#16

10.5K 965 310

1. YouTube videolarının altında edilen hakaretler.

Ben şunu fark ettim, bir Türk arkı olarak birbirimize yaptığımız kötülüğü düşmanımıza yapamayız. Destek olmak varken nedensiz yere köstek olmak niye? Yabancılar bile bu kadar yapmıyorlar. Güzel olmuş veya beğenmedim deyip geçmek zor mu? Sen gidip YouTube'da o videonun altına Kürt yazdın diye Türklüğün şanı mı yüceldi? Bu nasıl bir zihniyet anlamıyorum. Diğer ırkları kötüleyip hakaret edince ne oluyor? Dünyanın en ön yargılı topraklarının Türkiye sınırlarının içinde olması beni üzüyor.

2. Yemek yerken izleyen insan.

Neden? Yemek yerken birilerinin beni izlemesinden rahatsız oluyorum. Sanki garip bir yaratık gibi yiyormuş gibi hissediyorum ve utanıyorum. Başka tarafa bakın, başka yerleri izleyin, niye inatla suratıma bakıyorsunuz? Bok mu var?

3. Herkese yavşak diyen insan.

Bir kız bir erkeğe bir konu hakkındaki beğenisini dile getirirse orospu olur. Bir erkek bir kıza bir konu hakkındaki beğenisini dile getirirse yavşak olur. Ama gidip sevdiğiniz bir insanın paylaştığı fotoğrafın altına "AYYYYĞYĞYĞY CANIM ÇOK TATLISIIĞĞĞĞN" yazan siz samimi olursunuz. Bu sitede beğenisini dile getiren kızlara yavşak damgası vuran insanın ne olduğunu ben çok merak ediyorum. Veya bana yavşak, kızlara yaranmaya çalışıyor diyen arkadaşlar doğru insanın yaşayan timsali mi? Size kalırsa herkes orospu, herkes fahişe, herkes göt veren, herkes yavşak, herkes am meraklısı fakat bu yanlışın içindeki tek doğru sizsiniz. Öyle değil mi? Şurada sorsan orospunun gerçek anlamını bilen kişi sayısı iki elin parmağını geçmez fakat nasıl bir kafa yapısı ise bakire kızlara bile orospu kelimesini yakıştıran bir ülkeyiz. Size küçük bir anekdot; başını kapatmakla namuslu olunmadığı gibi bacakları açarak da orospu olunmaz. Gavurcası; kapanarak rahibe sevişerek fahişe olunmaz.

4. Anne/babadan yüz bulunca üste çıkan akraba.

Bir yakınınız, örneğin akraba, ailenizin yanında sizinle ilgili olumsuz bir şey söylediği zaman eğer aile üyelerinin herhangi birisinden onay alırsa çenesi yerinden çıkıp kırılana kadar eleştirmeye ve hakarete devam eder.

Halam: Ay sizin bu Atilla'nın odası ne kadar dağınık.
Babam: Ne zaman toplu oldu ki?
Halam: Zaten sen elini yıkamazsın, odanı toplamazsın, yatağını toplamazsın, kendine bakmazsın, ödevlerini yapmazsın, derslerine çalışmazsın... SANA NE? Benim odamın pisliği sana mı batıyor? Eve gelen misafiri benim odamda mı ağırlıyoruz, sen geliyorsun odama karıştırıyorsun etrafı sonra Atilla sin çik pis bir insinsin..s.s

Bir defa sizin böyle bir şeyi söyleme hakkınız var mı orası tartışılır. Sen sonuçta sıradan bir akrabasın benim için, hayatım hakkında söz sahibi olabileceğini kim söyledi?

5. Kızanlık zamanında alışveriş merkezinde anneyi kaybetmek.

Çocukluğumun kabusu bu. Annenizin elini bırakmanız ve koskoca kadının saniyeler içinde insan kalabalığı içinde kaybolması...Ardından gelen telaş, hatta biraz abartıya kaçılıp Samanyolu'nda annesiz babasız kalmış çocuklar gibi sokaklarda dilencilik yapacağınız düşüncesiyle gelen korku...

