Canlar Keyifli okumalar dilerim!

Not: Hani siz oy veriyor, okuma listenize ekliyor veya yorum atıyorsunuz ya, sizin bir dakikadan kısa süren bu şeyleri yapmanız beni bir gün boyunca neşeli ve pozitif tutuyor! Bu hikayeyi ilk paylaştığımda "Acaba okurlar mı? Beğenirler mi?" diye çok düşündüm ve şimdi 4Bin'i geçtik. Hem de 6 ay gibi bir sürede! Bir arkadaşım böyle şeylerin çok az yaşandığını söyledi ve çok sevindim! Sizi çok seviyorum! ♡

Bana doğru uzatılan ahizeye ulaşmak için beceriksiz adımlar attım. Parmaklarımın arasında sıkıca tutup kendimde yeterli cesareti birkaç saniyeliğine aradıktan sonra ahizeyi kulağıma götürdüm. Titrek bir "Efendim?" sesi ağzımdan dökülüverdi. Marcus tüm dikkati ile beni izliyordu ve bu daha da gerilmeme sebep olmuştu. Hoş bir bayan sesi işittim. "Yerini asla dolduramazsın. Çabalamayı kes." şeklindeki konuşmasının ardından anlama zorluğu yaşayarak birkaç saniye öylece durdum.

Zihnim "Kimsiniz?" sorusunu sormamı akıl edince bir duraksama daha yaşandı. Marcus'un yüzündeki garip gülümseme hafifçe değişirken ona bir yanıt bekleyerek baktım. Ardından telefonun kapandığına dair sesi duydum. Ahizeyi telefonun üzerine kapatırken "Kim beni istedi?" diye sordum. Omuz silkerken "Bana bir yakının olduğunu söyledi. Acil ve önemli bir şey söyleyecekmiş. Ne oldu? Sana ne dedi?" dedi Marc.

Gerisin geri adımlar atarken "Önemsiz bir şeydi. Saçmaladı." dedim ve elimle ardımı yokladım. Kapı kolunu yoklayarak kısa sürede bulmamın ardından "Başka bir şey var mı?" sorusunu sordum. "Jared ile konuştuk. Seni özlemiş." dedi alay ederce. Başımı bir kez salladım ve sıkıca kavradığım kapı kolunu aşağıya çekerek kapıyı açtım. Kendimi hızla koridora attım. Kapıyı ardımdan kapatırken telefonda söylenmiş olan şeyi düşündüm.

'Yerimi' değil 'Yerini' demişti. Söylediği yerin neresi olduğunu anlamak çok kolaydı. Sienna'nın yerini doldurmak için burada olduğumu biliyordum. Herkesin ortak olan kurşun yarasına yara bandı olacaktım ama herkesin unuttuğu bir şey vardı. Yara bandı böylesine bir yarayı kapatıp iyileştiremez.

Şu hiç tanıyamadığım Sienna bir kez daha bir yolunu bulup karşıma çıkmıştı ve yeniden dengemi alt üst etmişti. Hiç görmemiş olduğunuz, sesini hiç duymadığınız birine benzetilmek gerçekten garip bir duygu. Bir yanınız sizi benzettikleri kişinin gerçekten var olup olmadığını, gerçekten birbirinize benzeyip benzemediğinizi sorgulamaya başlıyor. Diğer yanınız ise o kişi ile tanışmak için can atıyor.

Yatak odasına vardığımda hızla yatağa yöneldim ve ayakucuna bağdaş kurup beynimden dumanların çıkmasını sağlayacak kadar olmasa da bazı şeyleri düşünüp belirli konulara açıklık getirmeye karar verdim. Öncelikle düşüneceğim şey Sienna'nın başına ne gelmiş olabileceğiydi. Onunla tanışmayı ve neden herkesin ona bu kadar bağlı olduğunu öğrenmek istiyordum. Bunu bir ara Lisa'ya sormak üzere aklıma bir not yerleştirdim.

İkinci düşüneceğim şey Jared'ın nereye gittiği değildi tabi ki. Düşüneceğim şey bu evde ne kadar kalacağım ve Marcus'un bu garip hallerinden ne zaman kurtulabileceğim idi. Evime ve aileme kavuşabileceğim zaman net olmadığından artık o konuyu düşündükçe kusma hissiyle doluyordum. Bayağı uzun zamandır o konu zihnimi meşgul ederek beni oldukça bunaltmıştı. Evet, yeni arkadaşlar edinmiş ve birkaç macera yaşamıştım ama ailemle geçirdiğim sıradan hayatımı bütün bunlara tercih ederdim.

Rasta Kafa bana Jared'ın en iyi arkadaşlarından biri olduğunu ve ona rahatlıkla güvenebileceğimi söylemişti ama şimdi Jared yokken davranışları oldukça değişmişti. Kendimi kötü hissetmemi sağlayacak ne varsa yapıyor gibiydi. Bir ara Jared'ta bana böyle davranıyordu ama onun sebepleri vardı. Gerçi kim bilir, belki Marcus'a da Sienna ile ilgili bir şeyleri anımsattığım için bana böyle yapıyordur?

Eksik KaranlıkBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!