HATIRLATMA

"Yıldızları izlemek ister misin? Özgürce, kusur olmadan?"

Saçma konuşmalarından birini yapınca onun gibi buruk bir tebessüm ettim. Elimden tutup beni kaldırdı ve beni çatıya taşıdı, bu sırada ellerimiz ayrılmamıştı. Üzerinde ki bazı deri kısımları soyulmuş bir koltuğa oturtturdu beni. Apartmanın bu yönünü hiç bilmiyordum.

Jaxon gibi parmak boğumlarımı öptüğünde kaskatı kesildim.

"Yapma. Onun aynısını yaptı o." elimi çekip göğsüne yattım.

Yıldızlar çok mükemmeldi ve hepsine teker teker dokunmak istiyordum. Belki onlara çocuklarımmış gibi isim verebilirdim fakat bu saçmaydı, tıpkı Jaxon gibi.

Her bir düşüncem o piçe çıkıyordu, duygularım bile ona aitti. Kırıklıklarım onun için sızlıyordu, bugün mükemmel davrandı bana. Tıpkı sevgili gibiydik, keşke o kadından öncede bunu yapsaydı. Sevgili olsaydık ve onunla beraber yıldızları izleseydik.

"Seni neden kırıyorlar anlamıyorum. Masumlar en büyük hedef onlara göre." dedi Justin.

"Bu yüzden kötü olmalısın. Böylece kırılmazsın."

"Hayır, Bücür Bu yanlış. Ben de kötüyüm ama kırılıyorum." dedi

"Sen kötü değilsin, bana iyi davranıyorsun. Diğerlerine de."

"Bazen içinden bir melek görünebilir. Ama sen fark etmeden o meleği çıkardın, bebeğim."

16.BÖLÜM

Justin'e gözlerimi diktim bana bakmıyordu. Başını eğmiş baş parmağını dudağına sürtüyordu. Kaşlarımı çatarak ona bakmayı sürdürdüm. Benimle resmen dalga geçiyordu! Buraya rahatlamak için gelmiştim ama o, onu değiştirdiğimden bahsediyordu! Benim Jaxon için ağlamam gerekiyorken saçmalıklarını dinliyordum. Her konuştuğumuzda üstü kapalı cümleler kullanarak sinirimi daha fazla bozuyordu, bu etkileyici değildi. Böyle bir yanı da yoktu! Filozof gibi konuşmasından nefret ediyordum.

"Dalga mı geçiyorsun? Sen içtin mi?" dedim yerimden hızla kalkarak. Justin bey sonunda bana bakmaya Tenenzül etmişti. Yüzündeki ifade küçük bir çocuğun azarlanırkenki görüntüsüydü. "Sadece ağlayacaktım ve yıldızları düşünecek durumdayım! Senin üstü kapalı saçmalıklarını değil!"

Çantamı kaptığım gibi çatıdan indim. Peşimden gelmemişti, zaten bunu istemiyordum. Kapıyı açmamla kapatmam bir oldu. Benimle mantıklı konuşmuyordu ve her olayı dalgaya vuruyordu. Yaşına göre asla olgun değildi ve ben bunu sevmiyordum. Evliydi ve bir çocuğu vardı! fakat onlardan çok benimle ilgileniyordu. Bunu istemiyordum, beni anlamak için genç davranması gerekmiyordu. Arada ki yaş farkına rağmen ben ondan daha olgundum.

Kapı ard arda çalmıştı, Justin olduğunu biliyordum bu yüzden açmadım. Üzerimde ki sokak kıyafetlerini çıkarıp pijamalarımı giydim ardından test kitaplarımı çıkarıp Matematik çözmeye başladım. Jack ile ayrıldığımda da aynısını yapmıştım, bazı kızlar sevgililerinden ayrıldıklarında Nutella yerdi, Fakat ben test çözerdim. Kalemle yazdığım herbir kavram, eski sevgilimin kollarına çizik atarak bütün acımı ondan çıkartma isteğimi gideriyordu. Sadistçe bir düşünceydi ama benim yöntemim zararsızdı, belki bu yüzden ders çalışmayı seviyorumdur.

Telefonumda ki ışığı görmemle kirpiklerimin arasından arayan kişiye baktım.

Jaxon

Titreyen ellerimle kalemi bırakıp yerine telefonu aldım. Kararsızlığım üst seviyeye çıkmışken arama kapandı. Bunun Ben de yarattığı etki sadece üzüntüydü. Telefonu tekrar yerine koyduğum sırada mesaj geldi. Hızla mesajı alıp okumaya başladım.

Run To Death .:. JileyBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!