9.BÖLÜM

"Yardımcı olabilir miyim, Bayan?"

Mağaza görevlisinin bana seslenmesiyle tüm dikkatimi toplayarak ona döndüm.

"Evet, iş için birkaç kıyafete bakacaktım."

6 Saat Sonra

Küvete sıcak su doldurup içine biraz köpük ve losyon attım. Sıcak suyun derime işlemesi dışardaki havanın soğukluğunu unutturmuştu. 4 saat boyunca zihnim boşalana kadar alış-veriş yapmıştım, bu yüzden her tarafım uyuşmuştu. Saçımdaki tokayı çıkardım sonra vücudumu ovaladım. Telefonumdan gelen arama sesiyle küvetin yanında bulunan köşelikteki havluyla ellerimi sildim. Ardından gelen aramaya baktım: Jaxon'dı. Vücuduma yayılan sinir duygusunu bastırmaya çalışarak, aramayı reddettim sonra hızlı hareket ederek mesaj attım.

Banyodayım. Sonra konuşuruz. -M.

Mesajı gönderdikten sonra telefonu eski yerine koydum ve saçımı yıkamaya başladım. Mesaj atmamdan kısa süre sonra telefonuma mesajlar gelmeye başlamıştı. Mecburen gelen mesajlar yüzünden zil sesini dinlemek zorunda kaldım. Banyo işim bittiğinde vücudum yaşlı bir bayan gibi buruşmuştu. Havluya sarındım sonra kıyafetlerimi giydim. Telefonumu elime aldığımda iki mesaj vardı ve hepsi Jaxon'dandı.

Banyoda konuşamaz mısın? Mesaj attığına göre bunu yapabilirsin değil mi? -Jax.

Geç aradığım için üzgünüm. Birazdan arayacağım. -Jax.

Son mesajı attalı 5 dakika geçmişti ve ben aramasını istemiyordum. Çünkü bu sefer sinir komasına girecek olan o değil, ben olacaktım. Küçük masadan aldığım kitabı açıp okumaya başladım daha bir sayfa bile okuyamadan telefon çalmaya başladı. Ses çıkartacak biçimde kitabı kapattım sonra telefona yanıt verdim:

"Efendim, Jaxon?"

Sesimin sakin çıkması için birkaç saniye beklemiştim.

"Arayacak-"

"Bir gün sonra mı arayacaktın?! Madem bir gün sonra saat 7'de mi arıyorsun? Telefonun başında beklemek zorunda değilim! Hatta mesajları silmek zorunda da..."

"Tanrı aşkına! akşam aile yemeği olduğunu söyledim. Sana zaten saat 11'de haber verdim ve aile yemeğini kısa süreceğini mi düşündün? Bunun aileden ayrılma yanı da var! Saat gece 1'de döndüm ve o saat'te uyuduğunu umursamadan seni mi arayacağım?!"

"Sence telefon beklerken uyuyacak mıyım? Koltukta uyuyakaldım. Peki bugün geç aramanı nasıl açıklayacaksın, Bieber?"

"Sadece seninle ilgilenmiyorum. Ben şirket Patronuyum ve bunu biliyorsun. Üzerimde ki yetkiler benim yaşımda ki biri için ağır. Para umrumda değil, bu yüzden Justin'den nefret ediyorum. O zamanında yaptığı haltları olmasaydı patron olacaktı."

"Eğer işle alakalı bir durum olsaydı bana haber verebilirdin. Sekreter olarak neler olduğunu öğrenmek zorundayım. Ama bu mesaj silme konusunu açıklamıyor."

"Miley bazı konularda sinir bozucu olmana inanamıyorum! Geç aradım ve nedenini açıkladım, bir yanlış yaptım diye dediklerimin nedenini sana açıklamak zorunda değilim! Beni deli ediyorsun!"

Telefonu direk kapatmıştı, ben de yatağın üstüne sertçe attım.

"Salak herif! Senin yüzünden kendimi Sherlock Holmes gibi hissetmek zorunda değilim!"

Hemen yataktan doğrulup yerde tepindim (kızdığımda böyle yapıyordum). Kapı zilini duyduğumda küfür ederek kapıyı açtım.

