*Umarım hala zevk alarak okuyanlar vardır :) Seviliyorsunuz canlar! ♡ Keyifli okumalar dilerim!*

Yüzüme vuran ısı yüzümün yanmasına sebep oluyordu. Bulut gibi, yumuşacık ve pofuduk bir şeyin üzerinde yatıyordum. Bekle! Ben öldüm mü?

Hayır, ben ölmedim. Henüz.

Yavaşça kımıldandığımda inledim de. Bedenimin sağ tarafı çok sıcaktı. "Uyanıyor." dedi bir kız. Bu ses tanıdıktı. Beni ormanda bulan kız o değil miydi? Gözlerimi kırpıştırdım ve parmaklarımı oynattım. Gözlerim uzun bir uykudan uyanmışım gibi ne çok zorlanarak ne de kolaylıkla açıldı. Sağ taraftan gelen çıtırtılara baktığımda gürül gürül yanan şömineyi gördüm. Kalın bir yorganın üzerinde yattığımı tahmin etmiştim zaten. Üzerimdeki beyaz ince battaniyeyi o anda fark ettim.

Yanıma lila saçlı bir kız çömeldi. Aslında buna çömelmek denmez. Kendini resmen dizlerinin üzerine attı. İri kahverengi gözler merakla bana bakınca bende aynı şekilde ona baktım. Saçları ve yüzündeki çocuksu ifade hoşuma gitmişti. "Vay canına." deyip daha önce bir erkeğin yaptığı gibi çenemi tutup sağa sola çevirdi. "Aynı ona benziyor." dedi. Kaşlarımı çatıp "Kime?" sorusunu sorduğumda Jared salon olduğunu tahmin ettiğim bu yere girerek "Ne yapıyorsun?" diye sordu. Bana sorduğunu zannederek tam bir cevap hazırladığımda lila saçlı "Uyanmış. Ona baktım. Aynı ikizi gibi duruyor." dedi ve ayağa kalktı.

Kısa sarı saçlı konuşunca onun da arkamdaki tek kişilik koltukta oturuyor olduğunu fark ettim. "Biraz daha ısınsın. Sonra odasına yeniden yollarız." dedi. Bacak bacak üstüne atmış ve kollarını göğsünde birleştirmişti. Boynundaki siyah fuları ise ben kaçmadan önce onu gördüğümde yoktu. Dik dik fularına baktığımı fark edince onu çekiştirerek boynunu iyice kapattı.

Jared onaylarca bir ses çıkardığında "Bence açlıktan bayılmış olabilir." dedi lila saçlı. Merdivenleri inen benden genç bir erkek hızla Jared'in yanına geçip ellerini beline koyup "Sonunda uyandı mı?" diye sordu. Sonra da sanki uyandığımı görmemiş gibi Jared'den onay bekledi. Ama bir cevap alamayınca aynı ciddiyetle bana baktı. "Ona sorduğumuzda acıkmadığını söylemişti." dedi sarı saçlı kız. İsimlerini bir bilsem hitap etmem daha kolay olacak ama her şey zamanla. Hatta mümkünse isimlerini öğrenmeme gerek kalmadan buradan gideceğim.

Kapının kilidi açıldı ve elinde birkaç poşetle içeriye bu evdeyken gördüğüm ilk erkek girdi. Saçları da dahil üzerindeki her şey ıslanmıştı. Perdeleri kapalı pencereye rağmen yağmur yağdığını anlamıştım zaten. Elindeki poşetlerle hiç bu yana bakmadan dümdüz ilerleyip başka bir odaya geçti. "Li! Bana yardım lazım." diye seslenince lila saçlı hızla o odaya girdi. Jared ise burun kemerini sıkarak merdivenlerden çıktı.

Maksimum 10 yaşındaki erkek çocuğuna "Adı Li mi?" diye sordum. Asyalı birine benzemiyordu açıkçası. "Seni ilgilendirmez." diyen çocukta Jared'in peşinden üst kata yöneldi. Sarı saçlı kız ise burnundan gülünce sinirle ona döndüm. "Bu evde sana yüz verecek tek kişi o gördüğün mor saçlı. Boşuna uğraşma istersen. Ayrıca onu senin yanına fazla yaklaştırmama görevi bende." dedi. Tam ağzımı açıp ona bunun nedenini sormak üzereyken bundan vazgeçtim. Bana hiçbir konuda cevap vermeyecekleri kesindi. Özellikle de onun.

Bir süre sessizce kısa saçlı ile salonda oturduk. Geniş bir salondu burası. İki tane çift kişilik, bir üç kişilik ve iki tek kişilik koltuk vardı. Hepsi de siyah renkteydi. Bense şöminenin karşısında yere serilmiş kalın yorganın üzerindeydim. Salonun ortasında kahverengi bir kahve masası vardı. Duvarlarda çiviler vardı ama ortada herhangi bir çerçeve veya resim yoktu. Perdeler ise eski görünüyorlardı. Sanki birazcık çeksem parçalanacaklarmış gibiydiler. Şöminenin sağında boş bir televizyonluk vardı. Televizyon ise yerde duruyordu. Kullanmadıkları belliydi. Peki, salonda tek yaptıkları şey boş boş oturmak mıydı yani?

Eksik KaranlıkBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!