Yaklaşık bir yıl önce yazılan bir bölümdü sevmedim beğenemedim. Fakat yazamadım da. Okuyan var mıdır bilmem ama yayınlamam gerektiğini biliyorum.

İyi okumalar ve diğer hikayelerimde buluşmak üzere! ❤

3 Yıl Sonra

Saat gece iki sularında siyah koltuklar döşenmiş salonundaydı. Bieber Holding'te planını üstlendiği evde yaşıyordu. Arama motoru yüklenirken ekranın üstünden az önce oturduğu tekli koltuğa baktı. Yakın zamanda gitmiş olmalıydı, ki istediği de yalnız kalmaktı.

Tırnağını dişlerinin arasına alıp çiğnedi. Yaklaşık beş yıl önce tırnak yemeyi bırakmıştı; fakat yaşadığı stresli dakikalar, biten alışkanlığıyla tanıştırmak üzereydi. Laptop faresinde duran elini karnına indirip şişkinliği ve birkaç tekmeyi hissetmeyi bekledi. Daha erkendi. Fakat, erkenden gelişen annelik duygusu, bebeğinin karnındaki elini tutacağı hissine neden oluyordu.

Bu güzeldi ama babası için aynı şeyi söyleyemezdi. Az önce tekli koltukta her şeyden habersiz oturan oydu ve şimdi uyumaya gitmiş olmalıydı.

Evliliklerinin bu yılında araları iyi gibi gelmiyordu. Belki duygusal hassaslığı onu yanıltıyordu fakat gördüklerini inkâr edemezdi. Onunla yeterince ilgilenmiyordu ve son birlikteliklerinden sonra olanlar hakkında bir fikri yoktu.

En son düşüneceği şey: Bir bebekti. Zaman geçmesine rağmen oğlunun ölümüne inanamıyordu, adam. Eski eşi, hayatının geri kalanını ondan nefret ederek geçireceğine söz vermişti; her defasında onu suçluyordu. Toprağa gömülen minik bedenin ona ait olduğunu düşünüyordu.

Ama gerçeği bilen şimdi ki eşiydi. Uzak kaldıkları bir yıl süresince sadece araştırmıştı. Şimdi tek gereken internete yazdığı adresten raporları öğrenmekti.

Kadın karnındaki elini istemsizce ileri itti. Yüklenme çubuğu son zerresine geldiğinde kocasına ait sesi duydu.

Başını kaldırdığında banyodan çıkmış Justin vardı. Göz altları hafifçe çökmüştü fakat yine güzeldi. Kadının kalbi, Justin'in yüzünü efekt programı gibi güzelleştiriyordu. Yaşlansa bile eski Justin'i, Bok Çuvalı olarak kalacaktı.

O da onun Pinokyo'su olarak kalmalıydı.

Telaşla elini karnından çekip internet sayfasını alt sekmeye aldı. Justin gözlerini kısarak ona bakarken ellerinin terlemeye başladığını fark etti. Hafif belirgin karnını kapatan bol penyeyi çekiştirip ayağı kalktı.

"İyi misin?"

Justin boş gözlerle tekrar ona bakıp sonra bakışlarını kadının karnına indirdi. "Daha ne kadar saklayacaksın?"

İnternet sekmesinde kalan aklı, sözleriyle Justin'e odaklandı. Ne düşündüğü hakkında bir fikri yoktu. Belki de karşı çıkıp aldırmasını isteyecekti fakat kadın istemiyordu. Justin'in üç yıl önceki olayı bugüne taşımasını düşünemiyordu.

Herhangi bir tartışmayı kaldıracak hassasiyete sahip değildi. Oğlunun (?) üçüncü yılında bebeği öğrenmesi her ikisine de acı çektiriyordu zaten.

Dudağı hafif büzülür oldu, beklentiyle Justin'e bakarken başını çevirip odalarına doğru ilerledi. Canının acıdığını hatta karnındakinin de ilk kalp kırıklığını daha aylıkken babası tarafından yaşadığını düşündü. Tekrar, hayal kırıklığında tutamaz hale gelmiş bacaklarını hareket ettirdi. Tekrar Laptop'un başına oturduğunda girdiğu zahmetin boş olduğunu düşünüp öfkelendi.

Kadın, onu düşünüyordu fakat adam sadece kalbini kırıyordu. Göz yaşlarını sertçe silip alt sekmeyi kapattı. Jim'in, Justin'in çocuğu olmaması ihtimali artık umrunda değildi.

Run To Death .:. JileyBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!