*İyi okumalar canlar! Seviliyorsunuz.*

Bedenim bir beton kadar ağır. Parmağımı kımıldatmak için bile bayağı efor sarf etmeliyim gibi hissediyordum. Göz kapaklarım ise oldukça tembel. Sanki saatlerce kapalı kalabilecekmiş gibiler. Başımın içi ise öyle karışık ki acı yaratıyor. Şiddeti fazla olan ağrı ise başımın çatlayacağını düşünmemi sağlayacak kadar fazla.

Bedenimdeki ağırlık azalırken soğuğu hissediyordum. Sonrasında ise nerede olduğumu. Boş bir yatakta yatan bedenim gittikçe hafiflerken titremeler başlıyordu. Bulunduğum yer bir buzdolabı kadar soğuk. Göz kapaklarımı zorlayarak onları açıyorum ama tam açamadan geri kapanıyorlar. Yeniden zorluyorum. Yeniden aynı şey oluyor. Bunu iki kez daha deniyorum ve sonunda bulanıkta olsa, aşırı parlakta olsa etrafı görebiliyordum.

Duvarları beyaz olan kısmen boş odadaki örtüleri bile olmayan boş bir yatakta yatıyordum. Kendimi zorlayarak biraz doğruldum ve odanın o kadar da boş olmadığını fark ettim. Yatağın yan tarafındaki beyaz komodin ve odanın karşısında sağdaki açık kahverengi, ahşap, duvara gömme dolabı gördüm. Yatağın solunda büyükçe bir pencere, sağında ise bir kapı vardı.

Yataktan kalkmaya çalışınca başım döndü ve ağrı çoğaldı. Kendimi zorlamadım ve yavaşça oturur pozisyona geldim. Sonrasında ayaklarımı yataktan sarkıttım. Boş odada duyduğum tek ses kolumdaki saatin çıkardığı "tik tak" sesleriydi. Yavaş hareketleri sürdürerek ayağa kalktım ve hemen duvara tutundum.

Tam o anda kapı açıldı. Sarı kısa saçlı bir kız karşımda duruyordu. Benimle yaşıt gibi görünse de fiziği benden kat kat iyiydi. Platin kısa saçları erkek saçı gibiydi. Açık mavi ile yeşilin birbirine karıştığı gözleri acımasızca bakıyordu. Kıvrımlı vücudu giydiği dar giysilerden dolayı oldukça rahat fark ediliyordu. Beyaz teni ise bu odada daha da beyaz görünüyordu. Ben onu incelerken ofladı ve "İşin bitti mi?" diye sordu. Ağzımı açtım ama o kadar kuruydu ki konuşamadan öksürmeye başladım.

Hızla odaya girip kapıyı kapattı ve kilitledi. Komodinin çekmecesinden açılmamış bir şişe su çıkartıp onu çabucak açtı. Uzattığı şişeyi hızla kavrayıp kafama diktim. Boğazımdan akıp giden su her ne kadar soğuk olsa da iyi hissettirmişti. Sonunda neredeyse tüm suyu bitirdiğimde durdum. Kapağını kapatıp komodine şişeyi koydum. Şimdi soruları sıralayabilirdim.

"Neredeyim ben? Daha önemlisi neden buradayım ve seni tanıyor muyum?"

Ardı ardına sıraladığım bu klasik soruları "Of!" diye bağırarak böldü. "Sadece çeneni kapat ve uslu bir kız ol. Bende senin burada olmana çokta meraklı değilim. Tek bilmen gereken burada uzun bir süre kalacağın ve yaptığın en ufak yanlışta bile seni şu pencereden aşağı atabileceğim. O yüzden o koca çeneni kapat ve biri sana bu kapıyı açana kadar burada sessizce otur." Sert cümleleri, sert bakışları, çatılmış kaşları ve sert sesi korkmamı sağlamıştı.

Ben yavaşça yatağa otururken o bir kelime daha etmeden kapının kilidini açıp dışarı çıktı. Gürültülü bir şekilde kapıyı kapattığında korkudan sıçradım. Bir erkeğin sesini duydum ama ne dediğini anlayamıyordum. Sonrasında o kızın sesini duydum ama onun da ne dediği belirsizdi. Kısa süre bu devam ettikten sonra kızın "Lanet olsun! Hayır, ona bir de hizmetçilik yapmayacağım!" diye bağırıp gürültülü bir şekilde merdiven indiğini duydum. Bahsettikleri kişi eğer benden başkasını da kaçırmamışlarsa bendim.

Kapı yavaşça açıldığında daha önce bir yerde görmüş olduğum erkeği gördüm. Okulda veya başka bir yerde görmüş olabilirdim. Ya da... Bu sanırım partide ben ilk dansımı ederken bizim ayrılmamızı sağlayan erkekti. Jared'a bir şeyler fısıldamış ve onu sinir ederek dansımızı sonlandırmıştı. Tembel adımlarla yanıma doğru geldi. Önüme yavaşça çömelince ne kadar istesem de geriye çekilemedim. Sol eliyle çenemi tuttuğunda ürperdim. Elleri sıcacıktı ama bu garip bir dokunuştu.

Eksik KaranlıkBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!