Canlar! Yazarınıza ilham böcüsü ne zaman nerede gelir belli olmaz! Keyif dolu okumalar dilerim! Büyük ihtimal başka bonus bölüm gelmez ama ilham böcüleri işte belli olmaz :D Mevkuf adlı hikayeme de bakarsanız sevinirim ♡

"Pekala, Jared. Birkaç gündür garip davranıyorsun ve ben bunun sebebini öğrenmek istiyorum."

Bu hafta Jared iyice garipleşmişti. Aniden buluşmamızı bölen Robin -ilk dansımızı da o bölmüştü zaten-, kimden geldiğini bilmediğim telefon aramaları ile mesajlar, durduk yere panikleyip yön değiştirmeler ve buna benzer tonla şey. Aylardır ilişkimizde bir sorun yok diye tam sevindiğim an kendi kendime göz değdirmiştim sanırım.

Bazen ona Sienna'yı anımsattığımdan dolayı böyle değiştiğini düşünüyorum. Sonuçta evlenmek üzereyken onu kaybetmişti. Bu da yetmezmiş gibi anne ve babasını da aynı zamanda yitirmişti. Büyük erkek kardeşi ise Sienna'nın ölümüne karar verildiği günden beri ona destek çıkıyor ve mutlu olması için elinden geleni yapıyor. Tıpkı benim yaptığım gibi. Yine de psikolojisinde bir bozukluk, bir şeyin ona Sienna ile ilgili bir anısını anımsattığı için ani yön değiştirmeleri olabilirdi. Bu sebeple ben de geriliyor ve tonlarca şey düşünmeye başlıyordum.

Beni en çok korkutan şey ise başka biri ile tanışmış olabileceğiydi. Benden daha çok sevebileceği bir kız arkadaş. Baktıkça ona ölmüş eski sevgilisini anımsatmayacak biri. Ona güveniyordum ama bu garip davranışları başladığından beri bana en mantıklı gelen açıklama buydu. Belki o kızı sağda gördüğü için bizi sola yönlendiriyordu veya buluşmamızda Robin o kızın gelmemesi için gözcülük yapıyordu ve kız gelince bu yüzden beni masada yalnız bırakıp gidiyordu.

"Amelia, lütfen. Ne ima etmeye çalışıyorsun? Ben kaç zamandır kim isem oyum. Değişen bir şey veya bir gariplik görmüyorum."

Göz devirdim. Beni baş başa geçirdiğimiz bu hoş randevumuzda yeniden masada yalnız bırakacak oluşu yetmezmiş gibi şimdi de garip bir şeyler olmadığını iddia ediyordu, ki bu da durumu daha da sinir bozucu kılıyordu.

"Öncelikle, sen bana Amelia diye seslenmezsin. Daha kurduğun cümlenin başında bir gariplik var Jared. Seni şüpheli davrandığını anlayabilecek kadar iyi tanıyorum. Neredeyse bir yıl oldu. Hemen her günüm ise seninle geçiyor. Senin neredeyse her şeyini biliyorum, senin de benim her şeyimi bildiğin gibi. Ama... Artık seni tanıyamıyorum. Üzgünüm."

Tam garsona gelmesini işaret ederken duraksayıp bana baktı. Aniden gelen bir telefon üzerine masadan kalkıp gitmeye o kadar hazırlanmıştı ki konuşmamın çoğunu dinlemiyordu ama son birkaç cümlemi duymuştu. "Bu da ne demek şimdi? Beni bırakıyor musun?" Sorduğu soru sayesinde histerik bir şekilde gülüp "Kaç gündür senin bana yaptığın şey mi yani? Bırakıp gitmek? Hayır, bunu demek istememiştim ama böyle anladığına göre..." Cümlemi tamamlama ihtiyacı hissetmedim. Sonuçta o istediği gibi tamamlayabilirdi.

Garson yanımıza gelince hesabı ödedi ve beni başımdan öpüp "Bu konuyu sonra konuşacağız." diyerek kapıdan çıkıp gitti. Cam kenarında oturduğumuzdan dolayı onu arabaya binene kadar izledim. Sonrasında derin bir iç çekip çatalım ile tabağımdaki yiyecekleri bir o yana bir bu yana itmeye devam ettim. Düşünceler zihnimi doldururken tüm iştahımın kaybolduğunu hissettim. Bir süre daha yemeğimle oynayıp pencereden dışarısını izledikten sonra sandalyeme astığım çantamı alıp omzuma taktım ve garsona kibarca "İyi günler." deyip restoranı terk ettim.

Artık eve kadar yürümeye alışkın olduğumdan ayağıma yürüyüş ayakkabılarımı giyip randevuya gitmiştim. Beni ilk masada bırakıp gittiğinde güzel görünen ancak rahatsız bir çift babet ayakkabı giyiyordum ve eve yürüyene kadar ayaklarımı kesmişlerdi. Dersimi aldığımdan bu kez hazırlıklı olduğum için gülümsedim. Vay be. Ekilmeye alışıp önlem aldığım için seviniyorum.

Eksik KaranlıkBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!