Canlar ♡ Umarım okurken zevk alırsınız. Seviliyorsunuz!

Jared gideli tamı tamına 2 hafta oldu. Bende bundan dolayı yokluğuna biraz olsun alışabildim. Bir defa mesaj atıp iyi olup olmadığımı sormuştu fakat ona iyi olduğumu belirten bir cevap attığımda yanıtlamadı. Robin ve diğerleri buna benzer şeylere alışmış gibi davranıyorlar. Ayrıca bir süredir otelde kalıyor olmamıza rağmen eve yiyecek getiren birileri olmadığı için aşağı kattaki restorandan yiyoruz. Yemekleri elbette çok güzel ama bizim eğlenerek yaptığımız yemeklerden olmadığı için pekte büyük bir anlam ifade etmiyorlar.

Ayrıca Jared yokken telefonumun faturası da geldi ve eğer birkaç gün içinde ödemezsem hattımın kesileceğine dair bir mesaj aldım. Fakat işin kötü yanı hiçbirimizin parası yok ve hepimizin hattı kesilecek. Bu mesajın salonda otururken hepimize gelmesi sebepsiz yere garip gelmişti. Mesajlar okunduktan sonra Lisa iç çekti ve "İşe girme zamanı." diye mırıldandı. Merakla telefonu kucağıma doğru indirip görüş alanımdan çıkardım. "İş mi?" diye sorduğumda bir süre kendi aralarında bakıştılar. "Hepimiz bir işe girmeliyiz." dedi Zoey.

"Pat diye işe girildiğini sanmıyorum." diye sızlandım. Zaten okula alışmak, eksik dersleri tamamlamak, yaklaşan sınav haftasına çalışmak ve Jared'ın yokluğu yeterince yorucu değilmiş gibi bir de hayatımda ilk defa çalışacak mıyım yani? "Ayrı dolaşmamız tehlikeli olabilir. Ne yapacağız? Hepimizi aynı işe almazlar." dedi Robin. "Eski işlerimize dönelim, ne dersiniz?" diye sordu Lisa heyecanla. Hepsi onaylarca başını sallayıp telefonlarından birini arayıp konuşmaya başladılar. Onlar salonda karınca gibi dolanırken ben oturduğum yerden şaşkınca onları izliyordum. Telefonunu ilk kapatan Zoey "Tamamdır. Ben yeniden garson oluyorum." dedi. Diğerleri hala konuşurken Zoey'nin dediği ile ona gülümsediler. Robin telefonu kapatıp "Ben kütüphane görevlisi olmaya devam ediyorum öyleyse. Seninle de orada ders çalışabiliriz, Huysuz." dedi.

Herkes yerine oturup Lisa'yı izlemeye başlayalı 8 dakika olduğunda Lisa hala salonun içinde telefonu kulağına dayamış, konuşuyordu. Sürekli ısrar ve itiraz ediyordu. Sonunda yorgun bir halde teşekkür edip telefonu kapadı ve kendini koltuğa bıraktı. "Butik görevlisi olabildim. Sonunda!" diye isyan etti. Bir süre herkes işlerden konuşurken ben öylece oturdum. Herkes çalışacaktı fakat ben kime telefon edip iş bulabilirdim ki? "Amelia da benimle birlikte kütüphanede çalışacak. Hem ücret alır hem boş vaktinde ders çalışır hem de gözümün önünde olur." dedi Robin. Harika, artık benimde işim var!

Ertesi gün alışılmışın dışında olarak okul çıkışı herkes yanında getirmiş olduğu giysileri giyip başka yerlere gitti. Hava iyiden iyiye soğuduğu ve Aralık ayına girmemize bir hafta kadar kaldığı için herkes kat kat giyinmişti, özellikle ben. Lisa adını hatırlayamadığım bir butiğe yöneldiğinde Zoey, Kızartma Dünyası adlı restorana yönelmişti. Robin ile ben ise yaşadığımız bölgedeki yerel kütüphaneye geçtik. Oldukça sessiz olan kütüphane bir o kadar da tozluydu. Robin, orada çalışan yaşlı görevliye geldiğimizi belli eden bir şeyler söylediği an kadın ona bir bez verdi ve kocaman olan kitaplığı işaret etti.

Robin kitapları masanın üzerine yığmaya ve rafların tozunu almaya başladı. Yanına gitmeden önce çantamı onunkinin yanına bıraktım. "Ben ne yapayım?" diye fısıldadığımda "Biraz tarih çalış." diye mırıldandı. Göz devirerek "Hayır. İş yapmam lazım." dedim. Bana imalı bakışlar atıp "Senin benim sözümü dinlemen lazım, Huysuz. Ne anlamlı bir lakap seçmişim öyle! Her defasında tam denk geliyor." dedi. Ofladım ve ardımı dönünce yaşlı kadınla burun buruna geldim. Korkudan minik bir çığlık attığımda işaret parmağını dudaklarına bastırarak -ve biraz tükürük saçarak- "Şttt!" diye bir ses çıkardı. Hazırda tuttuğu bezi hızla göğsüme bastırdı.

Eksik KaranlıkBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!