HATIRLATMA

Kolumdan tutup beni soğuk merdivenin mermerine oturtturdu. Bir süre sessizce durdu. Hırpalanmış gibi duruyordu ve bu "ayrılmak üzereyim" erkek psikolojisine göre normaldi.

"Sally ile ayrılacağımı biliyorsun değil mi?"

"Evet Justin. Fakat yorgunum ya-"

"Dinle. Uzun sürmeyecek lütfen." dudaklarını büzüp bana baktı.

Dudaklarıyla olan kısa bakışmamadan sonra önüme döndüm.

"Sally Jim'i alacağını söyledi."

Şaşkınlıkla Justin'e baktım. Bildiğim kadarıyla; Mahkeme kararıyla çocuğun hangi ebeveyn de kalacağı belirlenirdi.

"Buna hakkı yok. Mahkeme belirler."

"Mahkeme üzerinde ayrılırsak yine ben zararlı olurum."

Hiç düşünmeden "Neden?" dedim.

"Jim, benim yanlışlığım yüzünden oldu. Yani Sally ile birlikte olduğumuz da evli değildik ve o sadece tek gecelikti. Fakat bizim eve gelip hamile olduğunu söyleyince evlenmek zorunda kaldık. O evlenmeyi istiyordu ama ben istemedim. Zaten bu yanlışlığım yüzünden şirketin ikinci başı Jaxon. Onun öncesinde Patron bendim..."

Ne yani? Justin ciddi miydi? Yoksa benim kulaklarım mı bozulmuştu. Gözlerim devasa boyutlardayken Justin'e baktım ve eve gitmeden önce tek cümlemi söyledim.

"Jaxon'ın abisinden ne beklenir ki?. Kardeşine bak, abisini al."

22. Bölüm (Tıventy tuuu :D)

Vücudumu sarsan ani bir üşüme hissiyle ayıcıklı battaniyeme biraz daha sarıldım.

Sonbahar'ın en kritik günlerini yaşıyorduk ve son zamanlarda giyimime, yediklerime bakılırsa hasta olabilme ihtimalim yüksekti.

Yatağımdan doğrulup bir battaniye daha aldım fakat bu süre içerisinde üşümem daha da artmıştı. Battaniyeme sarılı halde açık camı kapattım, dün giydiğim pantolonun cebinden telefonumu aldım ve paytak adımlarla kapıya doğru yürüdüm. Apartmanın tozlu havasıyla birlikte hapşırmamda eklendi.

Ard arda hapşırırken telefonda yardım isteyeceğim kişiler arıyordum ve lanet olsun ki üç kişiden başka kimseyi tanımıyordum.

Battaniyeme daha fazla sarılıp Nero'yu aradım. Telefon iki kez çalmıştı fakat cevap verilmiyordu. Diğer seçenek olarak Katarina'yı arayacaktım ama gerçekler o zaman kafama dank etmişti. Bu gün Çarşambaydı ve Tarih öğretmenimiz Bayan Gulean'dan haftalardır beklediğimiz notları alacaktık. Ayrıca nottaki bigiler Cuma günü yapacağı sınavda altmışlık bir yüzdede yardımcı olacaktı. Kısaca o Notları alıp Cuma gününe kadar ezberlemem gerekiyordu.

Hastalığımın ve bu notların yarattığı kötü hisle Telefonda ki saate baktım. Ders başlamış olmalıydı ve ben, o önemli sınavdan ancak +C alabilirdim. Umutsuzca önümde ki Justin'in dairesine baktım, bu sefer tek yardımcım o olacaktı.

Yetmiş yaşında ki Koala gibi kapıya ilerledim. Bir kaç çalıştan sonra açılmıştı fakat açan kişi Sally'di.

Yüzünde ki anlamsız ifadeyle "Neyin var?" dedi.

Kendimi tutamayarak ard arda iki kez hapşırdım ve baygın gözlerle Sally'e baktım. Kucağında Jim vardı. Küçük Bieber'sa benim yeni fark etmeme göre saçımla oynuyordu.

"Justin.."

"Bu saatte Justin'i mi soruyorsun, Miley? Uyuyor. Ve saat 9.25. Sana iyi sabahlar!" Kapının yüzüme kapanmasıyla aniden ayıldım.

Run To Death .:. JileyBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!