*Psst* Notice anything different? 👀 Find out more about Wattpad's new look!

Learn More

HATIRLATMA

İşte bu saçma konuşmadan sonra Nero ve Katarina muhabbete daldı. Ben de, beni tecavüzcü edasıyla süzen Justin'in önünde avuçla bonibon yiyordum. Düşünceli duruyordu ve nedenini sanırım biliyordum; Sally ile ayrılma mevzusu. Justin'i el hareketimle (orta parmak çıkar knk ashgdhef :D) yanıma çağırdım.

"Kötü duruyorsun, ayrılma mevzusu mu?"

Omuz silkti ve yanıma oturdu. "Sally Jim'i almaya kararlı, ne yapacağımı bilmiyorum. Sana yemin ederim onu sevmiyorum, hiçbir zaman sevmedim."

Bonibonları fazla kaçırıp midemin bulanmasına sebep olmuştum. Bu yüzden yemeği bırakıp Justin'e baktım. Elleriyle oynuyordu.

"Bana bakma, suçlu gibi hissediyorum." dedi.

"Kusura bakma Justin ama öylesin, suçlusun. Seni anlamaya çalışıyorum fakat kendimi hiçbir zaman Jaxon'ın yerine koymadım. O pislik, ve onun gibi olmak istemiyorum. Jim'i istediğini ve Sally'i sevmediğini anlıyorum ama... Üzgünüm Justin, sana akıl veremem. Çünkü gireceğin bu yolda sana yardımcı olmayacağım."

23.BÖLÜM

Ertesi sabahı telefonumum zil sesiyle uyanmıştım.

Gözlerimi hastanede açma berbatlığı telefonla uyandırılmanın berbatlığından daha iyiydi, hatta yanından bile geçemezdi.

O akşam söylediklerim ağır gelmiş olmalı ki hızır edasıyla hastaneyi terk etmişti. Justinden bahsediyordum. Oldukça sinirli bir şekilde Hastaneden ayrılmıştı ve bunun sebebi bendim, benim cümlelerimdi. Oysaki o dediklerimden sonra rahatlamıştım, ve kendimce ilk defa bu kadar haklı bir karar aldığıma seviniyordum. Fakat bu duygu Justin'in çekip gitmesiyle ve Katarina'nın sorgularıyla kısa sürmüştü. Nero'ysa, ben ve Katarina için Rapor almak üzere Danışman, Okul arasında sürünüyordu -Ayrıca hala yanımda bulunmamasına bakılırsa sürünmeye devam ediyordu.-

Elim telefona gitmişken Justin'i aramak istemiştim ama vereceği tepkiyi tam kestiremiyordum. Tamam, her zaman bana nazik davranır ama bu...

"Ne var?!

Telefondan yükselen kızgın Justin sesiyle iki şeyi birden anlamış oldum;

1) Dünkü konuşmama tahminimden fazla sinirlenmişti.

2) Justin beklediğimin aksine bana her zaman nazik davranmıyormuş -ayrıca bu kabalığı yarım kalmış düşünceme kapak olmuştu-

Ani tepkisini üzerimden atmaya çalışarak "N-nasıl olduğunu merak etmiştim" dedim.

Konuşmasının öncesin de gelen cam kırılmasından -sanırım yere cam şişe atmıştı.- sonra güldü. Fakat bu gülüş yüksek dozda alay içeriyordu.

"Jim'i düşünmüyorsan beni merak etmeyi aklından bile geçirme."

Söylediklerimin yarattığı etki, gerçekten berbatmış...

*

Yaklaşık yarım saat sonra Katarinada tatlı uykusunu terk etmeyi başarmıştı. Bense bu süre içerisinde sadece telefonuma gelen mesajı -beni uyandıran zil sesi bir mesajın habercisiydi- düşünüyordum. Ve yahut Justin'in kabalığını ve son cümlesini idraak etmeye çalışıyordum. Kısaca aklım karışıktı. Ayrıca Justin'in dediklerini ciddi anlamda kafama takıyordum. Bu yaptığım ilk değildi ve artık takıntılı olduğumu düşünmeye başlamıştım. Jack'le çıkarken hiç böyle bir şey olmamıştı, sanırım Bieber ailesi beni baştan sona değiştiriyordu.

Kapının açılmasının ardından içeri giren Oreo, biraz da olsa düşüncelerimi unutturmuştu. Fakat yanıma oturup telefonumla oynaması, bilmeden yarattığı etkiyi tamamiyle silmişti.

Run To Death .:. JileyBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!