Canlar! Seviliyorsunuz! İyi okumalar dilerim! ♡ Ayrıca 3,5Bin olmamıza katkısı koyan herkese çok çok çok teşekkür ederim!

Lisa bana bağırıyordu. Sebebi ise birkaç kez sızlanmamdı. Ona evime gitmek istediğimi ve kardeşimi ne kadar özlediğimi belirten birkaç cümle kurmuştum ki bana bağırmaya başladı. İç sesim dün yaşanan o çatışma yüzünden sadece sinirlerinin alt üst olmuş olabileceğini söylerken Lisa hala bana bağırıyordu. Sonrasında ise bağırarak sinirini boşaltamayacağını anlamış olacak ki kaptığı bir vazoyu duvara savurdu. Sözleri bir kulağımdan girip diğerinden çıkıyordu çünkü kendisi bana bağırıyor olsa da onu düşünüyordum. Jared aniden ortaya çıkabilir ve bana kaba davrandığı için onu azarlayabilirdi.

Robin bir kapıda belirdiğinde ben hala Lisa'nın karşısında öylece dikilmiş duruyordum. Gözlerim yaşlarla dolsa da akmalarına izin vermemiştim. "Li. Sakin." dedi Robin ve yanımıza ulaştı. Onu hızla kolları arasına çekip sıkıca sardı. Çenesini de mor saçların üzerine koyup ona sakin olması gerektiğine dair birkaç cümle kurdu ve arada minik öpücükler bıraktı. Sonunda sakinleşen Lisa sarılmayı kesince ağladığını fark ettim. Sinirden ağlıyordu herhalde. Bilemiyorum.

"Amelia, sen..." Benden bir şey isteyecek gibi görünen Robin birden durdu ve "Neyse, boş ver. Ben yaparım." diye devam etti. Lisa'yı da peşinden sürükleyerek "Sende bana yardım edeceksin, Mor Kafa." dedi. İkisi mutfak olduğunu gördüğüm odaya girdiklerinde ne yapacağımı bilemeyerek odaya geri girdim. Yatağın üzerine oturup bir süre dışarıyı izledim. Düşünceler beynimi kemiriyorlardı. Lisa bir bomba gibi patlamıştı fakat ben onu incitecek bir şey söylememiştim. Ya da öyle umuyorum ki söylemedim.

Bir süre sonra şunu fark ettim ki Jared burada değil. Bu otelde bir yerlerde olabilir fakat onu uyandığımdan beri görmedim. Odada boş boş otururken dünkü o çatışmayı düşündüm. Benim için gerçekleşen çatışma. Her nasıl oluyorsa ben kendimi onlarla dost etmeye çalıştıkça bir olay yaşanıyor ve aramızı açıyordu. Böyle aksiyonlu şeyleri sadece televizyon ekranında gören ben, şimdi bunu yaşıyorum ve bana fazla geliyor. Kaldırabileceğim bir olay değil bu. Alışmam için oldukça zamana ihtiyaç duymama sebep olan bir şey gerçekleştikten 24 saat sonra başka bir şey oluyor neredeyse. Tam 'Her şey düzeldi.' diye geçiriyorum içimden yine bir şey oluyor ve düzelttiğim duvarlar üzerime yıkılıyor.

Oflayarak sırtımı yumuşak olduğu kadar kabarık olan yorgana yasladım. Ne yapacağımı veya ne olacağını asla kestiremiyordum. Ayrıca az önce yaşanan bağırma olayında ise buradaki herkesin Jared yüzünden bana iyi davrandığını anlamıştım. Jared ortadan kaybolduğu anda savunmasız kalmıştım ve bunu fırsat bilen ilk kişi Lisa olmuştu. Umursamamaya çalışmaktan başka çarem yok maalesef. Katlanacak ve yeri gelince kabulleneceğim.

Yastığın altında titreyen bir şey olduğunu fark ettim. Elimle yoklayarak bulmak yerine yastığı kaldırdım ve çalmakta olan telefonu gördüm. Kayıtlı bir numara değildi ve ne yapacağımı bilmiyordum. Zihnim bana çabucak avantajları ve dezavantajları sıralarken parmağım cevaplama tuşuna bastı. Saniyesinde "Sonunda açabildin." diyen sesi duydum. Jared arıyordu. Kulağıma yasladığım telefonda mümkün olduğunca kısık seste konuşmaya karar verdim. Böylece diğerleri beni duyamayacaktı. Hoş, daha önce bir daha asla güvenmeyeceğim biri olduğunu düşündüğüm kişi şu an güvendiğim tek kişi konumuna gelmişti.

"Neredesin?" diye sordum. Hafif bir gülme sesi geldi ve "Birkaç dakika içinde yanındayım." dedi. Onaylayan mırıltımı çıkarmamın ardından telefon kapandı. Herhangi başka bir numara çevirebilirsem diye baktım fakat annemin numarasını yazıp arama tuşuna bastığımda telefon bunu reddetti. Polisin numarasını çevirmek gibi bir aptallık yapmayı da denedim. Fakat hiçbiri başarılı sonuç vermedi. Bella'ya mesaj yazmaya kalktım ama onun sonucu da başarılı olmadı. Pes ederek telefonu yastığın altına yeniden koydum.

Eksik KaranlıkBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!