Herkes saf olduğum kanısındaydı. Bu doğruydu. Ama benim hakkımda tek bildiklerinin bu olması işime geliyordu. Asıl benliğimi kimseye anlatmazdım, bu yüzden birtakım laflar yediğim oluyordu. Bunca yaşanmışlıklardan sonra bütün söylentilerin, ön yargıların üstüne kalemle sayısız çizik atmıştım.

Artık "saf" olduğum kanısını değiştirme zamanım gelmişti. İlk, hayatta kaybettiğim puanları sıfırlayıp sonra, fark atmaya başlamam gerekti.

Kaybettiklerim, geri kazandıklarım olmasını istiyordum.

Katilimden kaçma isteğimi gerçekleştirdiğime göre, bu da yerine gelecekti.

Sözlerimi inatla tekrarladım: "Jim ile nerede kaldın, Sally."

Her imalarımda yüzleri beyazlarken benim başım dikleşiyordu.

Sessizliğin derin kuyusundan ilk çıkan Jaxon olmuştu: "Aklından ne geçirdiğini çok iyi biliyorum, Mil." diye yanıma geldi. "Evime geldiğinde cevabını aldın. Gerçekleri niye zorluyorsun."

Birden kahkaha atıp Sally'e baktım. Yüzü kireç gibiydi ve birazdan ölü gibi bembeyaz olacaktı.

"Bieber Holding'in Jeremy'den sonra en yetkilisi değil misin? Hatırlatırım, bir zamanlar Sally Justin'den hamile kaldığı için evlenmişlerdi ve bu hata yüzünden en yetkili sen oldun. Koskoca patronun tek evi olacak değil ya; ama tabi parasını harcamayacak kadar cimri değilse... Gerçi, odanda Channel marka küpe bulduğuma bakılırsa, sen cimrinin hiçbir harfi olamazsın."

Jaxon aniden bileğimi tutup sıkmaya başladı. Söylediklerimin herbir kelimesi beni güçlendiriyordu. İçimde yaşadığı o sevinç çığlıkları bana cesaret aşılıyordu. Justin'e denediğim aşıyı kendime yapıyordum. Bu sefer kimse bunu bitiremeyecekti.

"Seni ilgilendirmez! Anlaşmayı kabul ediyor musun, etmiyor musun?" diye tısladı.

Geri adım yoktu. Beynimin haylaz tarafı bir İlahi gibi bu cümleyi tekrar tekrar söylerken Sally'e baktım. Justin'i kimse alamayacaktı. Onu Sally'e bırakamazdım.

"Elimde çok pis malzemeler olduğunu söylemiştim." dedim sırıtarak.

Acı bir şekilde her türlü işlerini biliyordum. Gerçeği söylemek gerekirse bunları alehlerine* kullanmak ilk defa aklıma geliyordu.

"Seni ilgilendirmez demiştim." dedi, daha fazla kolumu sıktı. Yüzüm kaskatı kesilirken tırnaklarımı Jaxon'a geçirdim. Bana hitaben bir küfür savurup boğazımı sıktığında sinir şartellerini attırdığımı biliyordum. Beni duvara yapıştırıp üzerime eğilirken yüzüne tükürmek istedim ( esnaf tükmüğü djdndbcj). Kulağıma eğildi: "İleri gidiyorsun, fahişe."

Sözleri kalbime saplanıp birbirimizin şartellerini attırdığında Jaxon'ın kulağını ısırdım. Çığlık atarak geriye kaçarken kasıklarına tekme attım ve Sally'e koştum. Jim'i umursamadan saçlarının kökünden tutup tısladım: "Jim ile neredeydin!"

Kendimi sadist ve psikopat hissederken Sally gözlerini kırpıştırdı.

"Neyine güveniyorsun sen? Nasıl böyle davranırsın."

Kahkaha atıp saçını çektim. "Söyle. Yoksa..."

Sözüm asılı kaldı çünkü Jaxon bir eliyle ağzımı tutup beni havaya kaldırdı. Kollarında debelenirken hırladı sonra Sally'e bağırmaya başladı:

"Ne bekliyorsun. Sandalye ve ip getir, salak!"

Sally yerinden zıplayıp Jaxon'ın cebinden anahtarları aldı ve bütün odaları teker teker aradı. Aklıma gelen bir açıkla gözlerim irileşirken tekrar debelendim.

Anahtarlar Jaxonda bulunuyorsa bu ev ona ait olmalıydı. Oysaki buraya ilk geldiğinde misafir gibi davranmıştı. Ve Sally Jim ile bu evde kalmış olmalıydı.
Fakat bundan emin değildim. Eger Sally bu evde kalmışsa neden ipin ve sandalye bulunduğu kapıyı açmak yerine hepsini açtı?

İğrenç gözüksede kurtulmak için Jaxon'ın eline tükürdüm. Küfür savurup elini çektiğinde bağırdım: "Ne işler çeviriyorsun sen?"

Sally'e peçete getirmesini, söyleyip bana döndü. Gözlerindeki alev her yanlış hareketimde harlanırken tekrar bağırdım. "Bırak beni!"

"Kapa çeneni artık" dedi tıslayarak "Seninle başım belada, uslu dur."

"Bana karışma!" dedim. "Sizden nefret ediyorum, geberin."

"Ben de seni seviyorum, demeyeceğim. Boşuna kendini yorma." stresli bir kahkaha attı.

"Sakın sevme zaten, sapık. Eve gitmek istiyorum. Yeni yılım sayenizde üzüntüyle geçecek." dedim.

Gözlerini kapatıp bir şeyler mırıldandı sonra yine gülümsedi. "Susacak mısın?"

"Psikopat gülüşü yapma bana!" dedim sonra tekrar debelendim. Boş anına geldiği için serbest kalırken bir süre afalladım; çünkü yerdeydim.

Jaxon olayı fark etmesine yakın evin dışına koştuğum anda Jim'in kahkahaları duyuluyordu. Gülümsedim sonra ıssız boş ormana baktım. Jaxon'ın bağırışları yaklaşırken gördüğüm Mini Cooper'a bindim. Anahtarlar şans eseri üzerindeydi ve bu sevinç çığlıklarıma neden olmuştu. Arabayı çalıştıracağım sırada Jaxon yetişti ve kapıyı açmak için elini uzattı.

O an saflığımın geri döndüğünü anladım; kapıları kilitlemeyi unutmuştum.
-----------
Kısa biliyorum ve betimle yönünden sıkıntılı. Aceleye gelen bir bölümdü. Özür dilerim. Birtakım ödevler ve ilgilenmem gereken yeni bir Edebiyat hikayem vardı. Belki yarın yayınlarım.

İsmi: Depresyonumun İlacı Sendin.

Dostluk hikayesi olacak ve ben içimdeki her şeyi yazılara dökeceğim. Umarım şans verenleriniz olur. Sizi seviyorum.

Ve lütfen oy, yorumları arttırın ❤

Run To Death .:. JileyBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!