Canlar! Son ithaflara bu bölüm ile başlayacağım :) Keyifli okumalar dilerim ♡ Seviliyorsunuz! x Bu bölüm senin cancığım♡

Spoiler: Fırtına öncesi sessizlik.

Birkaç hafta geçmişti. Ocak ayının ortalarındaydık artık. Etraf hala karla kaplıydı. Tüm yıl boyunca hiç olmadığı kadar beyazdı etraf. Marcus'un evinde hepimiz salondaki koltuklara yayılmış geniş ekrandaki filmi izliyorduk. Tüm perdelerle kapıları kapatmıştık diye odayı tek aydınlatan şey televizyonun ekranıydı. Zoey ve Robin arasında ne olmuştu bilmiyorum ancak birbirlerine eskiye göre biraz daha yakındılar. Lisa ve Marcus birbirine sokulup üç kişilik koltuğa uzanmışlardı ve üzerlerinde yeşil bir battaniye vardı. Zoey ve Robin de televizyonun tam karşısındaki iki kişilik koltukta oturuyor ve ayaklarını pufa uzatmışlardı. Benimle Jared ise Lisa ve Marcus ile aynı pozisyondaydık. Üzerimizde krem rengi yumuşacık bir battaniye vardı. Brad odasındaki bilgisayarda oyun oynadığından dolayı bizimle aynı odada değildi.

Yaklaşık 7 yıl önce çekilmiş filmlerden birini izliyorduk. Efsanevi bir yaratık hakkında bir korku filmiydi. Arada bir şehre iniyor ve birkaç insanın kafasını koparıyor sonra da başsız bedenleri ardında bırakıp kafaları kendiyle birlikte götürüyordu. Ormanın derinliklerinde bir ini vardı ve orada yalnız başına saklanıyordu. Bir erkek yaratık olduğu tahmin edildiğinden üreyemeyeceği düşünülüyordu ve bilim adamları bu efsane yaratık hakkında bilgi edinmeye çalışıyorlardı. Bildikleri tek şey birkaç sihirli cümleyi mırıldanınca hemen arkanda belireceğiydi.

El creguis o no. Només murmurar. Estaré esperant just darrere teu.

(İster inanın ister inanmayın. Sadece mırılda. Ben tam arkanda bekliyor olacağım.)

Tahmin edilebileceği gibi bir kız bu sözleri keşfedip birilerine söylemişti. Ona inanmamışlardı ve kız kendi başına tuzak kurup bunu denemişti. Ve öldürülmüştü. Ertesi gün başsız vücudu kendi evinin yatak odasında bulunmuştu. Bunun üzerine arkadaşı o sihirli sözlerle birlikte bilim adamlarına ulaşmıştı ve büyük bir tuzak kurup yaratığı yakalamaya çalışmışlardı. Her tarafa kameralar kurmuş ve hızlı olan yaratığın neye benzeyeceğini bulmaya çalışmışlardı.

Sözü söyleyen ve yaratığı yakalamaya çalışanlar öldürülmüştü. Kameradan orayı izleyenler yavaş çekimde yaratığı görebilmişlerdi. Yüzü olmayan bir beden gibiydi. Ayakları bir ahtapotun ayaklarına benziyordu. Elleri ise birer pençeydi. Bıçak kadar keskin tırnakları vardı.

Yaratığın ini bulunmuş ve oraya birçok asker yollanmıştı. Yer altına inen bir mağara gibiydi. Olması gerekenden daha soğuk olduğu belirtilen inin duvarları çürümekten korunmuş çeşitli insanların başlarıyla doluydu. Askerler yaratığı bulmuş ve ona saldırmışlardı. Yaratığın öldürüldüğü düşünülüyordu. Ve mağara temizlenmesi için birileri gönderildiğinde yaratığın bedeni ortadan kaybolmuştu. Yani ölmemişti.

Filmin sonunda ekran kararmıştı ve filmin bittiğini belli eden bir müzik çalmaya başlamıştı. Birkaç yazar ismi çıktığı an televizyonun ekranında karıncalanma oldu. Siyah beyaz olan televizyon ekranında aniden yaratığın oldukça tiz bir çığlık atan yüzü belirdi. Gözleri birer siyah boşluktu ve tırnakları kadar sivri siyahımsı dişleri vardı. Sonra ise ekran sallandı ve karardı. Ekranda son beliren şey sihirli sözlerdi. Sonra da DVD oynatıcı CD'yi film bittiği çıkartmıştı.

Salon simsiyah olduğundan dolayı Jared'a daha da sokulduğumda güven vermek isterce çenesini başıma yasladı. Saçlarımın arasına birkaç öpücük kondurup "Korkma. Sorun yok. Ben buradayım." tarzı şeyler mırıldandı. O esnada aniden açılan kapı ile herkes -Jared'ta dahil olacak şekilde herkesten bahsediyorum- korkudan çığlık atıp havaya sekti. Sonra ise gelenin Brad olduğunu görünce rahat bir nefes aldık. Sonra ise herkes birbirine bakıp gülmeye başladı. Brad ise şaşkınca bizi izliyor ve neler olduğunu kavramaya çalışıyordu.

Eksik KaranlıkBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!