Gecenin ıssızlığına ortak olmuş, yatağımda oturuyordum.

Gece, rutinini tekrarlayarak yerini Sabaha burakacaktı. Nero gidecekti. Maine'de ki tek arkadaşım değildi fakat fazla alışmıştım. Şimdi sadece oturup sabahı bekleyecektim. Justinle didişecektik. Hayvan gibi uyuyan Katarina bizi gülerek izleyecekti.

Yatakta ki Cenin duruşumu sabiteştirip kalın yorganı boğazıma kadar çektim. Havalar soğuktu. Hasta olmak istemiyordum, tıpkı tatilin son günü -Pazar- evde bu üçlüyle kalmak istemediğim gibi.

Nero'yla konuştuğum Paten'e gitme mevzusunu yarın Katarina ve Justinle yapacaktım. Fazla göt büyütmeleri iyi değildi. Doğrusu evde iki Kardashian istemiyorum.

Justin'in götü büyük.

" Uyku tutmadı mı Bücür? "

Kaşlarını komik bir şekilde kaldırıp indirerek aralık kapıdan içeri girdi.

"Gece gece şempazelik yapma. Dikkat çekmiyorsun."

Omuz silkerek yatağıma oturdu. "Dikkat çekmediğim belli. Çok soğuk götüm dondu."

Onaylayan mırıldanmanın ardından yorganın içine girdi. Tek kaşımı kaldırıp keskin bakışlarımı atmaya çalıştım. Fark etmemişti. Bacakları bacaklarıma sürtmesiyle gözlerim sinek moduna girdi.

Cırlayarak "Ben sana baksırla dolaşma demedim mi?!" Dedim, Justin'i yataktan yuvarladım. Bok çuvalı sesini umursamadan kolundan tuttum.

"Miley hangi ara Orangutan'a dönüştün. Nasıl ses, nasıl düşüş öyle?!"

Katarina, yatak masasında ki gözlüklerini taktığında ağzında "Ov" gibi bir şeyler çıktı.

Justin'i sürükleyerek odasına götürdüm.

"Baksır konusu sıkıcı. Neden istemiyorsun?"

Omuz silktim. "Kızların arasında dolaşamazsın."

Piç gülüşü yüzüne yansırken yüzümü buruşturdum. İçten gülümsemesi daha iyiydi.

"Beni kızlardan kıskanıyorsun."

HAYIR!

Gözleri elmas gibi ışıldarken kollarımı önümde birleştirdim. Onu kıskanmıyordum. Eğer kıskansaydım kızLAR demezdim. Bu evde bulunan kızlar; ben ve Katarina. Dolayısıyla Justin'i kendimden kıskanamazdım...

Konuşmak üzere tırnaklarımla oynadım. Sanırım bu soru (?) iptal edilebilirdi. "Sadece pijamanı giy."

*

"Kat ve Bok çuvalı, Buz Patenine gidiyoruz."

Sarmalandığım sarı paltumla beraber mutfakta yemek yiyen Justin ve Katarina'ya ilerledim. Bu paltuyu evin içinde bile giyebilirdim.

Kahvaltıya tecavüz eden Justin, paltumu süzdü sonra kahvaltısının bozulduğuna sinirlenmişçesine homurdandı.

"Neden?"

Oturma odasına gidip tekli koltuğun sırt kısmında duran beremi alıp geri döndüm. Bere kafamı kapladığında kulaklarım sıcaklıkla beraber cızırdamıştı. "Okulan giden bir öğrenci olarak beş gün boyunca beklediğim haftasonu tatilini evde geçirmek mantıksız değil mi?"

Gözlerini devirdi, Katarina'ya baktı. Yemeğine yaptığı işkence yüzünü buruşturmuştu. "Bence haklısın." Dedi Katarina.

"Bence değil. Buz pateni bilmeyen bir kızın pistte ne işi olur ki? Bu mu tatil anlayışın?"

Run To Death .:. JileyBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!