HATIRLATMA

Kağıdı elinden kapıp buruşturdum. Ellerini havaya kaldırıp başını sağa eydi.

"Az önce kafama kemik yedim! Hem de et koruması yoktu!"

Kafamı olumsuz anlamda salladım. Bu salak hep salak

"Neden bu kadar aptalsın? Ciddiyim, bebek gibi davranıyorsun."

"Bebekle konuşmaktan daha akıllıca derdim de bebek gibi davranmıyorum."

Omuz silkip kağıdı tekrar eline aldı.

"Maine ve..."

"Alabama!" Diye tamamladım.

"Eyalet sembolleri; kuş ve çiçek. Özellikleriyle bağdaştır." baş ve işaret parmağıyla çenesini sıvazladı. Arada kısa sakal ve bıyığı çıkardı, bu onda garip duruyordu.

"Sadece Black Capped Chickadee'yi biliyorum. Ama Kamelya eyalet çiçeği ve farklı desen, renkleri var."

Justin uzun süre kağıda baktı sonra önünü çevirdi. Adem elması belli bir şekilde hareket ederken gözleri büyüyordu. Kağıdı buruşturup alnında ki ter taneciklerini sildi. İfadesine garip mırıldanmalar eklenince, neler döndüğünü anlamaya çalıştım.

Bir kağıt vardı ve bunun düşürülme ihtimali yüksekti (tıpkı bilerek bırakılma ihtimali gibi). Arkasında ise farklı özellikler ve Alabama Maine simgesi vardı.

Aslında suçlayabilirim; Eşi olan bir erkekle takılmak güzel olsa gerek.

2 Yıl önce eşini aldattığı için işten çıkarılan Zack'e acıyorum

Jaxon'ın iğneleyici mesajı aklıma geldiğinde Justin çoktan kağıtla beraber ayağı kalkmıştı.

Jaxon Justin'e bir şey yapacak olabilirdi ve Justin'de bu yapacağından haberdardı.

Şaşkınlıkla ve soran gözlerle Justin'e baktım. Yüzü anlaşılamayan ifadelerle doluydu. Elini saçlarından geçirip ağzını araladı:

"Bu arkadaşıma ait Mil. Bu kağıdı ona teslim etmeliyim, sen sadece okuluna bak." paltusunu uzun süre inceleyip eline aldı ve evden çıktı.

17. BÖLÜM

"Yeni bir deftere başlarken dikkat etmeniz gereken daha fazla kural eklenir. Çünkü yeni bir deftere başlamanın asıl nedeni önceki hataları bir daha yapmamaktır."

Amerika Tarihi olduğunu düşündüğüm mavi kaplı defterde yazan sözler kalbimin tam ortasında yer etmişti, hatta belki de o kırılma boşluğunu doldurmuştu. Acıyordu.. ve bu daha fazla acıtmıştı, en azından bir boşluk olduğunu fark ettirmişti bana. Duygusallık seli içinde boğulmak üzereyken kitabı devasa Kütüphane dolabına kaldırdım. Adeta küvet tıpasını çekmiştim ve biraz da olsa beni rahatlatmıştı.

Düşündüm... Aslında düşünmeme gerek yoktu. İlk iki derste ezberlediğim formuller çoktan zihnimi terk etmişti. Oysa ezberlemek için teneffüs'e bile çıkmamıştım, bu okulda ilk günümdü ve zorluk çekmemek için yapmıştım bunu.

Eskiler, Televizyonu Aptal kutusu olarak nitelendirirler gerçi, ama aslında tam ve doğru anlamı benmişim meğer. Hala unutamamıştım o aptal'ı, iç sesimin ve benim haykırdığımız küfürler bile onun için yeterli değildi.

Dışardan çok 'önemsiyoruz' olarak görünsede bu kalpten kaynaklanıyordu. Aslında beynimiz bizi yönetmiyor veya organlarımızı denetlemiyordu (Sanırım çok fen'e giriyorum :D öff duygusallığın içine ettim aq, sustum ben BYE (FUNNYBIEBS :D) ) gerçek yöneten kalbimizdi ve bizi yıllarca kandırmışlardı.

Run To Death .:. JileyBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!