Canlar! Keyif dolu okumalar dilerim x Seviliyorsunuz ♡

Önemli Not: 6Bin olduğumuz için çok mutluyum! Severek okuyan, her bölümü merakla bekleyen, oylayan, arkadaşlarına tavsiye eden, yorum yapan ve bana ne olursa olsun destek olan herkese sonsuz kez teşekkür ederim!!!

Gözlerimi yumup duvara sinmiştim. Dişlerimi o kadar sıkıyordum ki çeneme acı saplanmıştı. Kollarım deli gibi kaşınıyordu ancak hareket edebilecek kadar alanım yoktu. Nefes alırken şişip inen göğsüm için bile yeterli alan yoktu. Korku ve panik tüm bedenimi ele geçirmişti. Ancak sonumu biliyordum. Olacakları biliyordum. Burada zorla bir ilişkiye girecek sonra da buz gözlü Sam yarattığı enkazı yaktığı bir sigarası ile odanın diğer ucunda oturduğu sandalyesinden izlerken ben burada ağlamaya ve bedenime değdiği her yerden nefret edecektim. Sigarası bitince beni bu odadan kimseye bahsetmemem için sertçe uyaracak ve kapıyı çarparak odadan çıkacaktı. Hatta kim bilir? Belki beni öldürecekti ya da Sienna'ya yaptığı gibi benimde gözle rahatlıkla görünür bir yerime büyük bir yara izi bırakacaktı. Böylece ruhumun yaralandığını görmeyenler o izi görebilecekti.

Nefesimi tutup dua etmeye başladım. Ellerinden biri boğazımı sıkarken diğeri belimdeydi. Henüz öylece duruyordu. Başka bir deyişle acı ve çaresizliğimden zevk alıyordu. Boğazındaki eli sıkılaşırken nefes alamaz hale geldim. Yeterli havayı ciğerlerime çekemiyordum.

Yetersiz oksijenden dolayı gözlerim kararmaya başlamıştı. Dizlerim ve ellerim rüzgardaki bir yaprak misali titriyorlardı. Kulaklarım uğuldamaya başlamıştı. O anda ufak bir patırtı duydum gibi geldi. Zihnimin bir oyun oynadığını düşünerek içimdeki ümit mumlarını birer birer söndürmeye başladım. Son birkaç mum kalmıştı.

Son mumu söndürmek üzereyken oldu her şey. Aniden kapı tekmelenerek kırıldı ve kapıyı tutan mandallarla birlikte yere düştü. Boğazımdaki el gevşerken ciğerlerime daha fazla oksijen hücum etti. Belimdeki ile boğazımdaki el kaybolduğu an gözlerimi olabildiğince açık tutmaya çalıştım ancak öksürük krizine girmiştim. Ciğerlerim havasız kalmıştı. O anda bir el beni belimden nazikçe yakaladı ve ayağa kaldırıp sarsak adımlarla odadan çıkardı. Gözlerim neredeyse kapalıydı ve önümü doğru düzgün görmemiyordum. Kendimi zorlayarak beni ayakta tutan kişiye baktım.

Gördüğüm yüze olabildiğince gülümsediğimde dişlerini göstererek gülümsedi. Cesaret vermek ve destek olduğunu belirtmek isterce bana sarıldığında saçımı rastaların arasına gömdüm. Kıkırdadı ve "İşte benim Küçük Hanım'ım." diye mırıldandı. Öksürmek üzere olduğum için kollarından ayrıldım ve ona arkamı dönerek öksürerek dizlerim üzerine düştüm. Midem bulanıyordu. Kusacaktım. Öksürmemden dolayı midem daha da kötü hale gelmişti.

İçeriden gelen yumruk seslerini duyabiliyordum. Jared'ın durmaksızın attığı yumruklar, Sam'in acı çığlıkları, Jared'ın bağırarak hesap soruşu... Tüm bu sesler birbirine karışmıştı. Elimi ağzıma siper edip öksürürken midem daha kötü bir hal alınca nerede olduğumu veya kimin izlediğini umursamadam midemdeki her şeyi dizlerimin dibine çıkardım. Marcus ise saçlarımı ardımda toplayıp beni biraz olsun rahatlatıyordu.

Omzumun üzerinden gelen bir peçeteyi dudaklarıma bastırdım. Derin nefesler alırken gözlerimi sıkıca yumup birkaç kez daha öksürdüm. Bir süre sonra kendimi daha iyi hissederek ayağa kalkma kararı aldım. Marcus kolumdan tutarak ayağa kalkmama yardımcı oldu. Yüzüne bakıp hafif bir tebessüm ve ağlamaktan kıpkırmızı olmuş gözlerle fısıldadım. "Teşekkür ederim."

Sesimi kaybetmiş gibiydim. Bağırarak ağlamak istiyordum ancak boğazımdaki koca bir düğüm beni engelliyor gibiydi. Ağzımı açıyordum ancak ses çıkmıyordu. Sadece bir fısıltı. Kendimin bile zor duyduğu bir fısıltı.

Eksik KaranlıkBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!