında oturan çocuktan bahsederken fazlasıyla öfkeliydi. Kendini bilmiş, sersem biri olduğundan bahsediyordu, ta ki Aaron yanına gelene kadar. O buradayken bu konudan konuşulmayacak olduğunu düşünüp sustum.

Justin, bu saatlerde şirkette kafasını türlü dosyalara daldırmış olabilirdi. Her ne kadar geleceğini bilmesemde okula benimle geldiği gibi birlikte dönmek isterdim.

Öğrencilerin, okula akın ettiği zamanlarda basketbolun Amigo kızları Justin'e kaş göz işareti yapmıştı ve Justin sadece bir-iki kez onlara bakmış sonra 'benimle olduğunu' belirten bir şekilde öpmüştü. Davranışıyla dırdırımdan kurtulmuş olsada Amigo kızlar ben ve Katarina'dan kurtulamamıştı. Belki yapma dudakları patlamış olabilirdi...

Katarina bana hitaben "Aaron ve Kat çiftine katılmak ister misiniz, Bayan Düşünen Adam?" demesiyle dış dünyaya döndüm.

"Pek iyi değilim, sanırım." diye mırıldandım.

Evet, iyi değildim. Yüksek dozda Justin özlemi çekiyordum. [biz ne yapalım aq? Dakika başı Justin'i görüyoz sanki? Bize sorun, özlemi anlatalım. Yazarınız sıçtı ve gidiyor bayüü ***-***]

Run To Death .:. JileyBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!