8.BÖLÜM (PART 2)

Düşüncelerim yüzünden kendimi kimyaya odaklayamamıştı. Çalışma kitabına garip bir şekilde bakıyordum. Kitaplarımı kapatıp kendimi yatağıma attım ve mesajları sildim sonra kulaklığımı takıp Rihanna açtım.

Aslında bu mesaj silmenin nedeni ciddi bir şekilde Jaxon'la konuşacaktım; ama her an patlayabileceğini bana göstermişti. Verdiği emirler hakkında en ufak uzatmama sinirleniyor, ben özür dileyene kadar konuşmuyordu. (o günün ertesi sabahı ona kahve alıp uzun süre masaj yapmıştım en sonunda da özür dilemiştim). Jack'te o mesajdan sonra ne aramış ne de tekrar mesaj atmıştı. Belki de beni aldattığı kızla mutlu bir hayat yaşıyordu, ya da o masallardaki sonlar gibi ebediyen mutlu olacaklardı. Tek sorun beni hemen unutmasıydı, ben bile onu bu halde düşünebiliyorken o kesinlikle zamanında yaptığını -ona göre gereksiz, göz boyamalarını- şimdi isteyerek ondan uzak yapıyordur. Jack, Jaxon, Justin... Jaxon eski sevgilim, yavşak ve ana kuzusu biriydi. Jaxon, patronum, kontrolcu ve sinirli. Justin, patronum sayılan, iğrenç şakalar yapan vurdumduymazdı. Ve ben üç buz dağı arasında kalmış balinaydım, kimisi yüksek kimisi alçak ama üçü de beni ezmeye hazırdı. Ben balina olsam bile benim için buzlarını eritebilecek dağ arıyordum. Tabi şu "J" takımı olmayan biri.

Bu sırada kulaklıktan Rihanna- Man Down şarkısı yükselmeye başladı. İstemsizce kahkaha attım, hatta anırdım diyebilirim.

Çünkü bu şarkının klibinde aşağlık bir adam vardı ve şuan bu üçlünün durumunu anlatıyordu. Her şeye rağmen sıkılmıştım, şu an o katili bile düşünüyorum. Acaba nerede? beni hangi ülkede arıyor? Belki de burada beni bulmaya çalışıyor. Elim ayağım buz kestiğinde aklımdan bu düşünceyi uzaklaştırdım. Korkuyordum ve Jaxon'ı aramak istiyordum fakat yapamazdım, kızabilirdi. Sonunda onu aramayacağıma dair kendime söz verdim.

SABAH

Telefonumdan çıkan ışıkla uyukladığım koltuktan bir an da kalktım.

Jaxon olabilirdi.

Şimdiden karnımda olan kıpırtıları yok sayarak telefondan gelen ışığa baktım. Tıpkı ölürken önünüze çıkacağı söylenen o ışık gibiydi, benim kurtarıcı ışığım. Oyalanmadan mesaja baktım.

Blue Hill Mağazası...

Sesli bir küfür savurdum ve mesajı kapattım. Bir süre sonra aklıma indirim görüntüsü gelince, mesajı tekrar açtım. %50 indirimi görünce yüzüme bir gülümseme yayıldı. Benim iş için kıyafete ihtiyacım vardı ve kendimi altın görmüş gibi hissediyordum. Kâsedeki son gevreğimi yedim sonra hazırlanıp apartman koridoruna çıktım. Dört gün önce Justin'in hizmetçilerine temizlettiğim halde yine tozlanmıştı.

4 Gün Önce

İşten çıkmış eve gidip uyuyarak bütün yorgunluğumu uyuyarak giderecektim -Tabi Jim ağlamasaydı- Her Jim ağladığında yaptığım gibi Justin'lerin kapısına dayandım. Karşıma elli'li yaşlarda bir kadın çıktı.

"Justin veya Sally evde mi? İkisi de olabilir."

"Hayır, bayan. Evde değiller." Beni süzdü sonra ellerini bana uzatıp açıp kapayan Jim'e baktı. (Bebek dilinde "Beni kucağına al, Miley" deme şekliydi)

Jim'e gülümsedim sonra telefonu alıp Justin'le konuşmuş gibi yaptım.

"Bayan, Justin sizin diğer hizmetçiyle beraber apartman koridorunu temizlemenizi söyledi. Ben de Jim'e bakacağım."

Kadın ikna olduğunda Jim'i kucağıma alıp salona götürdüm. Burada asıl amacım Jim'in susmasını sağlamak ve altı gün önce yaptığımız anlaşmanın şartlarını yerine getirmekti. Fazla zaman geçmeden Justin gelmiş, beni ve hizmetçileri görünce baya kızmıştı. Umursamadım çünkü onca fırçaya rağmen harika bir gün geçirdik: Ben ve Jim.

ŞİMDİ

Justin'i ağzında sigara ile kapıyı kapatırken yakaladım. Beni fark edince yarım ağız gülümsedi.

"Günaydın Bücür."

"Sana da..." dedim aceleyle ve apartmandan çıktım.

"Küs müyüz?" koşarak yanıma geldi, sonra sigarasını yaktı.

"Hayır. Sigara zararlı değil mi?"

"Evet, ama bu sigra değil, Puro. Zararlı değil, yani sigara kadar değil."

Puroyu çıkardı sonra havaya zarif bir duman saldı. Bunu yaparken şeftali rengi dudakları tatlı bir kalp şekli almıştı, sigarayı çekmeden önce dudaklarını yaladığı için nemliydi. Justin fark etmeden gözlerimi ondan çektim.

Evlilere tecavüz edecek değilim. Çok salağım kahretsin .s :D

"J-justin, ben gidiyorum. Sonra konuşuruz."

Sigarasını yere attı sonra başıyla onaylayıp gitti. Bende mağazanın bulunduğu sokağa saptım ve yeşil tabelaya doğru yürüdüm. Karşı şeritteki siyah Grand Cherokee binen Sally'i gördüm. Bugün Pazar'dı. Annesine gidebilirdi. Ama neden evden uzak bir yerde arabaya biniyor bu kadın? Araba uzaklaşana kadar şaşkınca bakmaya devam ettim.

"Yardımcı olabilir miyim, Bayan?"

------------

Teşekkürler:

@Smilerxox

@belictionergirl13

@FUNNYBIEBS

@YarenYngn

@Belieberlovebieber6

Run To Death .:. JileyBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!