*Zoey ağzındandır canlar :D Seviliyorsunuz! Hepiniz benim için çok ama çok önemlisiniz ♡ Zoey'nin resmi olarak aklımdaki görüntüye en çok uyan buydu fakat siz farklı hayal edebilirsiniz :D*

Tamam. Kabul ediyorum ki yemek konusunda fena değil. Ama ona olan sinirim ve nefretim bir tabak makarna ile geçmeyecek tabi ki. Ona Jared yüzünden iyi davranıyorum. Sırf kaçtı diye beni suçlu bilip boğazımı sıkmış ve resmen parmak izlerini boynuma kazımıştı. Atkıyla günlerce dolaşma nedenim bu işte. Hala bana "Bir kıza sahip çıkamadın! Ondan nefret ediyorsun ve ona zarar vermek istiyorsun ama bu düşündüklerini yaparsan seni acımadan öldürürüm." diye yüzüme bağırışı zihnimde yankılanıyor.

Daha fazla tehdit kaldıramayacağım için biraz iyi davranmaya karar verdim. Salonda oturmak yerine dışarıya çıkmak ve şehir ortamına girmek istesem de bunu yapamadım. Arabayı yalnız başıma kullanmama izin yoktu. Zaten sadece iki araba var. İkisi de erkeklerin. Lisa ve benim yola yalnız çıkmamıza izin yok çünkü Jared sayesinde oldukça fazla düşmanımız var. Çete değiliz. Ayrı ayrı düşmanlarımız olduğu gibi ortak düşmanımız da var. Herkes Jared ile birlikte olduğumuzu bildiğinden köşeye sıkıştırılma oranımız oldukça yüksek. Kendimizi savunabiliyoruz ama risk almaya gerek yok.

Lisa kendini savunmada Jared'tan sonra en iyimiz. İlk başta ailesi vardı diye piano ve kendini savunma dersleri almıştı. Karate veya Judo gibi bir şeydi ama unuttum. Yine de iyi işte. "Eee, ne yapalım? Sıkılmaya başladım ben." diyen Robin beni düşüncelerimden söküp aldı. Herkes salondaki bir koltuğa yerleşmişti. Amelia ise yapışıklarmış gibi Jared'ın dibine oturmuştu. Lisa kardeşiyle oturuyordu. Ben ve Robin ayrı koltuklarda oturuyorduk.

Jared derin bir iç çekti ve "Dışarıya çıkmayı aklınızdan bile geçirmeyin." diye uyardı. "Şişe çevirmece?" dedi Lisa. Herkes reddetti. Çok klasik ve çocukçaydı. Yapacak başka bir şey yoktu zaten. Odalara dağılma fikrimi söylemek üzereyken Jared'ın telefonu çaldı. Çabuk olduğu kadar kısa bir konuşmadan sonra Lisa ve bana bakarak "Fazladan bir üniformanız var mı?" diye sordu. Ben başımı iki yana sallarken Lisa "Bende var. Neden?" diye sordu. "Yarın Amelia'nın okula gitmesi gerek. Ailesi ziyarete gelecekmiş." dedi. Yüzünü Amelia'ya çevirip "Yani bu gece seninle bir ezber konuşmamız var." diye devam etti.

Amelia şaşkınca ona bakarken sırıttım. Tüm gece "Yarın şöyle de. Okulun böyle böyle özellikleri var. Birkaç isim uydur ve en iyi arkadaşın olarak onları tanıt. Bizi ele vermeye kalkma." türü konuşmalar dinlemek zorunda olacaktı. Eh, bu da bir işkencedir. Omuz silkip ayağa kalkarken "Yarın okula gitmesem de olur. Çantamı ona verebilirim. Kitap ve kalem türü şeyleri de." dedim. Amelia bu kez şaşkın şaşkın bana bakıyordu. Bu kibarlığıma şaşırmıştı sanırım. "Pekala." dedi Jared ve o da ayağa kalktı. Şaşkın bakışlı kızı da kolundan tutup kaldırdı ve ikisi de üst kata çıkıp bir odaya girdiler. Bende kendi odama girip telefonda oyalandım. Ardından örtülerimin arasına girip uyumayı planladım fakat çalan kapım bunu engelledi.

Robin başını içeri uzatıp bana baktıktan sonra içeri girdi. Yattığım yerde doğruldum ve "Ne var?" diye tersledim. "Nasıl oldu da birden ona bu kadar kibar davranmaya başladın?" diye sorduğunda göz devirdim. Bunu ilk soranın Lisa olmasını bekliyordum. "Seni neden ilgilendiriyor ki? İnsanlar değişir." dedim umursamazca. Bana doğru gelip tam yanıma diz çöktü. Yüzü yüzüme rahatsız edici derecede yakındı. "Hayır Zoey. Sen değişmezsin. Kolay kolay asla değişmez veya değiştirilemezsin. Söyle. Neden iyi davranıyorsun?" dedi temkinli bir sesle. Bir süre öylece yüzüne baktım. Anlayışla bana bakması garipti. Ayrıldığımızdan beri birbirimize çoğunlukla bakmamayı tercih etmemize rağmen nefretle bakıştığımız zamanlar çoktu.

"Şu aptal evde ve aptal dünyada birbirimizden nefret etsekte birbirimizi en iyi biz biliyoruz Zo. Bana doğruyu söyle. Neden değiştin? Pekala, bazı şeyleri tahmin edebiliyorum ama emin olmalıyım. Jared seni nasıl tehdit etti?" dediğinde gözlerimin dolduğunu hissettim. "Sadece nefret edecek gücüm kalmadı." dedim. Jared'in boğazımdaki sıkı ellerini hissetmiş gibi olunca ellerim otomatik olarak boynuma gitti ve orayı hafif hafif ovmaya başladım. Robin tebessüm ederek "Sana inanmıyorum Zo. Senin tüm dünyadan nefret edebilecek kadar gücün var." dedi. Gülümsedim. Fakat ikimizin gülümsemesi Robin'in bakışlarının boynumla birleşmesi ile soldu. "Yapmadığını söyle." deyip ayağa kalkarken ellerini ensesinde birleştirdi. Yüzünü sinirden dolayı oluşan gülümseme sarmıştı. "Boğazını Jared'ın sıkmadığını söyle." dedi. Sadece baktım.

Eksik KaranlıkBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!