*İyi okumalar! Seviliyorsunuz canlar ♡*

Robin ve ben hızla başımızı kapıya çevirdik. Sanırım ona adıyla değil 'Sarı Bela' desem daha uygun olurdu. Zoey havaya diktiği saçlarını eliyle hafifçe karıştırarak kapımı hızla açmıştı. "Bakıyorum yakınlaştınız." dedi sinir bozucu sesiyle. Jared bile bana daha iyi davranıyordu. En azından dün gece nöbet tutarken az laf söylemişti. Ama Zoey, o beni gördüğü her an laf söylüyor.

Baktı ki bizden cevap çıkmadı "Nöbeti devralıyorum." dedi. Ağzımı açtım ama sözlerimi geri yuttum. Ettiğim her kelime bana daha da sinirlenmesini sağlıyordu. "Ben daha geleli 1 saat ancak geçti. Birkaç saat sonra gelirsen buna sevinirim." dedi Robin sakin ve kibar bir şekilde. Sarı Bela ise bir kaşını kaldırıp bakışlarını bana çevirirken "Ben olanları anladım." dedi. Sinsi bir gülüş yüzüne yayılırken merakla neden öyle baktığını anlamaya çalıştım. "Saçmalıyorsun. Bu yapacağım son şey." dedi Robin. Bu evde zekası kıvrak olmayan tek kişiyim sanırım.

"Konumunuzdan öyle anlaşılıyor." dedi Zoey. Robin ise göz devirmekle yetindi. "Sizi bölmeyeyim." dedi ve gereksiz olduğu kadar yapmacık bir reveransta bulundu.

"Baksana. Bence sen nöbet tutma. Başarabileceğini sanmıyorum. Çünkü amacımız onu korumak. Onu öldürmek veya dövmek değil. O yüzden ya davranışlarına dikkat edersin ya da onun yerinde sen bir odada kilitli oturursun Zoey."

Jared ciddi bir ifadeyle söylediği sözleri ve alev püsküren bakışlarıyla koridorda durmuştu. Zoey ise arkasından gelen sese aldırmamış gibi yaptığında Jared benim bile korkudan zıplamamı sağlayacak şekilde "Anladın mı!" diye bağırdı. Kimi kandırıyorum ki? Lisa bağırsa bile korkacak hale gelmiştim. Ama Jared'in sesi gerçekten yüksek çıkmıştı. Sarı bela tam kapıyı kapatıyorken Jared onu engelledi ve bakışlarını bize çevirerek "Sizde biraz mesafeli olun! Oyun oynamıyoruz burada!" diye bize de bağırdı. Sonrasında ise kapıyı sökerce çarptı.

Robin yerini değiştirirken ona özür dilerce baktım. "Kes öyle bakmayı." diye birden o da ciddileşince göz devirdim. Bu evde niye herkesin ruh hali bu kadar değişken? Bir bakıyorsun "Bununla iyi anlaşırım." dediğin kişi sana sert bakışlar atıyor, bir bakıyorsun seni boğacak gibi bakan kişi seni savunuyor. Bu evde kafayı yemezsem kendimle hiç olmadığı kadar gurur duyacağım. Müziği de kapatıp telefonunda bir şeyler yapmaya devam etti. Yaklaşık bir saat daha geçtiğinde bir ara uyuyakaldığımı fark ettim. Ama kısa süreliğine. Şu anda istediğim son şeylerden biriydi uyumak.

Sonunda daha fazla kendimi tutamayarak Robin'e seslendim. İfadesiz yüzüyle karşılaşınca "Lavaboyu kullanmalıyım." dedim. "Kapıyı açar mısın?" Bir süre beni süzmekle yetindi. Kapıyı açıp koridora "Lisa!" diye bağırdı. Koridorda beliren uykulu Lisa dağınık lila saçlarını geriye iterken "Ne oldu?" diye sordu. Robin'in omzunun üzerinden beni görünce gülümsedi ve "Günaydın." dedi. Tebessümle baş işaret yaptım. Robin çatlamamı mı bekliyor?

"Lavaboyu kullanması lazımmış." dedi Robin. "E kapı tam şurada işte." dedi Lisa odamın karşısındaki kapıyı işaret ederek. "Ah ne?" diye inledim. "Bunun için mi uyandırdın kızı?" Lisa kıkırdayıp "Birlikte mi kullanalım lavaboyu, Robin?" dedi. Hayali bile garip. Ayrıca iğrenç. "Oradan filanda kaçarsa diye düşündüm." dedi Robin. Evet, benim yanımda dinamit var zaten. Duvarı patlatıp oradan da kaçacağım. Tüh! O kadar iyi de planlamıştım oysa. Nasıl da aklına geldi öyle!

Lisa odaya girip kolumu tuttuğunda inledim. Endişeli gözleri üzerime dönünce "Ne oldu?" dedi. "Kollarını yaralamış." diye açıkladı Robin. "Ah." diye mırıldandı Lisa. Ayağa kalktım ve hızla odadan çıkıp karşı kapıyı açıp içeri girdim. Lisa da girmeye çalışınca "İzninizle bu yalnız yapılan bir iş. Gördüğünüz gibi minnacık bir pencere var ve yanımda TNT yok." deyip kapıyı kapattım. Hızla işimi görüp ellerimi yıkadım. Çeşmeden resmen su yerine buz akıyordu. Daha da üşüyüp ceketime sokulurken kapıyı açtım. "Kaçmadım. Gördüğünüz gibi." dedim. Lisa omuz silkip "Tedbir?" dedi.

Eksik KaranlıkBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!