For every story tagged #WattPride this month, Wattpad will donate $1 to the ILGA
Pen Your Pride

Gösterişin zirvesine oturan ev, ilk defa dikkat ettiğim nokta olurken taksicinin inmemi bekleyen gözlerine baktım. Siyah saçlı, yeşil gözlü taksiciye parasını ödemek için çantamı açtım, Paten odasında rastgele içine attığım katilimin notu olduğu yerde sırıtıyordu.

Yeni bir düşünce akımına kapılmamaya çalışarak en dipteki cüzdanımı aldım, aldığım parayı taksiciye uzattım. Taksici hızlı hareketlerle parayı aldı, arabadan inmemle gazı kökledi. Arkada bıraktığı toz dumana saf saf bakarken önümdeki eve nasıl geldiğimi, onun yüzüne nasıl katlanacağımı düşünüyordum.

Ayaklarım gelmiş geçmiş en büyük ihanetini sergiledi ve kendimi gösterişli kapının önünde buldum. Elimdeki çantamı sıkılaştırdım ve sadece Jim'i düşündüm, onu bulduğumda Justin'in yüzünde oluşacak gülümsemesini... Beynimi istila eden düşünce kavramını savurup kapıyı çaldım.

Jaxon'ın evine ilk geldiğim gün küpeyi gösterdiğim bayan tam karşımda, iş kıyafetleriyle dikiliyordu. Jaxon'ın onu kovduğunu düşünmüştüm ve bunun yanlışlığı belli oluyordu, Jim'i bulamasam bile bayanın benim yüzümden kavulmaması beni bir nebze rahatlacaktı.

Kendimi tanıtmadan beni hatırlayan bayanın, yaşını göstermeyen gülümsemesine karşılık zoraki bir çabayla gülümsedim. Neden geldiğimi sormadan beni içeri alırken Jaxon ile olan ilişkimizi sonlandırdığımızı bilmediği açıktı. Bunun rahatlıyla içeri girdim ve bayanın Jaxon'a seslenmesini bekledim. Bayan, Jaxon'ın yanıma geleceğine dair bir şeyler zırvalarken etrafa göz attım, büyük şöminenin üstünde duran kırmızı mumlar ve yanına eklenen Noel Baba bibloları hariç düzen eskisini aratmıyordu.

O biblolar bugünlerde yaşadığım dalgınlığımı yüzüme vurdu ve ben unuttuğum Yılbaşı'nın üç hafta sonra geleceğini zihnime kazıdım. Ne olmuştu bana böyle, bu dalgınlığım kimin eseriydi?

Merdivenlerden gelen sert ama yavaş adım sesleri üzerine gözlerimi oraya diktim. Yüzündeki çarpık gülümseme her şeyi anlatıyordu. "Ah, tepkimi kestiremem normal olsa gerek." dedi ve merdivenin son basamağından boy aynasına ilerledi.

Dağılmış saçlarına elleriyle şekil verirken aynada ki yansımama bakıyordu. Yüzüm istemsizce buruştu ve o zaman sevgimin nefrete dönüştüğüne karşı kendimi tebrik ettim.

"Hazırlıksız oldu. Seni Justin mi gönderdi, güzelim?"

Gözlerimi kısarak aynadan bana dönen yüzüne baktım. Ağzımdan koca bir "Hah" çıktı ve dayanamayarak asıl sorunu ortaya bir kart gibi çevirdim.

"Jim nerede?"

Kıkırdadı sonra yanımdan geçerek kendini koltuğa attı. Bu hali sinir bozucuydu. Önüne düşen saç tutamlarını arkaya attı ve bana baktı "Ne olmuş yeğenime?"

Ebenin...

Küfür dilimin ucunda dolanırken rakibimin bir soytarı olduğunu kendime hatırlattım ve bütün kötü sözcükleri susturdum.

Pekala, beni sinirlendirerek kartları kazanacaktı; ama ben de sabrımla yeniltecektim.

Dudağımın kenarı hafifçe kıvrıldığında en iyi oyuncunun yaptığı "iyi" izleme yöntemini uyguluyordu.

"Mükemmel bir amca olmak yeğeninin nerede, nasıl olduğunu bilmektir değil mi? Tabi sen mükemmel değilsin ve bunu bilemezsin." En güçlü kartımı oynadım, vereceği tepkiyi zevkle izledim. Başını arkaya yaslayıp gözlerini yumdu. Justin'e kişilik yönünden benzese daha iyi olurdu; çünkü geri kalan bir hiçti.

"Mükemmel bir baba olmak çocuğuna sahip çıkmaktır değil mi?" gözlerini açtı, bana baktı "Bir kadın çocuğunu bu kadar kolayca ve uğraşmadan babasından kaçırabiliyorsa sence bu baba, babalık görevini "mükemmel" yapmış olur mu?"

Run To Death .:. JileyBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!