#11

13K 1.1K 591

1. Uzun uzun reklamlar.

Hatırlıyor musunuz bilmiyorum ama bu ülkede bir ara dizi arası reklamlar on dakika sürüyordu. İşkencenin bini bin para. Gidip Avrupa'nın saçmalıklarını alacağınıza bilimini örnek alın, reklamları iki dakika yapıyor olmasını örnek alın.

Birde en çok sinirimi bozan şey; hiç satılmayan markaların bıktırana kadar reklam yapması. Ya kendinize sövdürene kadar uğraşıyorsunuz bildiğin. Bir ara beş yaşındaki kuzenim çok seviyor diye kendisiyle birlikte günde altı saat Yumurcak TV izliyordum. Caillou kardeşin çizgi filmi reklam arasına girdiği zaman beş dakika reklamın hepsinde aynı şeyi izliyorduk. Caillou masası, Caillou suluğu, Caillou çantası, Caillou kalemi, Caillou kitabı, Caillou... Birde utanarak söylüyorum ki biz bu eşyaların hepsini satın almıştık ve daha sonra aşırı kanserojen olduğunu öğrenince masayı camdan aşağı fırlatmıştım... Reklamdaki müzik hâlâ beynimin içinde çalıyor. Bizden başka satın alan manyak yok işte üretimi durdurun onu da mı ben söyleyeyim? Olmuyorsa zorlamayacaksın...

2. Fazlaca uğraşılan matematik probleminin sonucunun 0 çıkması.

Sınava giriyoruz, soruyu çözmeye başlıyorum. İşlem uzadıkça uzuyor ve sonuç 0 çıkıyor ya, q harfi ile yıqılıyorum. Sinirleniyorum. Madem sonuç 0 çıkacak "2-2 = ?" yapmak çok mu zor? Ne diye süründürüyorsunuz bu öğrencileri buralarda?

Sonuç 0 çıkınca hayatın ne kadar anlamsız ve saçma olduğunu bir kez daha fark ediyorum... Normal hayatta olmasını istediğiniz bir şey için uğraşıyorsunuz, çabalıyorsunuz fakat sonuç 0 oluyor. Matematikten nefret ediyorum.

-O da sana bayılıyor Atillacım ;))

3. "Sapıklı kitap/film vb. şey mi izliyorsun, olamaz, yoksa sen bir sapık mısın? :o"

Evet içinde cinsel içerik olan bir kitabı okuyorum veya filmi izliyorum, bir sapığım. Grinin Elli Tonu'nu okuyan milyonlarca insanda sapık. Ön yargılarla oluşturulmuş bencil ve düşüncesiz, at gözlüğüyle bakan insanları tek tek tebrik etmek istiyorum. Bu tür kitapların yazılma amacı kendimizi tatmin etmek değil, şunu kafanıza sokun artık. Bu tür kitapları okuyan insanlarda sapık değil. Yani gelip ağzınızı burnunuzu ekşiterek "Böyle şeyler okumaya/ izlemeye utanmıyor musun?" diye sormayın. Bunları söyleyen insanlar sanki camide porno izleyen müminlermiş gibi bana laf söylüyorlar. Öyle bir namus timsali rolü yapıyorsunuz ki ayakta alkışlayasım geliyor. İnsanlar o filmi çekerken utanmamışsa ben neden izlerken utanayım?

4. Kız kavgaları.

İzlemesi güzel, bunu kabul ediyorum. Fakat empati yapınca dövülen kişinin yerinde olmak ne kadar hoş olabilir ki? Ek olarak izlediğim bütün kız kavgalarının ortak konusu erkek. Bu kadar mı düşüksünüz siz? Yani, bir erkek için birbirinize girmek, ne kadar doğru? Bana çok saçma geliyor. Bir erkek olarak söylüyorum, karşımda kızlar benim için birbirine girse etkilenmem. Ne sanıyorsunuz, kavgayı kazanan tarafın erkeği de kazandığını mı? Hayır. Ayrıca sanki sonsuza kadar sevgili kalacakmış gibi erkeği sahiplenip üzerinde hak iddia ediyorsunuz, insanları bunaltıyorsunuz. Zaten belki de birkaç hafta sonra bir daha yüzünü bile görmeyeceğiniz bir insan için kendinizi küçük düşürüyorsunuz ya, üzücü. Yani siz sevgilinize güveniyorsanız, sevgilinizde size güveniyorsa sorun yok demektir. Ayrıca burada erkekleri aşağılayarak kadınları yücelten kızlar sokaklarda erkekler için birbirine giriyor. Böyle de bir ironi işte.

Sevgilisi için kavga çıkartan ve diğer kızlarla/erkeklerle kavga eden kız/erkek net ucuzdur, bunu söylediğim için bana istediğiniz şekilde hakaret edebilirsiniz.