Olayı dışarıdan gören birisi içinde durum çok rahatsız edici. Annesinin elini bırakan o çocuğun etrafa bakarkenki çaresizliği, ardından annesini göremeyince dudağını büzmesi, o dudağın titremesi, gözlerinin doluşu...

6. Ailesi isteğini yerine getiremeyince atara bağlayan çocuk.

Ailesinin durumu olmadığı halde inatla devamlı bir şeyler istemekten bıkmayan evlat. Ben senin anne-babana acıyorum gerçekten. Nasıl beddua almışlarda senin gibi çocukları olmuş diye üzülüyorum. Baban sana o yeni çıkan telefonu almasın ne olacak? Arkadaşın dalga geçiyor diye ezik mi oluyorsun? Şimdi gelir birisi yoruma yazar, çocuk belki küçük anlamaz. Size buradan kocaman bir NAH. O çocuğun i-Phone 6'nın kaç gb olduğunu ve işletim sistemini ayrıntısıyla bilecek kadar aklı varsa ailesinin maddi durumunu bilecek zekası da olsun.

7. Sabahın köründe öksüz kalan yavru kedi.

Yüreğimi dağladın yavru kedi... Saat sabahın ikisi, sokakta küçük bir yavru kedi annesini kaybetmiş ve ağlıyor. Çığlıkları bütün sokakta yankılanıyor üstelik. Sokakta bırakayım desen olmuyor, eve alayım desen annesi gelir bulamaz diye düşünüyorsun olmuyor, boş verip uyuyayım desen hiç olmuyor. O küçük kedi kardeş annesini bulana kadar oturup haykırışlarını dinliyoruz.

8. Acındırma yapan anne sorunsalı.

"Ben ölünce ne yapacaksınız bakalım."

"Sürüneceksiniz siz."

"Ben bir gün sakat kalayım bakalım o zaman kim yapacak yemeklerinizi."

Kadın iki dakikada ölüp gitti, cenazesini toprağa verdik hatta ve hatta o naaş toprakta çürüdü. Bir iş yapılması gerektiği zaman annemin olayları abartarak ve işin içine acındırma katmasından rahatsız oluyorum. Seni çok seviyorum anne ama bir tartışmadan sonra saatlerce hiç susmadan söylenebilme yeteneğin hiç hoş değil.

Annemle yaptığımız kavga: 5 dakika
Annemin söylenme süresi: 5 saat
Sonuç: Ben bir şey demiyorum Atilla.

9. Instagram'a atılan saçma sapan fotoğraflar.

Instagram'a gezdiğin, gördüğün, yaptığın şeyin fotoğrafını atarsın anlarım; ama yemek fotoğrafı nedir? Klasik bir laf belki ama alan var alamayan var. Görgüsüzlüğün ağır bir boyutudur bu. Tamam takipçilerinizle her yaptığınızı paylaşmak istiyor olabilirsiniz ama sizin yediğiniz yemekten kime ne? Her bölümde söylüyorum ama kusura bakın insanlar açlıktan ölürken sizin bir sitede üç beş beğeni almak için paylaştığınız yemek fotoğrafının kime ne yararı var?

10. Cinsiyete/cinsel tercihe saygı göstermeyen insanlar.

İnsanlar bizim ön yargılarımız yüzünden ölüyor/öldürülüyor ve biz bunun farkında olduğumuz halde bilmiyormuş gibi numara yapmaya devam ediyoruz. İki yüzlü ve bencil yaşam tarzımızla yemek fotoğrafları paylaşmaya devam ediyoruz.

Bu insanların haklarını savunarak bir şey kaybetmiş olmazsınız. İnsanlık olgunuz veya içinde bulunduğunuz cinsiyet değişmez, o çok kıymet verdiğiniz cinsel tercihinizden bir şey kaybetmezsiniz. Tıpkı benim erkekliğimden bir şey kaybetmediğim gibi.

Bu kitabı yazarken bazen sinirleniyorum ve toplu katliam yapma isteğim kabarıyor... Hepinize iyi günler.

Çok Güzel Hakaretler BunlarBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!