Canlar! Bugün Jared'tan bir bölümümüz var :) İyi okumalar dilerim ve seviliyorsunuz ♡ Ed Sheeran ♡

Araçtan inmekte çok uzun zaman harcamıştı. İçimde bir kırıklık hissetmiştim ve gideceğini bildiğim halde, O karşımda durdukça bu his iyice uçuruma dönmüştü. Yine sevmiş ve yine kaybetmiştim. Ben hep kaybeden taraftım sanırım.

Araçtan iner inmez ailesine doğru uçarca koşuşunu gördüğümde yüzümde buruk bir gülümseme oluştu. Onu ailesinden mahrum bırakamazdım. Yaşamak istediği hayatı elinden alamaz, ona bir köle gibi davranamazdım. Marcus ile bunu uzun uzun konuşmuştuk ve onu eve götürmek konusunda karar almıştık. Benim içinde bulunduğum lanetli dünyaya ise artık ilişkimizin bittiğini kulaktan kulağa yayacaktık. Kanıtlamam için ise başka kızları hayatıma sokacaktım. Bir geceliğine veya kısa bir süreliğine.

Eve girdiğini ve ailesiyle kucaklaştığını gördüğümde yanağımdaki ıslaklığı hissettim. Çeneme doğru yavaşça süzülen gözyaşımı elimin tersiyle sildim. Sienna'yı istemeden kaybetmiştim ancak Amelia'yı ben bırakmıştım. Ailesi ona çok daha iyi bakacaktı, buna ne şüphe? Ancak artık ben olmayacaktım. Onun hayatında bir Jared artık olmayacaktı.

Telefonundan bana ait her şeyi yok etmiştim. Birkaç resim, mesajlar, arama geçmişi ve numaramı silmiştim. Fakat aynısını kendi telefonumda yapamıyordum. Parmağım 'Seçili öğeyi silmek istediğinize emin misiniz?' sorusunu gördüğüm an iptal tuşuna basıyordu. Zaten onu telefonumdan silsem bile zihnimden silemeyeceğimi biliyordum.

Evlerinin kapısı kapandığında aracımı çalıştırıp yola çıktım. Nereye gittiğimi bilmiyordum, her şeyi kaybetmiştim, beynim çalışmaya ara vermiş gibiydi. Avucumun içi gibi bildiğim yollar artık yabancılaşıyordu. Hiçbir şey tanıdık gelmemeye başlamıştı. Gözlerimde biriken ancak bir türlü akamayan yaşlar görüşümü puslu bir hale getirirken sinirle direksiyona birkaç kez vurdum. Sonunda kenara çekmeye karar verdim. Bir süre kaldırım kenarında park edip öylece soluklandım.

İki elimde direksiyonda ve başım eğikti. Gözlerimi sıkı sıkı kapatıyordum ve yaşlar kucağıma düşmeye başlamıştı. Bana eşlik etmek isterce kararmış olan gökyüzü daha da karardı. Sonra ise beyaz tanecikler havada süzülerek inmeye başladı. Kar yağışını bir süre öylece oturup izledim. Radyoyu başka bir kanala çevirdim ve yavaşça çalan şarkıyı dinledim.

Yaklaşık 15 dakikadır gidişine alışmaya çalışıyordum. Sienna'nın yokluğuna alışmam Amelia sayesinde kolaylaşmıştı ancak şimdi bu durumu kolaylaştıracak kimsem yoktu. O anda gözlerim açıldı. "Abim." diye mırıldandım. Kolumdaki saati kontrol ettim. Gece 9 civarı olduğunu görünce onun evine doğru yola çıktım. Bana o iyi gelecekti. Kardeş sevgisi iyi gelecekti.

Herkes sokağa dökülmüştü sanırım çünkü 1 saatlik yolu 2 buçuk saatte gidebilmiştim. Aracımı evin yanındaki boş araziye park ettim. Ceketimin yakalarını ensemi kapatacak şekilde çekiştirdim, ellerimi ceplerime soktum ve başımı yere eğerek olabildiğince hızlı adımlarla eve yöneldim. Bahçe kapısından girip evin giriş kapısına vardım. Kapıyı çalıp biraz bekledim.

Cebimde olmasına rağmen üşüyen ellerime sıcak nefesimi üfleyip onları birbirine sürterek ısınmaya çalıştım. İçimden de keşke eldiven giyseydim diye geçirdim. Eğer 'keşke'lerimin hepsini bir yere yazabilsem oldukça kalın bir kitap elde edebileceğime eminim. İç çekip bu saçma fikri kenara ittim. Birde keşkelerden oluşan bir kitap mı yapacaktım yani?

Kapıyı bir kez daha fakat bu kez daha güçlü olacak şekilde çaldım. Ard arda zile bastım. O anda içeriden "Geliyorum!" diye seslenen kardeşimin sesini duydum. İlk kez birini öldürdüğümde de böyle olmuştu. Soğuğun içinde elinde bıçağıyla yatan ceset, bembeyaz karda oluşan kıpkırmızı iz gözümün önüne geldi o an.

Eksik KaranlıkBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!