"Yine ne var Justin!?"

Üzerinden dışarı çıkarken giydiği kıyafetler vardı. Aklıma dudak büzüşü geldi, Bu durumda da dudaklarının tatlılığını düşünüyorum!

"Ne halt ediyorsun? Sikiyorlarmış gibi bağırmayı kes!"

"Sen ve karın ufak bir kavga yüzünden bağırınca sorun olmuyor da ben bağırınca mı sorun oluyor?"

"Şu Jaxon için üzülmeye değmez. Kapına gelir, merak etme!"

"J-jaxon değil...bu seni katiyen alakalar etmez!"

Elini sinirle kapıya geçirdi.
"Eder! Ben senin Patronunum!"

"Patronum değilsin!"

"Belgeleri kontrol ettirmek için hangi piç herife gidiyorsun?!"

"Sen. Benim. Patronum. Değisin! Ve kendine PİÇ diyorsun!"

"SALAKSIN! Sadece başka boklara kendini odaklıyorsun! Jaxon'la ilgili biliyorum! VE SİZ, İKİNİZ.. OYUNCULUKTA BERBATSINIZ!!!"

"Jaxon benim Patronum!"

"Ve ben de öyle. Ama ona gelince her sik var!" bu sefer tüm gücüyle bağırdı: "Jaxon ayrıcalıklı değil mi?! İş haricinde de berabersiniz. Keşke oyunculukta iyi olsaydınız. O zaman ben de öğrenmek istemeyeceğim boklarınızı anlamazdım!"

Boynundaki damar bile belirginleşmişti. Ardından kapıyı bir bomba gürültüsü yaratacak şekilde kapattı.

Pazartesi

Holding'te ki bakışları umursamadan masama geçtim ve e-postaları kontrol ettim. En üste İnşaat Sektörü Belgelerin ve Jaxon'a ait özel kimliği kopyalamak için izin istiyordu. Diyeceklerimi aklımda toparlayıp Jaxon'ın kapısını çaldım. Fazla bekletmeden cevap verince içeri girdim.

Önündeki onlarca kağıdı okuyup imzalıyordu.

"Bay Bieber, anlaşma yaptığınız inşaat sektörü, belgeleri ve size ait özel kimliği kopyalamak için izin istiyor."

Jaxon sesimin ilk tınısında kafasını kaldırıp bana bakmıştı, sonra kaşlarını çattı.

"Ağladın mı sen? berbat gözüküyorsun. Be-"

"Sadece cevabı alabilir miyim? E-postalarla ilgilenmeliyim."

Jaxon, abisi gibi yanak içini ısırmaya başladı sonra ayağa kalktı. "Kopyalasınlar, Ama senin ne-"

"Teşekkürler." dedim ve gitmemi engellemesini önleyerek odadan çıktım.

Bu sırada Sally, Justin'in odasına gidiyordu ve yüzümü gördü. Yarı şaşkın yarı memnun şekilde yanıma geldi.

"Dün kötü geçmiş, yoksa makyajsız halin mi?"

Sırıttım. "Bay Bieber'ın işi olabilir, biliyorsunuz yeni bir inşaat var. Bu yüzden sizinle ilgileneceğini sanmam, şimdiden ilgilenmesini dileyeceğim." Küçümseyici bakışımı attım sonra tekrar Monitöre döndüm.

Gülümsemesi silinmişti. "Kaltak!"

Birden ellerimi sıkmış halde durduğumu fark ettim. Justin'in eşi olabilir bu bana hakaret edeceği anlamına gelmiyordu.

------

BÖLÜM SONU :')

"Benim tepkim: Savaş mı istiyorsun Camonn!!!" oldu asdfdsa

Duygusal ve baya kavgalı bir bölüm oldu neden böyle yaptım bilmiyorum, uyurken aklıma geldi. :D

Miley, Jaxon'a kızgın ve Justin ile kavga etti. Bakalım diğer bölümde neler olacak.

1K olmuşuz teşekkürler :D

@Belieberlovebieber6

@FUNNYBIEBS

@belictionergirl13

@ef--ef

@betulbiebs

@NilayCyrus

Teşekkürler :)

Run To Death .:. JileyBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!