*İyi okumalar canlar! Seviliyorsunuz :)*

O gece hemen her zaman neşeli olan kız yerine sessiz bir kız gelmişti. Annemler bu halimi ne kadar sevmese de değişemiyordum işte. Mutlu olamıyordum. Moralimi daha da bozan şey ise Tesa ile telefonda konuşurken onun birden bire ağlamaya başlamasıydı. Ayrıca hıçkırıklarının arasından "Amelia, gitmeni hiç istemiyorum." demişti. O anda bende ağlamaya başlamıştım. Birbirimizi sakinleştirmemiz hiçte kolay olmamıştı.

Annem ve babam huzursuzca yemek yiyordu. Melina ise olan bitenden habersizdi. Peki, ben kardeşimi nasıl bırakacaktım? İç çekip çatalımı tabağımdaki haşlanmış minik havuçlardan birine batırdım fakat yemedim. Onlar yemeye başladığından beri tabağımdaki yemekle oynuyordum. Çatalımla havuçları bir o yana bir bu yana yuvarlamaktan sıkılarak bir havucu yemiştim. Melina yemeyi bitirip yorgun olduğunu söyleyerek odasına gitti.

O söyleyince ne kadar yorgun olduğumu bende fark ettim. Bütün günüm giysi dürmek ve bavullara yerleştirmekle geçti. "Bende yorgunum. Dinleneceğim biraz." dedim titreyen sesimle. "Amelia. Hiçbir şey yemedin. Pilavın, tavuğun, haşlanmış sebzelerin... Oldukları gibi duruyorlar." dedi babam sakince. Normal bir gün yaşıyor olsaydım çoktan tabağımdaki her şeyi yalamadan yutmuş olacaktım. Ama bugün değil.

Sandalyemi geri itip "Canım çekmiyor. İyi geceler." deyip mutfaktan çıktım. Odama girdiğimde gözyaşlarımı serbest bırakarak boğazımda kendimi sıkmamla oluşan acıyı azalttım.

Sırtım kapıma dayalı bir şekilde yerde oturmuş, bavullarıma bakıp ağlarken Melina'nın sesini duydum. Anneme seslenmişti ve şimdi de paldır küldür merdivenleri iniyor. Dizlerimi göğsüme çekip kollarımı etraflarına doladım. Alnımı dizime yasladım ve ağlamaya devam ettim.

Kabullenmek çok zor geliyor. Yani beni... Fazla erken bırakmadılar mı? Ben daha ağzımı açamadan onlar kabul ettiler. Buna dünden razıymışlar gibi olmadı mı bu? Yoksa ben mi abartıyorum?

İç çektim ve telefonumdan hüzünlü bir müzik açmak için ayağa kalktım. Birkaç okunmamış mesaj vardı ama içimden onlara bakmak gelmiyordu. Bella'nın benim için birkaç ay önce kendi çaldığı piyano metnini kaydettiğini anımsayıp onu açtım. Ağlamamın şiddeti artınca rahatladığımı hissettim. Yatağa oturdum. Gerisi bulanık.

Ağlayarak uyuyakaldığımdan Melina'nın beni uyandırması için deli gibi sarsması gerekmişti. Bir yandan da alarmım çalıyordu. Gözlerimi kırpıştırıp bulanıklığın gitmesini bekledim. Melina "Günaydın abla. Bu bavullar ne?" diye sorunca içimdeki karanlık geri geldi. Sanki gitmişti de geri gelecekti, diye kendi kendimi tersledim. "Bir yere mi gidiyorsun?" dedi hemen ardından. "Ablan başka bir okula gidecek. Yatılı bir okul ve eminim orada mutlu olacaktır." dedi annem odamın kapısından. Yanımıza gelirken "Hadi Melina sen git çantanı hazırla. Bu esnada ablanda kendine çeki düzen verir." diye devam etti sözlerine.

Melina başıyla onaylayıp odamdan çıkarken bende yattığım yerde doğruldum. Yastığın altındaki telefonu annem eline alıp alarmı kapattı. "Güzel bir duş almak iyi gelecektir Amelia. Okula seni ben götürüyorum ve geç kalmanı istemeyiz." dedi. Bir şey demeden odamdan çıkıp duşa girdim. Ilık su kötü düşünceler ve gözyaşlarımı götürüyordu. Aklıma gelen saçma bir düşünceyle gülümsedim.

Jared her gün düzgün bir şekilde üniforma mı giyecek? İşte bunu görmek isterim.

Duştan çıkıp ilk günüm olduğundan güzel bir şeyler giymeye karar verdim. Dar siyah bir kot, beyaz atlet tarzı bluz giydim. Siyah bilekte bol botlarımı ayağıma geçirdikten sonra saçlarımı biraz kuruttum. Kabardıklarını fark edince hemen dağınık topuz yaptım. Odamdan çıkmadan kırmızı, beyaz ve siyah renklerinden oluşan ekose gömleğimi giydim ve kollarını dirseklerime doğru kıvırdım. Gözaltlarım ve yanaklarıma fondöten sürme gereği hissedince kendimi rimel sürmedekten alıkoyamadım.

Eksik KaranlıkBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!