Selam canlar! Resimdeki kişi Jared oluyor ♡ Multimedya'daki müzikle dinlemenizi tavsiye ederim ve zevkli okumalar dilerim! Seviliyorsunuz x

Bir süre o evde kalacağımızı öğrendim. Jared kendince Marcus'un evde yeterince kaldığımıza kanaat getirmişti. Burası Brad'in bahsettiği 'esas ev' imiş. Bana pekte yaşanılacak bir ev veya bir sokak gibi görünmese de Jared tarafından kabaca uyarıldığım için herhangi bir şey söyleyemedim. O koca kemirgenin yeniden içeri girmemesi için köpek kapısını kapalı tutacak bir şey bulmasını istemek dışında herhangi bir yorum yapmadım. "O neredeyse 2 metre ve şişman bir şey. Gerçekten köpek kapısından sığabildiğini düşünüyor musun yani?" diyerek beni az biraz aşağılaması sonucu aramızda ikimizinde eritmeye çalıştığı buz dağı daha da irileşmeye başlamıştı.

Karnımdaki yara geceye doğru mosmor olmuştu ve acının şiddeti giderek artmıştı. Öyle ki oraya dokunduğumda bile iğne saplıyormuşum gibi oluyordu. Tek yapmak istediğim sırtüstü yatmak ve hiçbir şey yapmamaktı. Öyle de oldu aslında. Jared beni zorla uyumaya zorladı ve ben uyur rolü yaparken yanımda boş bulduğu yere kıvrılıp uyudu. Ancak uyuduğu uyku değil kelimenin tam anlamıyla tavşan uykusuydu. En ufak bir seste, hafif bir kıpırtıda hemen gözlerini açıp etrafı kontrol ediyor ve yeniden uyuyordu.

Gece 8 gibi uyandığımda Jared hala uyuyordu. Onu rahatsız etmeden yataktan kalkmaya çalıştım ancak yine uyandı. Ona gülümseyip yataktan kalktım ve mutfağa yöneldim. Buzdolabının kapağını bir ümitle açtım ancak bomboştu. Şey, küfler dışında bomboş desem daha doğru olur. İğrenerek kapıyı kapattım ve salona ufak bir bakış attım. Eşyaların üzerinde eskiden beyaz olan örtüler vardı. Tozdan dolayı artık renkleri değişmişti.

Giriş kapısına doğru yürüdüm. Ayağımla köpek kapısını ittirmeye çalıştım ancak milim kıpırdamadı ki bu da içimi rahatlattı. Bir daha sürpriz bir kemirgenle karşılaşmayacaktım. Jared'a bakmak için yatak odasının yolunu tutmuş olsam da yarı yolda karşılaştık. "Acıktın mı?" diye sordu. Midem "Acıkmak ne kelime! Kendi kendimi yiyorum şu an!" dememi istese de sade bir baş hareketi ile onu onayladım. Başının ardını kaşıyıp göz ucuyla mutfağa baktı. "Bir süre ailenle mi kalsan?" diye sordu.

Şaşkınca gözlerimi ardına kadar açtım. Ne demek 'bir süre ailenle mi kalsan'? Ne demek! Ben ondan bunu aylarca istemiştim ancak her defasında bunu unutmamı istemişti. Şaka yapıyor olmalıydı. Aileme mi gidecektim yani? Bunu durduk yere neden söylemişti acaba?

"Sen... Ciddi misin? Evime mi?" dedim saklayamadığım neşemle. Hüzüne boğulan gözlerine tezat olacak şekilde gülümsedi. Başını ileri geri sallayarak beni onayladığında ona sarılmak ve sarılmamak arasında kaldım. "Bu nereden çıktı? Yani o kadar zaman ben istemiştim ama hiç izin vermemiştin." diye sordum. Belki de üzümü yeyip bağını sormamalıydım ancak merak her yanımı sarmıştı. "Seni korumaya çalışırken sana zarar verdiğimi fark ettim. Söylediklerim yanlıştı. Sen evcil olması gereken bir hayvan değil insansın. Sana böyle davranmamalıyım. Ayrıca bir süre yaşayacak pek bir yerimiz yok. Hemen hemen her yerde senin için bekleyenler var ve en güvenlisi seni kendi evine götürmem. Hem birini seviyorsan özgür bırak demediler mi? Öyle yapacağım. Sen fark etmeden seni korumaya devam edeceğim, bundan şüphen olmasın."

Jared'ın konuşması bitince ona sıkıca sarıldım. O da buna karşılık verdiğinde karnımdaki yara acıdı ama umursamadım. Beni korumaya çalışırken bana zarar verdiğini fark etmesi iyi bir şeydi. Artık oradan oraya hırpalanmayacaktım. Sürekli koşuşturmanın içinde olmayacaktım. "Siz ne yapacaksınız peki?" diye sordum. Onları bırakıp evime, onların sahip olmadığı aileme giderek onları yarı yolda bırakmak istemiyordum. Onlar birbirlerinin ailesiydiler. Bende bu aileye dahil oluyorken şimdi gidiyordum. Babama, anneme, kardeşime gidiyordum.

Eksik KaranlıkBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!