Seviliyorsunuz ve zevkli okumalar canlar ♡ Bir ara şairliğimin tuttuğu doğrudur :)

Jared'ın sahibi olduğu o lüks otelin en üst katında oturmuştuk. Evden gittiğim o andan beri kimseyi görmemiştim. Jared ile yalnız kalmak beni hem sıkıyor hem de ürkütüyordu. Ne zaman bir şey soracak olsam cesaretimi yeniden kaybetmemi sağlayacak bir şeyler söylüyor ya da yapıyordu. Sonunda susma kararı aldığımda ise beni konuşmaya teşvik edecek hiçbir şey yapmadı. Hatta bundan memnun oldu bile diyebilirim. İkimizde pencerenin önüne oturmuş manzaraya bakıyorduk ama adım gibi emin olduğum şey ise eğer biraz daha böyle sessiz olursa kesinlikle uyuyacak olmam. Güneş batmak üzere olduğu için sönmekte olan ışık hüzmeleri bize son bir gayretle ulaşıyorlardı. Isıtmasalar da aydınlığı sağlıyorlardı.

Tamda tahmin ettiğim gibi uyuyacaktım ki kapı açıldı. Hızla kimin geldiğine baktık ve gelenin Lisa ve Zoey olduklarını gördük. Lisa beni görünce biraz pişman gibi bir ifade takındı. Olanları Jared'a anlatmamıştım elbette ama sanırım O benim bunu yaptığımı düşünüyordu. "Amelia, konuşalım mı biraz?" dedi Zoey. İçimden tek kaşımı kaldırsam ve türlü türlü senaryoları aklımdan geçirsem bile ayaklanıp yanlarına gittim. Mutfağa doğru ilerlerken iç sesim 'Lisa seni Zoey'e söyledi ve şimdi o ikisi seni dövecek.' diye saçmalasa da Jared burada olduğu sürece ister isteyerek ister zorunlu olarak beni korumalıydılar.

Salondan en uzak olacak şekilde mutfakta yerlerimizi aldık. Lisa iç çekip "Bu sabah yaptığım için özür dilerim." dedi. Ben afallasam da gülümseyerek "Önemli değil." dedim. Zoey ise özür dilenmesinin sebebini açıklamak isterce araya girdi. "Amelia, biliyoruz ki zor şeyler yaşadın ve bunları hazmetmen kolay değil fakat bu evde 'aile' sözcüğü hassas nokta. İpler orada kopuyor işte. Çünkü hiçbirimizin şu an ailesi yok. Ya onları hiç tanımadık ya da kaybettik. Lisa bana olanları anlattı ve ikinizi de anlıyorum. Senin bir ailen var ve onları özlüyorsun. Lisa'nın bir ailesi vardı ama onlar öldürüldü. Yarası hala kabuk tutmadı ve sen bu sabah istemeden de olsa bir avuç dolusu tuzu yaraya boşalttın. Yani şu konu hakkında birilerine sızlanmazsan her iki taraf içinde iyi olur." diye belirtti Zoey.

Anlayışla başımı salladım. Lisa'nın ailesinin öldürüldüğünü Jared bana önceden söylemişti ve eğer o anda anımsasaydım asla ama asla onunla bu konuda konuşmazdım. "Tekrar özür dilerim." dedi Lisa bana yavru köpek bakışları atarken. "Ben özür dilerim." diye yanıt verip kıkırdayarak ona sarıldım. Saniyesinde bana karşılık verdi. Zoey'nin yüzünü kaplayan gururlu gülümsemesi ona yakışmıştı. Kendinden emin bir ifade takınmasını sağlıyordu ki öyleydi de. Özgüveni yüksek olanlardandı.

Sarılmayı kestik ve hepimiz salona geçtik. Ben tabi ki manzarayı büyülenmiş bir şekilde izlemeye devam ettim. Bir an gözüm bir şeye takıldı. Herkes kendisi arasında işaretleşiyordu. Lisa ve Robin el işareti ile anlaşıyordu. Zoey ve Jared ise birbirine kaş göz işareti yapıyorlardı. Bu defalık saf kızı oynamaya karar verip görmemiş gibi yaptım. Sanki sorsam yanıtlayacaktılar ya. Kısa süren manzarayı izleme işimden sonra ne yapacağımı bilemez halde gruba baktım. İşaretleşmeleri bitmişe benziyordu. Sıkıldığımı belli etmek isterce derin bir iç geçirdim. Gerçi ne yapabiliriz onu da hiç bilmiyorum. Televizyonda film izleriz büyük ihtimal.

Herkes mesajımı almış gibi düşünmeye başladı. Jared bende deja vu etkisi yaratmak isterce "Dışarıya çıkmayı aklınızdan geçirmeyin." diyerek hepimizi uyardı. Sanırım bu binada yapabileceğimiz diğer hiçbir şeyin ona sakıncası yoktu. En pahalı otellerden biri olsa da bir lunapark değil diye eğlence kelimesinin pek bir karşılığının olabileceğini sanmıyorum. "Kutu oyunlarından bir şey oynayabiliriz?" dedi Lisa. Robin'e sorarca baktığında "Televizyonda film bulabiliriz?" diye yanıtladı Robin. O da Zoey'ye baktı ama Zoey bir fikri olmadığını söyledi. Hepimiz Jared'a baktık. Omuzlarını silkip "Sıkılan sizsiniz. Siz seçin. Bana fark etmez." dedi. Lisa heyecanla birkaç kutu oyunu saymaya başlayınca film işi yattı.

Eksik KaranlıkBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!