Canlar! ♡
Her hafta aynı gün sizlere yeni bir bölüm sayesinde ulaştığım için çok mutluydum. Hikayemi tam 5 Aralık'ta başlattığım gibi 5 Aralık'ta bitirdiğimi çoğunuz biliyorsunuzdur. Tam bir yıl boyunca her Perşembe sizlerle olmak, acaba beğenirler mi? diye tatlı bir endişe, daha güzel bölümler için çabalamam gerek! gibi kendi kendime motivasyonlarım ve en sevdiğim eyvah! Bölüm yazmam, yarına yetiştirmem lazım! telaşı hep benimle oldu. Final yaptığım için tüm bunlar artık benimle değil.

İşte hediye burada devreye giriyor! Yarın her biri ayrı ayrı değerli olan okuyucularım olan sizlerin karşınıza yeni bir hikayem ile çıkacağım!!! Umarım beğenirsiniz!

Uzun bir sınav stresi, her sabah erkenden kalkmak ve okula gitmekten sonra ayaklarımızı uzatıp sıcacık bir içecekle dinlenip tembellik yapacağımız (tabi benim gibi lise sonuncu sınıfsanız böyle rahat olamayacaksınız) bu yarı yıl tatilimizde boş zamanlarınızı okuyarak geçirebileceğiniz her Cuma yeni bölüm paylaşacağım yeni hikayem Mevkuf'u umarım keyifle okursunuz ♡

Her Perşembe yeni bölüm paylaşıyordum ve yeni yıla bir Perşembe günü girdik, güzel bir tesadüf :D

Beni Eksik Karanlık hikayemde yalnız bırakmadığınız için sizlere ne kadar teşekkür etsem az! Yarın görüşürüz ;) Seviliyorsunuz♡

NOT: Hikayeyi ucu açık bitirmiştim böylece siz istediğiniz şekilde hayal edebilirdiniz. Ama sizlere yeni hikayem adına ufak bir bölüm bırakıyorum♡

•Amelia•
Grup olarak kamp yapma kararı aldık. Aslında bu fikir benden çıkmıştı çünkü Jared doğum günümde bana bir kardan küre verip beni meleğe benzettiğinden dolayı ağlamamı sağlamıştı. Beni ağlarken gördüğü ve büyük ölçüde de Sienna'yı kaybettiği için o da ağlamaya kaldığı yerden devam etmişti. Bu olayın üzerinden tam bir ay geçmesine rağmen Jared hala sahte gülücükler saçıp bize iyi olduğunu söylüyordu ama yalan olduğunu hepimiz biliyorduk. İyi bir oyuncu değildi.

Onun kafasını dağıtmasını sağlayacak aktivite düşünürken benim aklıma kamp yapmak gelmişti. Sonuçta hava ısınmıştı, orman havası ferahlatıcıydı ve arkadaşlarla tüm gece ateş etrafında oturmak mutluluk vericiydi. En azından bana göre öyleydi.

Herkes çantasını hazırlamıştı. Tesa ve Bella da bizimle geliyorlardı. İki kişilik kamp çadırlarını Marcus almıştı. Zaten o gece pek uyumayacağımızı söylüyordu. Tüm gece hikayeler ve şarkılar söylenecekmiş. Tesa ve Bella birlikte kalacaktı. Lisa, kardeşi Brad ile aynı çadırı paylaşacaktı. Zoey ve Robin sanırım yeniden çıkıyorlardı ama bilemiyordum. Jared, Marcus ile kalacaktı. Eh, ben de tek kaldığım için Tesa ve Bella'nın yanına sıkışmayı düşünüyordum ki Brad küçük olduğu için Lisa onlarla kalmamı teklif etti.

Arabalara doluşup yola çıktık. Ben, Bella'nın kullandığı araçta yolcu koltuğunda oturuyordum ve Tesa arka koltuktaydı. Lisa ve Zoey de arka koltuktaydı. Müzik yüksek sesle çalıyordu ve herkes bağırarak şarkı söylüyordu. Ben ön koltukta dansa başlamıştım bile. İçimde iyi bir his vardı. Biraz da mide bulantısı. Abur cuburu fazla kaçırmıştım. Jared, Robin ve Brad ile birlikte Marcus'un kullandığı araçtaydı. Ama onların bizim kadar eğlenip şarkı söylediklerini sanmıyorum.

