*Seviliyorsunuz canlar :) Keyifli okumalar dilerim! *

Yavaşça gözlerimi açtım ve hafifçe gerindim. Bir süre içimden geçen "Beş dakika daha uyuyayım." düşüncesi ile savaştım ve sonunda üzerimdeki yorganı üzerimden attım. Tabi ki sonrasında üşüyüp yeniden örtündüm ve komodinin üzerindeki dijital saatin kırmızı renkteki 10:27 rakamları gösterdiğini gördüm. O anda hızla üzerimdeki örtüyü atıp ne yapmam gerektiğini hızla düşündüm. Evde mutlaka birileri daha olmalıydı. Jared beni asla yalnız bırakmazdı.

Sahi, Jared nerede?

Yatakta dün gece yattığı kısma boş boş baktım. İlk öpüşmemi yaşadığım dün gece aklıma gelince dudaklarımda bir karıncalanma hissettim. Elim aptal aşıklarınki gibi dudaklarıma gitmek yerine kalbime gitti. Başımı sallayarak bu aptal düşüncelerimden kurtuldum ve hızla odadan dışarıya çıktım. Dün gece pijama bile giymeye üşenmiş ve eşofmanlarımla uyumuştum. Yani beni dağınık pijamalarımla kimse görmeyecekti. Zaten boş salonla karşılaşınca beni kimsenin göremeyeceğini fark ettim.

Hızla mutfağa yöneldim. Birkaç malzemeyi kesen Zoey ile karşılaşınca ona gülümsedim. Gülümseyerek beni süzdükten sonra kahkaha attı ve "Sen git üzerini düzelt. Ben sana da tost yapayım." dedi. Ona gülümsedim ve odaya girip düzgün olduğu kadar kırışmamış bir şeyleri üzerime geçirdim. Bavulumun içindeki saç fırçamı bulup saçlarımı tarayarak düzgün bir topuz yaptım. Yüzümü de yıkadıktan sonra yeniden mutfağa girdim. "Herkes nerede?" diye sordum. Bir süre düşündü. Yanıtı ise "Lisa ve Robin okuldalar. Jared birkaç işini halletmeye gitti. Bizde seni uyandırmamaya karar verdik. Dün çok çalıştığınızı söyledi bize Robin. Bizde biraz dinlenmeni istedik." oldu.

Yaptığı tostları birlikte yedik ve salona geçip birlikte biraz yarışma izledik. Benimle uzun ve derin sohbetlere daldığında şaşırsam da onun artık kaba olan Zoey olmadığını biliyordum. Bir ara o kadar sıkıldık ki yüksek sesle müzik açıp iki kişilik dans partisi yaptık. Deli gibi koltuklarda zıpladık, şarkı söyledik, performans sergiliyor gibi davrandık ve salondaki masanın üzerinde yürüdük. Cam olan masadan çıtırtılar yükselince bunun kötü bir fikir olduğunu anladık ve koltukta zıplayarak dans etmeye devam ettik. Bolca kahkaha sonrasında kapı sesi duyduğumuz an kendimizi koltukta oturuyor izlenimi verecek şekilde koltuğa bıraktık. Kapı açılınca Lisa ve Robin gülüşerek içeriye girdiler. Yanlarında Brad vardı.

Beni görünce gülümsemesi hafif solsa da ona gülümseyerek selam verdim. Beni görmezden gelerek ablası ile konuştu ve onu mutfağa çekiştirdi. Dünyanın her neresinde olursan ol, mutfakta bir sohbet yapılıyorsa iş ciddi demektir. Aldırmamaya çalışarak Robin'e baktım. Yanıma oturdu ve dans ederken bir an kendimi kaptırmam sonucu açtığım saçlarıma baktı. Darmadağındılar. "Dans partisi mi düzenlediniz?" diye sorduğunda Zoey hızla televizyonun sesini kıstı. Bense abartılı derecede başımı iki yana sallayıp "Bunu da nereden çıkardın?" dedim. Zoey ile bakışıp gülmeye başladık. Çok zevkliydi.

Lisa, Brad ve Robin üzerilerindeki üniformayı değişip rahat bir şeyler giydikten sonra salona geldiler. Robin yanımda otururken Zoey diğer koltukta Lisa ve Brad ile oturuyordu. "Yemek sırası kimde? Acıktım ben." dedi Robin. Sıra bana geldiği için "Ne yemek istersiniz?" diye sordum. Herkes bir süre düşündü ve sonunda benim tarifini bilmediğim bir yemeği söylediler. Robin internetten tarifi bulunca kabul ettim. Biliyorum, alt katta restoran var ama böylesi çok daha eğlenceli oluyor. Kendimi bir tür yemek yarışmasında gibi hissediyorum.

Robin bana malzemeleri okuduğunda bir an "Tüm buzdolabını olduğu gibi fırına koyalım istersen?!" demek geldi. Buzdolabını neredeyse boşaltmıştık. Bir sürü şeyi küp küp kesip yağda kızartmam, birçok şeyi haşlamam ve geri kalan malzemeyi sosa bulayarak fırına atmam gerekti. Neredeyse tüm iş bittiğinde ve enerjimin hepsini yemek yaparak tükettiğimde Robin bana gerçeği söyledi.

Eksik KaranlıkBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!