Yeni yeni yepyeni! :D iyi okumalar canlar ♡ seviliyorsunuz!

Marcus kurduğu son cümleden sonra ayağa kalktı. Dolu dolu olan gözlerini koluyla kuruladıktan sonra hafifçe boğazını temizledi ve "Yarım saate yemek hazır olur. İnersin aşağı." dedi. Kapıya yönelmişti ki söylediğim şeyle duraksadı.

"Herkes beni Sienna'nın yerine koyuyor. İstersen beni O gibi hayal edebilirsin. Benim için sorun değil. Alıştım artık."

Marcus omzunun üzerinden bana baktı. Hafifçe gülümsedi ve burnundan hıh sesi çıkararak güldü. Kapı kulpunu kavradığında "Bunu başkasına söyleme. Benim verdiğim kadar kibar yanıt vermezler." deyip odadan çıktı.

Pekala, Sienna'nın kim olduğunu öğrenmiştim ve resmini görmüştüm. Jared'ın neden haftalarca ortadan kaybolduğu da anlaşılır hale gelmişti. Jared yaklaşık 3 haftadır yoktu ve eğer sadece bir aylığına gitmişse haftaya geri gelecekti. Onu bir yandan özlemiştim. Diğer yandan ise onu görünce sinirleneceğime emindim. Hayatımı olduğu gibi başka bir yöne çevirmişti. Çiçek bahçesinden mayın tarlasına geçmiş gibiydim. Attığım her adıma dikkat etmek zorundaydım yoksa mayına basacak ve ölecektim. Pekala, herhalde ölmezdim ama büyük bir hata yaparsam neler olabileceğini kestiremiyordum.

Marc'ın evinde olduğumu bilen biri özellikle beni aramış ve Sienna'nın yerini dolduramayacağımı söylemişti fakat ben buna rağmen Marcus'a beni O olarak hayal edebileceği teklifini sunmuştum. Ayrıca Rasta Kafa bana kuzeni olan Sienna'nın öldürüldüğüne dair kanıtlar aldıklarını söylemişti ama doktor kadın benim kılık değiştirmiş olan Sienna olduğumu sanıyordu. Ya Marc bana yalan söylemişti ya da kadın Sienna'nın başına gelenlerden bihaberdi.

Yataktan yavaş hareketlerle kalktığımda yastığın üzerini saçlarımın kapladığı gözüme ilişti. Bunca stres ve sorundan dolayı özellikle de son zamanlarda deli gibi saçlarım dökülüyordu. Eğer böyle devam ederse peruğa ihtiyacım olacak. Açık olan saçlarımı bol bir şekilde ördüm ve odadan çıktım. Merdivenlerin başına geldiğimde Robin ile karşılaştım. Bana bir gülücük yolladı ve yanıma gelip tamam olup olmadığımı sordu.

Ona iyi olduğumu söylediğimde "Bende yemek neredeyse hazır olduğu için seni almaya gelecektim. Ev kocaman. Kaybolmanı istemedim." dediğinde ona içten bir şekilde gülümsedim. "Teşekkür ederim, Robin." dediğim gibi hızla ona sarıldım. Sarılmama karşılık verdi ve sonra saçlarımı hafifçe dağıtıp "Huysuz seni." diye alay etti.

Birlikte yemek odasına girdik ve sıcacık yemeklerimizi yedik. Rosa bana önceden biraz çorba içirmiş olduğu için diğerlerine kıyasla daha az açtım. Arada önlerindeki yemeklere saldırmamak için kendilerini çok zor tutuyor gibi görünseler de Marcus'a veya herhangi bir görevliye henüz bir şey belli etmemişlerdi. Yemek bitimine doğru herkes giderek daha da yavaş yemeye başlamıştı böylece aynı anda masadan kalkabilirlerdi. Onların yavaşladığını veya hızlandığını görünce bende hızımı değiştirdim.

Tüm yemek boyunca Marc'ın bakışlarının sıkça üzerimde dolaştığını hissederek gerginleşmiştim. Jared, Rasta Kafa'ya güvenebileceğimi söylemişti ve Marcus bana herkesin rahatça güldüğü bir an çektikleri resmi göstermişti. Buradaki herkesin birbirine yakın oldukları oldukça belliydi. Ancak aralarında bir saygı çizgisi vardı. Bella ve Tesa ile olan arkadaşlık ilişkimize benzemiyorlardı. Marcus ve Jared'a saygılıydılar fakat kendi içlerinde biraz daha rahattılar. Oysa Bella, Tesa ve ben fazlasıyla rahattık. Eminim eğer ailelerimiz ile aynı evlerde kalıyor olmasaydık sabahın üçünde kapımı çalıp "Misafirliğe geldik!" diyebilirlerdi.

Ben hayal alemine uçmuşken bir korna sesi ve Lisa'nın "Geldi!" diye bağırıp sandalyesini devirirce aniden ayağa kalkmasıyla korkuyla yerimde zıpladım. Lisa'nın adımlarını koridor boyunca duyduk ve sonrasında açılan kapı ile bir erkeğin sesini duyduk. Brad gelmişti! Lisa'nın neler hissettiğini çok iyi anlayabiliyordum. Masada oturan herkes anlayışla gülümseyerek birbirine bakmaya başladı.

Eksik KaranlıkBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!