*İyi okumalar canlar! Umarım hikayenin gidişatından memnunsunuzdur :) Seviliyorsunuz ♡*

Jared ve kız, kapı aralığında bana bakıyorlardı. İkisi de kocaman gülümsüyorlardı. El ele tutuşmayı kestiler ve Melina yanıma koştu. Birbirimize sıkıca sarıldığımızda onu ne kadar özlediğimi bir kez daha anımsadım. "Sevgilin çok iyi biri." diye fısıldadı kulağıma. Sarılmayı kestiğimizde ona şaşkınca bakıyordum. "Sana öyle mi söyledi?" dedim. Onaylayan bir mırıltı çıkarmasının sonrasında kaşlarım çatılarak kapı aralığına sırıtarak sağ kolunu yaslamış Jared'ı bakışlarımın hedefi ettim. Omuz silkti ve "Bana beş kez sevgili olup olmadığımızı sordu. Daha fazla sormaması için istediği cevabı verdim." dedi rahat bir tavırla.

Annem ile babam görüş alanıma girdiler. Annem endişeli görünüyordu fakat babam Jared'tan bile daha rahat gibi duruyordu. Hızla alnımı öpüp "Hayatım, nasılsın? Daha iyi misin?" diye sordu annem. Gülümseyerek "Daha iyiyim. Üşüttüm biraz." diye geveledim. Babam ile aram soğuktu. Neredeyse üvey olduğumu düşündürüyordu bana. İç içe geçmiş görüntü netleştiğinde daldığımı fark ettim. Netleşen manzara ise 3 çift şaşkın gözdü. Lisa, Robin ve Zoey. Ah hayır! Ailem olduğunu bilmiyorlar mıydı yoksa?

"Bunlar arkadaşların mı? Hepsi de ne çok endişeli görünüyorlar. Canlarım benim." deyip hepsiyle tanıştı annem. Hepsi anneme çok çabuk ısınmıştı. Herkesin yüzünde içten birer gülümseme vardı. Lisa kendini oda arkadaşım olarak tanıtmıştı nedensiz yere. Annem bir süre şaşırsa da bir şey demedi. Bu kadar kısa sürede arkadaş edindiğime mi şaşırsın, oda arkadaşım olduğunu düşündüğü kızın mor saçları olmasına mı?

Jared'ın herkesi topladığı eve geri dönmüştük. Dedikleri gibi her şey yolundaydı. Hiç kimse bana kaba davranmıyordu. Sanki her şeye yeni başlamışız gibiydiler. Biraz daha benimle yeniden tanışmaya çalışacaklar diye korktum. Yediğim yemekten giydiğim giysiye kadar özen gösteriyorlardı. Özellikle Lisa ve Jared bana ebeveynlerimmişler gibi davranıyorlardı.

Zoey salondaki tekli koltuğa yayılmış bir halde telefonuyla oynuyordu. Sanırım yeni bir oyun indirdi çünkü başını kaldırdığı yok. Lisa ise hemen yanımda oturmuş varlığından bile bihaber olduğum laptopunda uğraşıyordu. Parmaklarının klavye üzerinde hızlıca yaptığı narin dans bana bir tür ödevle uğraştığını düşündürse de konuşarak dikkatini dağıtmadım. Jared şöminenin karşısındaki eskice yorgana bacaklarını uzatarak oturmuştu. Brad ise ona sırtını yaslamıştı ve uyuyordu. Robin mi? O, mutfakta bize yiyecek bir şeyler yapıyordu.

Ben ise yüzümdeki aptal bir tebessümle onları izliyordum. Eskisi kadar sağlıklı olmasam bile yine de çok iyiyim ve bu durumu kabullenmeye başladım. Lisa bana çok iyi bir arkadaş olmuştu mesela. Zoey beni terslemeyi bırakmıştı. Robin aynı Robin iken Jared ilk tanıştığımız zamanlardaki Jared olmuştu. Telefonumu bana sıkça geri vermeye başlamışlardı ve Jared ile yalnızken sadece 15 dakika için Tesa, Bella veya annemi arayabiliyordum. Tabi ki hoparlördeyken.

Robin, giydiği kadın önlüğüyle salona girip ellerini birbirine çarparak avucunu temizledi. "Bu iyiliğimi unutmayın." dedi. Önlüğünü çıkartıp mutfağa çabucak bırakıp yanıma oturdu. Lisa ve ben üçlü koltuğu resmen işgal ettiğimizden dolayı toparlanıp daha düzgün bir şekilde oturduk. Robin diğerlerinin aksine başka şeylerle uğraşmak yerine benimle uğraşınca kıkırdadım. Sürekli olarak çaktırmadan parmağını karnıma batırarak gıdıklanmamı sağlıyordu.

Yaklaşık yirmi dakika sonra bugünkü aşçımız olan Rob mutfağa gidip fırına koyduğu tavuğu yanmadan önce çıkardı. Sessiz adımlarla ayağa kalkıp mutfak kapısına gittiğimde havaya karışmış olan mis gibi koku ciğerlerime dolarken ağzımı sulandırdı. "Orada FBI gibi davranacağına gel de yardım et, Huysuz." dedi Robin eğlenen bir sesle. Dediğini yapıp mutfağa girdim ve masayı hazırlamasında ona yardım ettim.

Eksik KaranlıkBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!