5. Ödünç aldığı eşyayı geri getirmeyen insan yavrusu.

Nasılsın, milletten toparladığın eşyalarla çeyizini de hazırlamışsındır şimdi sen.

Ben kitap okumayı seviyorum ve bununla paralel olarak bir sürü kitabım var. Arkadaşlarımdan birisi eve geliyor, kitaplığı inceliyor inceliyor inceliyor... En sonunda eline aldığı bir kitabı ödünç almak istediğini söylüyor. Vermek istemesem bile kabul ediyorum ve o kitap bir daha kitaplığa geri dönemiyor. Küfür etsem olmayacak, beddua etsem olmayacak... Niye böyle yapıyorsunuz siz? Emanete hıyanet etmek hobiniz mi?

Buradan duyuru: Sevgili eski sınıf arkadaşım Sena, altı sene önce benden aldığın kitabı geri getir.

6. "Senin odanda böyle dağınık mı çocuğum?" -Annem Marley

Eve gelen arkadaşlarım odama girdiği zaman her seferinde arkamızdan gelip arkadaşlarıma "Senin odanda böyle dağınık mı?" diye sormana gerek yok anne. Benim odam dağınıksa arkadaşlarımın odası da dağınıktır. Ayrıca odam dağınık değil, düzeni böyle, toplu olduğu zaman hiçbir şeyi bulamıyorum. Bununla beraber annem bu soruyu sorduğu zaman "Hayır dağınık değil ben her gün topluyorum." cevabını verip annemle birlikte bana cephe alan insan, biz seninle hiçbir zaman arkadaş olmadık.

"Senin odanda böyle dağınık mı?" diye soran anneme "Evet." diye cevap veren bir numaralı arkadaşım Mertcan, cansın kanka.

7. Gelmesi gerektiği yerde gelmeyen uyku.

Hafta sonları erkenden uykum geliyor ve okul günlerinde gece bire kadar baykuş gibi oturuyorum. Daha sonra sabah altıda kalkıp zombi gibi okula gidiyorum. Böyle günlerde birisi kafama odunla vursun öyle uyuyayım istiyorum. Uyku düzenim seni seviyorum ama bana niye yapıyorsun bunu, hoşuna mı gidiyor?

8. Geceleri akla gelen korkunçlu şeylerle beraber kaçan uyku.

Gece yatıyorsunuz, çok gerekliymiş gibi su içmek istiyorsunuz. Yorganı kaldırıp karanlık koridorda yürürken aklınıza Outlast'ten kaçan hastalar, korkunçlu filmlerdeki yaratıklar, cinler, periler, şeytanlar ve geri kalan ne kadar korkunç şey varsa hepsi doluyor. Neden? Beynim ben seni çok sevdim sen neden bene böyle yaptın?

9. Çok konuşan radyo spikeri.

Arabada giderken en sevdiğiniz şarkı çalmaya başlıyor ve nasıl bir hikmetse sevgili spiker bütün şarkılarda ağzını açmazken en sevdiğiniz şarkıda birden konuşacağı tutuyor, susmak bilmiyor. Yayına bağlanıp "Oğlum bir sus lan bir sus!" diye bağırmak istiyorum. Şarkının yarısında konuştuktan sonra çenesini kapatmak yeni aklına geliyor. Buradan bütün boş boğazlı radyo spikerlerine selam.

10. "Küfür etmeyen erkek mi?... .s"

Ben şunu anladım ki; ne yaparsanız yapın topluma asla yaranamazsınız. Kendileri bir iş beceremedikleriyle birlikte sanki uzmanmış gibi ahkam kesmeyi bilen insanlarla aynı oksijeni paylaşıyoruz. Onu yaparsınız böyle olsun der, böyle yaparsınız şöyle olsun der, söyle yaparsınız bu olsun der... Uzar da uzar.

Küfür konusunda da böyle, bir kesim var; küfrün gerekliliğini savunuyor, gerektiği zamanlarda edilmesi gerektiğini düşünüyor. İşi ileri boyuta taşıyıp küfrün erkeklere yakıştığını iddia edenler bile var. Bir aralar küfür etmiyorum diye benimle sen kızsın diye dalga geçenler vardı, etsem "Çok küfür ediyorsun Atilla.s", etmesem "Sen kesinlikle bir kızsın!" Yaranamıyorum.

Benimle "Sen neden küfür etmiyorsun? Bir kızsın, haha." diye dalga geçen insanlar Müslüman birisine edilen küfrün ne derece günah olduğunu bilmediği halde bana din hakkında ahkam kesmeye çalışan insanlar.

Am a bos ez biç biç biç biç... tamam gidiyorum.

Çok Güzel Hakaretler BunlarBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!