Sonunda anlaştığımız kamp alanına geldiğimizde hepimiz sırtımıza kamp çantalarımızı asıp ilerledik. Robin burayı iyi bildiğinden dolayı önden o gidiyordu. Geri kalanımız ise ardından gidiyor ve etrafı izliyorduk. Bir an durup etrafa bakındım. Yeşile bürünmüş etraf ve hafifçe esen rüzgar. Harika bir birleşimdi. O esnada Jared yanımda duraksadı. Herkes etrafımızdan geçip Robin'i takip etmeye devam ediyordu. "Bu fikrin Robin'den değil senden çıktığını biliyorum, Midye." dedi. Ona baktığımda tebessüm ettiğini gördüm. Bunu benim yerime Robin'in planladığını söylemiştik ama bunu neden yaptığımızı bilmiyorduk. Yine de Jared gerçeği öğrendiğine sevinmiş gibiydi.

"Ne alakası var?" dedim ardından da gülmeye başladım. O anda gerçeği tam olarak anlamıştı. Sonrasında Jared da gülmeye başladı. Bir süre öylece durduk. Yüzümüzde gerçek bir gülümsemeyle etrafa baktık ki Robin ve diğerlerini neredeyse gözden kaçırdığımızı fark ettik. Jared aniden elimi tutup beni, diğerlerine yetişmek adına biraz çekiştirerek koşmaya başladı. Akışına bırakmaya karar vererek elimi çekmek yerine koşmaya başladım.

Çadırları erkekler kurarken biz de yakmak için odun bulmaya gittik. Birkaç çalı çırpı bulup kamp alanına geri döndüğümüzde sonuncu çadır kuruluyordu. Brad onlara yardım etmek istiyordu ama henüz küçük olduğu için sadece onların arkalarında koşuşturup duruyordu. Ateşi yakma işini ise Tesa halletti. Babası ile küçükken sürekli kampa giderdi diye değil, yanında kibrit getirmeyi tek akıl eden olduğu için bunu başarmıştı.

Şarkılar, gerek güldüren gerek korkutan hikayeler ve yemek sonrasında güneş yeni doğmak üzereyken bizimkiler birkaç saatliğine uyumaya gittiler. Sonuçta uykusuz bir şekilde yola çıkmamız tehlikeli ve gereksizdi. Jared ise ben de gideceğimde beni durdurmuştu. Herkes gittikten sonra bana "Sence kimi insanlar bir şansı daha hak eder mi?" diye sordu. Dudak büzüp bilmediğimi belli ettim. "Neden sordun?" dedim. "Ben... Seni ailemle tanıştıracağım gün Sienna'yı görünce şok olup o gün tepki veremedim..." Göz devirip bu konuyu konuşmak istemediğimi yeniden belli ettiğimde "Hayır. Bu kez beni dinlemeni istiyorum. Daha önce bu konuyu konuşmayı 20 kez denedim ve hep sustum. Bu kez susmayacağım. Ben özür dilerim, Midye. Beni affedebilecek misin? Biliyorum bunu hak etmiyorum. Hayatını tanıştığımız günden bu güne berbat ettim. Sana zarar verdim. Özür dilerim." diye devam etti.

İki elimi de tutmuştu. Kararsızca tuttuğu ellerime baktım. Belki de bir şansı daha hak ediyordu. Olumlu yanlar ile olumsuzlar eşit gibiydi. O an Sienna'yı görünce benim varlığımı tamamen unutmuştu. Onunla neredeyse evleniyorlardı. Belki düğünü katleden Sam birkaç saniye daha gecikseydi o zaman ikisi de evet demiş olacaklardı. Dünya evine gireceklerdi. Kim bilir belki de çocuk bile planlamışlardı.

"Amelia?"

Dalıp gittiğimi fark ettim. Hiçbir olumlu yan düşünemesem de, kim bilir, bunu yaptığım için bir gün kendimden nefret edecek olsam da tebessüm ettim. Ellerimi onun ellerinden çektiğimde yüzü düştü. Ellerimi yanaklarına koydum ve yüzümdeki tebessümü kocaman bir gülümseme ile değiştim. "Bazı insanlar her zaman hak eder." dedim içten bir sesle. Ürkekçe yüzüme yaklaştığında geri çekilmedim. Sonrasında ise kısa bir öpüşme.

"Seni seviyorum, Kabuk."

"Seni seviyorum, Midye. Bir evcil hayvan alıp adını İnci koyabiliriz."

"Bu hoş bir fikir. Bir gün bunu yapmalıyız."

Eksik KaranlıkBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!