*Umarım severek okursunuz! İyi okumalar canlar!*

  Yanımda yatan bir bedenin ısısı sıcak almamı sağlamakla beraber beni oldukça rahatlatıyordu.

  Aniden aklıma gelen düşünceyle gözlerimi açtım. Jared yanımda uyumuş olamazdı, değil mi? Başımı diğer yöne çevirince gülümsedim. Bu küçük kardeşim Melina'dan başkası değildi. Bana, bu sıcağa rağmen sokulmuş, yatıyordu. Onu uyandırmadan yavaşça yatış pozisyonumu değiştirdim. Saati kontrol edince neredeyse öğlen olduğunu fark ettim. Uyumak biraz iyi gelmişti. Telefonum okunmamış mesaj sesi çıkarınca hızla o yöne baktım.

   "Bir okunmamış mesaj: Bella x"

  Mesajı merakla açmak üzereyken telefonum ellerimde öldü. Ellerim titremeye başladı. Telefonumun pili bitince bile aklıma o adam geliyordu. Başımı sallayarak bu düşünceden kurtulmayı denedim. Telefonu komodine bırakıp yataktan kalktım. Korku filmlerindeki tiplere benzediğime emindim. Açık saçlarım önüme düşüyordu, yüzüm kesin kireç gibiydi ve iri gözlerim boş bakışlarla doluydu. Elimde bir de bıçak olsa kesin korku filminin canavarı olabilirim.

  Lavaboya yönelip aynaya bakmadan saçlarımı arkada toplayıp yüzüme hızla su çarptım. Gözyaşlarım ıslak yüzümden kayarken belli olmuyordu ve ağlarkenki iniltilerim açık çeşmenin sesiyle karışıyordu. Çeşmeyi kapatıp yüzümü kuruladım. Kapıya dönünce Melina'yı orada gördüm. Ne yapacağını bilemez şekilde öylece duruyordu. "Günaydın ablacığım." dedi tebessümle. "Günaydın küçük kardeş." dedim ama sesim o sevdiği, komik bulduğu türdeki gibi çıkmamıştı. Yanıma geldiğinde çömeldim ve bana sıkıca sarıldı. "Bu halin çok kötü. Ne zaman eskisi gibi olacaksın?" diye sordu. İç çektim.

  Bu soruyu dün bende kendime sormadım değil. Cevabını bilmek çok zor. Bu bir ilk değildi benim için ama bu en son ben çok küçükken olmuştu. Hatta olmamış bile olabilir. Kabus bile olabilir. Çok küçüktüm ve tam hatırlamıyorum. Daha önce de bir arkadaşım ölmüştü. Biz oynuyorduk. Birden yere yığıldı. Annesine çığlık attım ama kadın ortadan kaybolmayı seçti. Gece olup ailem yanıma gelene kadar orada saatlerce yalnız başıma kan gölünün yanında oturup kalmıştım. Parkta, kocaman bir ağacın olduğu ıssız köşede. Gerisini tam hatırlamıyorum.

  Belki hayal gücümün ürünüdür bu olay. Hayali arkadaşımı hayalimde öldürmüş bile olabilirim. Kesin olan herhangi bir şeyi hatırlamıyorum. Ama ne zaman o ağacın olduğu yerden geçsem büyük bir ürperti kaplar bedenimi. Oranın önünden geçerken kendimi koşup kaçmamak için oldukça zorluyorum. Yıllardır değil o ağacın olduğu yerden geçmek, parka bile gitmedim.

   "Abla."

  Gerçek hayata geri dönüş yapmam biraz zamanımı aldı. Aynı yere dik dik bakmayı kesip gözlerimi kırpıştırdım. Sonra da bakışlarımı Melina'nın yüzüne sabitledim. Tebessümü de unutmadım. "Yakında. Çok yakında." dedim. Gülümseyerek "Peki öyleyse." dedi. Sarılmayı kestiğimizi fark etmemişim bile. Ayağa kalkıp odama yöneldim. Telefonum açılmıştı ama pili çok azdı. Mesajım olduğunu anımsadım.

   "Tanrım Amelia! Olanları şimdi öğrendim! Nasılsın, iyi misin? Uygun olduğunda Tesa ve ben ziyaretine gelmek istiyoruz! Seni seviyoruzzz xo"

  "Yarım saat içinde gelebilirsiniz." diye mesaj attım. Aslında ilk başta "Bir süre yalnız kalmak istiyorum." türü bir mesaj yazmış, sonra da silmiştim. Biraz destekten zarar gelmeyeceğini umarım. Üzerimde hala dün gece eve gelir gelmez annemin yardımıyla giydiğim yeşil bol elbise vardı. Kılık kıyafet şu anda umursadığım bir şey değil.

Eksik KaranlıkBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!