#44

5.6K 759 97

1. Eve ayakkabıyla girmek zorunda kalmak.

Bakın, zorunda kalmak diyorum. Zenginler evin içinde geziyor olabilir ama biz zengin değiliz, zaten dışarıda gezip evin içinde onlarla yürümek mantıklı gelmiyor bana. Mesela telefonu evde unutmak, parayı evde unutmak vs. Şimdi vicdanımı dürten şey, öteki tarafta anne-babamız bizim yaptığımız her şeyi baştan sonra izleyecekmiş. İnşallah ayağımda ayakkabıyla evin içinde tur atarkenki görüntüleri görmezler.

2. İnterneti fazlaca kullanan akraba.

Bu yazdıklarımı annem, dedem ve dayım okuyor ben hâlâ buralara küfür yazıyorum. Amcam Facebook'ta paylaştığım şeylere yorum atar diye oraya girmiyorum bile. Bu akrabalar hep böyle ya, hele vatsaptakiler felaket. Genel özellikleri hep aynı oluyor zaten. Profil fotoğrafı kanepede oturan çocukları, vatsap durumu bir Mevlana sözü, son görülme üç dört ay önce...

"Annenlere slm canım : )"

3. "Bu ışık niye açık?"

+9 baba itemi.

Dünyada sadece bizde var herhalde bu odadan odaya gezip söylenerek ışık kapatan baba figürü. Bu ışık niye açık, ışıkları kapatın, bu odada niye boş yere ışık yanıyor? Çünkü güneşi aydınlatıyoruz baba. Benim babam sırf gülmek için ben odadayken odama gelip bu ışık niye açık diye soruyor ve ışığı kapatıyor.

4. Sevgilisini korumak için bir anda yakın dövüş ustasına dönüşen kız.

Ya sevgili olmak falan çok saçma bir şey değil mi? Hani evlilik bir nevi resmî bir şey ama sevgili olmanın bir yazılı belgesi falan yok. Biz sevgili olduk diyorsunuz, bu kadar yani. Söz uçar yazı kalır demişler, sevgililikte hiçbir şey yok. Biz sevgili olduk deyince olmuş mu oluyoruz? O zaman bizde Rihanna'yla sevgili olduk diyeyim sevgili olalım? Saçma işler yani, birde birbirlerini ölesiye seviyor rolü yapmaları... Kızın sevgilisi için çirkefleşip diğer kızlarla kavga etmesi... Senin boklu sevgilin kimsenin umurunda değil millet ekmek peşine düşmüş bizimkiler bir erkek için kavga çıkarıyor. Kafaya bak yav.

5. Bazı şeylerin Türkiye'ye ait olsa çok daha güzel ve eğlenceli (!) olacağı gerçeği.

Biz tarihi yapının dibinde koyun otlatan insanlarız. Şimdi Çin Seddi bizde olsa, surların tepesinde seyyar satıcılar gezinirdi. Duvarlarında ben sevdim ne oldu Efes Pilsen zengin oldu gibi yazılar olurdu. Çekirdek satanlar, saat satan zenciler, düğün yapmaya çalışan bile olurdu. Kolezyum'un bizde olduğunu düşünün, içinde şarapçılar eroinmanlar gezinirdi. Kızlar tecavüze uğrardı, polis oralardan öldürülmüş kız cesetleri bulurdu. Tabii ki bunların hiçbiri güzel ve eğlenceli değil, böyle olacağı çok belli olduğu için bize ait değiller zaten. Ki biz kendi tarihine bile sahip çıkmayı bilmeyen insanlarız, Atatürk'ün gemisinde fuhuştan yakalanan insanlar var, bize tarihi eser falan gerekmiyor ya kıymet bilmiyoruz biz.

6. Damsız girilmez.

Yalnız olduğumuzu illa vuracaksınız yüzümüze değil mi? Kızlar sorunsuz içeriye giriyor ama erkekler (d)amsız giremez. Sebebi de kavga çıkartma ihtimalleri. Belki kızlarda kavga çıkartacak? Belki erkekler uslu, good boy. Ayrımcılık işte, her tarafta ayrımcılık. Kadınlarla erkekler eşit değil, birbirlerinden bir üstünlükleri yok ama eşit değiller işte. Eşit oldukları tek nokta insan olmaları.

7. Sevdiğim kitabın sonunun istediğim gibi bitmemesi.

O benim en sevdiğim karakterdi onu niye öldürdün yazar?

En sevdiğim karakter ölünce ben bunalıma giriyorum bunu bilmiyor musunuz? Kitabı okumaktan vazgeçip masaya bırakıyorum sonra merak edip yine okuyorum. Yani, bence sevdiğim karakter kitabın baş karakteri ve o ölürse kitap biter anlıyor musunuz? Ki, öyle de oluyor. Kitap bitiyor. Ama ben o dünyadan ayrılmayı hiç istemiyordum, böyle de küçük çocuk gibi oldum duygusala bağladım.

8. Yabancı kelime kullanımının yaygınlaşması.

Cafe nedir ya? Bunun Türkçe meali yok galiba, zaten şimdilerde konuşmalara İngilizce kelimeler karışmış sanki herkes üst seviye İngilizce öğretmeni gibi davranıyor. Üstelik ben bu kelimeleri çoğu zaman anlamıyorum ve anlamış gibi yapıyorum. Geçen Survivor izliyoruz (YİNE) televizyonda Begüm feyırpıley deyip duruyor. Ne olduğunu bilmiyorum öylece televizyona bakıyorum ve bu kız bu cümleyi oyun sırasında ve sonrasın yirmi kere falan söyledi. Ne olduğunu hâlâ bilmiyorum.

9. Aldığı evcil hayvanı hevesi geçince sokağa bırakan insan.

Sonra bu hayvanları sokaklardan toplayıp zehirleyen belediye. O kadar çok evcil hayvan isteyen varsa çıksın sokağa beğendiği bir tanesini evine alsın beslesin. Her seferinde gidip hayvan satın almak salaklıktır. Hem, onlarda canlı değil mi? İnsanları ticaret aracı olarak kullanınca suç, aynı şeyi hayvanlara yapınca yasal. Hayvanları kafesleyip satma hakkını kendinizde buluyorsanız insanları pazarlayanlara da ses çıkartmamanız gerekir değil mi? Yani bu durumda ben burada suç teşkil eden bir şey göremiyorum.

10. Wattpad'in sadece bir internet sitesi olduğu gerçeği.

Beni üzüyor. Wattpad'in ödülleri falan oluyor biliyorsunuz değil mi? Ben onun böyle açık havada, kırmızı halıda yürünen, koltuklarda yazarların isminin olduğu, ödülün somut bir şeyler olduğu bir ödül töreni zannediyordum. Oysa sadece sen bu yarışmayı kazandın falan diyorlarmış, somut bir şey yok sadece söz yani. Birde şu Wattpad röportajları var ya, onları da kamerayla yapılıyor soru soruyorlar bizde anlatıyoruz falan zannetmiştim. Oprah Winfrey gibi yani. Zannettiğim her şey yalanmış.

Kitaplarımın hepsini Wattys at yarışlarına sokmuş bulunmaktayım. Artık bizim beygirler ne kadar yaparsa, bu yarışma nasıl bir şey onu da bilmiyorum ya, neyse. Sağlıcakla kalın.

Çok Güzel Hakaretler BunlarBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!