Merhaba canlar! Keyifli okumalar dilerim ♡ seviliyorsunuz x
Şarkı: Melanie Martinez- Dead To Me

Sabah altıda çalan alarmım ile gözlerim hızla açıldı. Alarmımı kapatıp üzerimdeki yorganı büyük bir heyecanla tekmeleyerek ayağa kalktım. Üzerimdeki siyahlı giysilerimi fark edince yüzümü buruşturdum. Oysa ben onları bugün giyecektim uyurken değil.

Oflayarak dolabımın kapağını açtım. Bugün okul günüydü ve birkaç hafta sonra yeni yıl balosu yapılacaktı. Kısacası bugün okulda dersten çok balo hakkında konuşulacaktı. Okula gitmek gibi bir planımda yoktu zaten.

Dolaptan Jared'ın kazaklarını çıkartıp bir dağınık yatağımın üzerine fırlattım. Siyah deriden olan taytımı da dolaptaki diğer giysilerin arasından çekip kurtardım. Üzerine giyecek bir şey bulamayınca Jared'ın gri kazağını giymeye karar verdim. Sessizce hazırlanacak ve kaçacaktım. Sonra geri dönecektim. Büyük ihtimalle geri dönecektim yani.

Duş almaya karar versem de bunun ailemi uyandıracağını fark edip kendimi parfümümle yıkadım. Hızla giyinip Jared'ın ve Robin'in kazaklarını uzun askılı siyah çantama tıktım. Kulaklığımı, paramı ve telefonumu da çantanın küçük gözüne koydum. Param otobüs yolculuğuna ancak yetecek kadardı. Kazağın üzerine göbeğime kadar inen gümüş uzun kolyemi taktım. Sonrasında ise altın Midye kolyemi de taktım. Gümüş ile altın uymadığından uzun kolyemi çıkarıp yatağa fırlattım. Siyah güneş gözlüğü ile aynı renkteki beremi takmayı ihmal etmedim. Siyah bilekte botlarımla siyah deri ceketimi giyip sessiz adımlarla alt kata indim. Anahtarımı son anda alıp evden çıktım.

Sabah altı buçuk civarı bir saatte otobüs bulmam zor olacaktı ama o kadar yolu yürüyerek gitmem imkansızdı. Zaten araba ile en erken 1 saatte orada olabiliyordum. Otobüs durağına koşmaya başladım ve bomboş durağa oturdum. Kulaklığımdan yavaş müzik dinlerken bile zaman geçmek bilmiyordu. Saat 6:45 gibi bir minibüs önümde durduğunda ayaklandım.

Kulaklıklarımdan birini çıkarttım. Açılan minibüs kapısından içeriye baktım. Şoförde tam bir sevimli dede havası vardı. Büyük ihtimalle emekliydi ve para kazanmak için bu işi yapıyordu. Gideceğim yeri söyleyip oraya gidip gidemeyeceğimizi sordum. Adam omzunun üzerinden arkasındaki bomboş koltuklara baktıktan sonra yeniden bana baktı. Sonra ise içten bir gülümsemeyle başını salladı. Teşekkür edip minibüse bindim.

Nereye oturacağımı şaşırmıştım. En arkaya doğru gitmeye başladığımda "Tüm yolu en arkada sessizce oturarak geçirebileceğini sanıyorsan gitmem ben oraya." dedi adam şakacı bir şekilde. Durup adama dikiz aynasından baktım. O da bana oradan bakıp "Yakınıma otur. Sohbet edelim biraz." dedi. Kaşlarım hafifçe çatılırken içimden "Aman ne güzel! Tam da adamına denk gelmişim! Yaşasın!" diye iğneleme yaptım.

Yeniden öne ilerledim ve adama yakın oturdum. "Senin yaşında bir torunum var benim. Babası birkaç ay önce öldü. Annesinin de birkaç gün önce kanser olduğu öğrenildi. Torunum ve eşimle kalıyorum. Siz gençleri yakından tanıyorum yani." dedi gülümseyerek. Söylediği şey dikkatimi çektiğinden diğer kulaklığı da çıkardım. "Üzüldüm. Başınız sağ olsun." diye mırıldandım. Elini önemli değil derce sallayıp "Pis işlere bulaşmıştı. Oğlum olabilir ancak ben onu en başından uyarmıştım." dedi.

Bir süre aynadan bana baktıktan sonra minibüsü kenara çekti. "Ne oldu?" diye sordum şaşkınca ona bakarken. "Gözüm seni bir yerden ısırıyordu." deyip düğmeye basarak kapının açılmasını sağladı. "Oğlum ölürken yanındaki genç kız sendin!" dediğinde afallayarak "Ne?!" diye bağırdım. "Kaldırımda öldü benim oğlum! Eşi kanser oldu! Torunum hamile!" diye bağırmaya başladı.

Eksik KaranlıkBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!