*Uyarı: Bu bölüm Jared'ın ağzındandır. Keyifli okumalar dilerim canlar! Seviliyorsunuz ♡*

Kulaklıklarım kulağımda olacak şekilde yatağımda sırt üzeri yatıp tavanı izliyor ve düşünceler havuzunda boğuluyordum. Bu davranışlarım bana bile o kadar yabancıydı ki...

Kendimi daha fazla tutamayarak ayaklandım ve benim için oldukça fazla anlam ve duygu barındıran odaya ayaklarımın beni sürüklemesine izin verdim. Midye'nin yeni odası. Derin bir iç çekip kapıyı açtım. Uyuduğundan adım gibi emindim. Gerçi daha önce sabahın 4'ünde uyanık olduğuna tanıklık etmiştim fakat bu kez her nasılsa emindim işte.

Bir süre gözlerim o yatakta yatan bedende gezindi. Yorganın sarmaladığı vücudunda tek görebildiğim yeri yüzünün neredeyse yarısıydı. Ağzımızdan konuştukça duman çıkan bu soğuk evde zaten herkes böyle uyuyordu. Yavaş adımlarla ilerlemeden önce kapıyı kapattım. Yatağın karşısındaki aynalı komodine oturup bir süre onu izledim. Öylece yatmış, uyuyordu. Kulağımda çalan müzik değişip en can alıcı müzik başladığında dişlerimin arasından derin bir nefes aldım. Anılar beynime doluyor ve sağı solu kurcalıyorlardı.

Sienna. O buradaydı. Bu yatak onundu. Lisa, Brad, Robin hatta Zoey bile onu çok seviyordu. Hatta erkek gibi davranan ama güzel biri olan Zoey'e ilk ağdasını yapan Sienna olmuştu. Zoey ve Robin'in sokakta birbirlerini tanımadan dilendikleri günü hatırlıyorum da... Sienna onlara sanki uzun süredir arkadaşmışlar gibi sıcak davranıyordu. Zoey'e kendi giysilerinden veriyor, saçını yapıyor, renk renk ojeler sürüyor ve dediğim gibi ağda yapıyordu. Zoey ilk bacaklarını aldığında kıştı ve Sienna, ağda yüzünden eşofman giyince bacakları ağrıdığını söyleyen Zoey'e dükkan dükkan gezip pamuklu bir bol eşofman ile bol bol kremler bulup almıştı. Lisa ise onun kardeşi gibiydi. Brad ile Lisa'yı bulan oydu. Bana anında gelip "Ailesi öldürülmüş iki kişi var. Onları da yanımıza alalım mı? Çok şirin insanlar. Hem bu ev kocaman. Hepimize rahat rahat yeter!" demişti. Ona da Zoey'e de çok iyi davranıyordu. Brad ise beni babası gibi görüp her hareketime özeniyordu. Sienna'nın bu odada o kadar çok anısı var ki...

"Jared?"

Bir inleme beni gerçeğe geri çekti. Müzik durmuştu. Amelia ise yatakta doğrulmuş bana bakıyordu. "Benim. Sakin ol." dedim ve kulaklıkları çıkarttım. "Burada ne işin var? Uyumadın mı?" diye iki gereksiz ve saçma soru sordu. "Nöbet sırası bendeydi." yanıtını verip komodine oturmayı kestim. Sienna'ya öyle çok benziyordu ki...

Kapıya yöneldim ve "Birazdan dönerim. Uyumaya devam et." diyerek odadan çıktım. Kapıyı kapatıp sırtımı karşı duvara yasladım. Sırf Amelia yüzünden bu eve, bu anılara ve bu saçmalığa katlanıyordum. Amelia olmasaydı bu evde bu kadar uzun süreyi asla geçirmezdim. Buram buram hata kokan, Sienna kokan bu evde bir saniye bile geçirmezdim.

Sienna'ya kocaman bir yanlış yapmıştım. Bedelini ise benim yerime o ödemişti. Tam bir yıl önce kaçırılmış ve büyük ihtimalle ölmüştü. Bense acısıyla bedelini ödemiştim. Sienna'da Zoey'den farksızdı. O da sokakta pislik içinde yaşayan biriydi. Onu bir restorandan çıktığımda kapıda yerde oturmuş yalvarırken görmüştüm. Bana da biraz para için yalvarmıştı. Ona istediğini verip uzaklaştığımda nasıl mutlu olduğunu hatırlıyorum. Sonrasında ise yollarımız yine kesişmişti. O, tecavüze uğramak üzereyken hem de. Onu kurtarmış ve bu eve getirmiştim. Yıkanmış, üzerindeki pis giysilerden kurtulmuş ve karnını doyurmuştu.

Ben bir dilenciye aşık olmuştum. O ise parama değil kişiliğime aşık olmuştu.

Anılar yeniden beynimi karman çorman etmişken kendimi tutamayarak ayakkabılarımla ceketimi giyip dışarıya çıktım. Ceketimin cebindeki sigara kutusundan bir taneyi kurtarıp dudaklarım arasına yerleştirdim. Uzun zamandır içmemiştim. Çakmağımla ucunu tutuşturup dumanın havada döne döne kaybolmasını izledim. Derin bir nefesi ciğerlerime doldururken o hatama yeniden lanet ettim.

Aynı hatayı ise salak gibi şimdi Amelia'ya yapıyordum. Onu zorla bir eve kapatmış ve okul müdürü olan Sam'in -babamla uzun zamandır dostlar ve ona amca filan diyecek değilim- ise sahte bir davet ile o kızı bizim okula çağırmasını sağlamıştım. Aslında okul onu çok istemiyordu. Hatta kimse öyle birinin var olduğunu bile bilmiyordu. Ama ben biliyordum ve onu bu eve tıkmamın tek yolunun o okuldan geçtiğini de biliyordum.

Başımı Midye'nin odasının penceresine çevirdim. Ah Tanrım! Pencerede durmuş beni dikizliyordu ve başımı ona çevirdiğim an kendini pencerenin yanındaki duvarın arkasına saklamıştı. Sinirli yanım gidip ona "Ailen sana dik dik bakmak ayıp demedi mi?!" diyerek onu azarlayıp aşağılamayı isterken diğer yanım onu durdurdu. Bazen kendimi kaybediyorum. Ya onu Sienna olarak görüyor ya da ona bir pislik gibi davranıyorum. Kendimi kontrol etmem için ne yapacağımı da bilmiyorum.

Parmaklarımın arasına sıkıştırdığım sigarama baktım. Neredeyse bitmişti. Bir nefesi daha içime çektikten sonra izmariti yerdeki karlara fırlattım. Yeniden içeriye girdiğimde bedenim titredi. Ceketimi ve botlarımı çıkarttığımda çenem de titredi. Yüzüme sıcak hava vurduğundan dolayı oluşan bu titreme aslında ne kadar üşümüş olduğumu fark etmemi sağladı. Bir keresinde Sienna bana ne demişti?

Dikkat ette üşütme. Bazen kalbin çok soğuk olabiliyor. Ve bu ceket giyerek telafi edebileceğin bir şey değil.

İç çekip kendimi zorlaya zorlaya üst kata çıktım. Amelia'nın odasına girip kapıyı ardımdan kapattım. Amelia sırtı kapıya dönük olacak şekilde yatıyordu. "Uyumadığını biliyorum." dedim ifadesiz bir tonla. Tepki vermedi. İç çekip yatağın diğer tarafına geçtim. Gözleri yaşlarla doluydu ve bunu saklamaya çalışıyordu. "Pekala, bu kez neden ağlıyorsun?" diye sorup katladığı bacaklarından arta kalan yere oturdum. Kırık bir sesle "Bilmiyorum." diye mırıldandı. "Senden nefret etmemi istemiyor muydun? Neden ağladığımı niye merak edesin ki?"

Omuz silkmekle yetindim. Yan yattığından dolayı garip akan gözyaşlarına baktım. Bir kez daha iç çektim fakat bu defaki sabırsız olduğumu belli eden türdendi. "Sana bir şey getirmemi ister misin? Çay filan?" sorusunu sordum. Başını sallayıp yorganı üzerinden atarken "Sana yardım edeyim." dedi. Onayladığımı belirten bir mırıltı çıkarttım ve mutfağa yöneldik. Birer çay yapıp salonda oturduk. İki eliyle sıkıca kavradığı fincanından başka bir yere bakmıyordu. Öyle masum görünüyordu ki...

Ve ben yine aynı hatayı yapıyorum. Ona aşık oluyorum.

Eksik KaranlıkBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!