#1

52.4K 2.2K 1.8K

1. TÜRKÇE'Yİ FÜTURSUZCA KATLEDEN İNSAN SIFATINA LAYIK OLMAYANLAR.

İlk başlangıcı benim psikologlarda sürünmeme neden olan bir hastalığımı belirterek başlamak istiyorum. Saplantı derecesinde gramer bilgiçliğim var arkadaşlar, Türkçe'nin herhangi bir şekilde kötüye kullanımı göğsümde ağrı yapıyor. Millet sevgilisinden ayrılınca hissettiği acıyı birisi bana 'şey' kelimesini ayrı yazmadığında hissediyorum. Kendimi geçiyorum, en azından Türkçe'ye biraz saygınızdan şu kelimeleri düzgün yazın. Ben gidip nasılsın diye sorduğum zaman 'ii' yazmak yerine aradaki o 'y' harfini götünden çıkartıp olması gereken şekilde kullan. Atarlandım kusura bakın.

2. Kişiliğinde ön yargı olmayan, ön yargıda kişiliği olan insancıklar.

Bu arkadaşlarımıza diyecek tek bir laf bile bulamıyorum. Karşısındakinin cinsel tercihini yargılar, saçını yargılar, dış görünüşünü yargılar, yaptıklarını yargılar. Sonra da "Benim hayatım benim kararlarım." diye felsefe yaparlar. Kıçımın filozofları.

Yok kız ugg giymesin, tayt giymesin, şemsiye için boy sınırıymış da şort için kilo sınırıymış da sarışınlar öyle müthişmiş kumrallar şöyle güzelmiş şunu dinlemeyen samimi değilmiş bunu izlemeyenle aynı dünyada yaşayamazmış erkek dediğin kaslı olurmuş... Bu kadar boş beyinli, yüzeysel, düşünemeyen, aptal bir nesilden olduğum için lanet etmekten sıkıldım artık. Kimse sizin zevklerinize hitap etmek zorunda değil, o çenenizi kapatmak neden bu kadar zor geliyor anlamıyorum.

3. Saygı göstermeyip saygı bekleyen sevgili teyzeler, teyzelerimiz.

Türkiye'nin havasından etkilenen tek kesim ergenler değil. Mesela yolda küpeli bir erkek görünce aralarında fısıldaşarak gülüşen "Erkek adam da küpe mi takarmış?" diyerek saygı göstermeyip inatla gençlerden saygı bekleyen teyzeler...

4. "Pardon canım sen benim eski sevgilimsin ama sana "aşkım" diye mesaj atarak sevgilim varmış gibi görünüp seni kıskandırmak istiyorum. Çünkü ben bir geri zekalıyım."

Dünyanın en iğrenç insan tipidir bu. Ya eskiden Sultan Süleyman Hürrem'e mektup yazıp gönderdikten sonra "Ay cnm kusura bakma ben onu sana değil Mahidevran'a yazdım kb .s.s.s" falan diyor muydu hiç? Ya siz gerçekten mesajı yanlışlıkla ona attınız ki bu çok düşük bir ihtimal, ya da gerçekten geri zekalı kelimesinin sözlük anlamısınız. Sen beynini evde unutmuşsun bir koşu al gel bakalım hadi.

5. "Yanındaki sandalye boş mu? Ben birisini göremiyorum ama belki hayali arkadaşın oturuyordur, yinede bir sormak istedim."

Sanki yabancı bir filmdeyiz, kızda sanki yıllar boyu sürecek bir aşk hikayesinin baş kahramanı olacak, gelip 'Sandalye boş mu?' diye soruyor. Sen o sandalyenin boş olduğunu görmüyor musun? Ne gerek var olayları romantizme bağlamaya? 'Sandalyeyi alabilir miyim?' de geç işte.

6. "Aman Allah'ım, işte çok okunmuş bir hikaye. Hemen gidip eleştirmeliyim. Kendim bir bok yazamıyorum ve olumsuz enerjimi diğer yazarlara da aktarmalıyım ki onların morali bozulsun bir şey yazamasınlar. Allah belamı versin benim."

Hevesle bir hikaye yazarsınız, beğenilir okunur. Sonra angutun birisi gelir "Bu ne böyle iğrenç yazıyorsun sen hikaye yazma." der. Sen istemiyorsun diye yaşamayalım o zaman? Yazar samimiyetle eleştiriye açık olduğunu söylemiş, "Bakın ben buraya eleştiriye açık olduğumu yazdım sizin de götünüz kalksın kendinizi bir bok sanıp bana hakaret edin." dememiş. İnsanlar eleştiriye açık, hakarete değil. Eğer rahatsız oluyorsanız, kitabı okumayın.

7. "Biya içiyoyum ben biya, biya biya işte ya ama yaş on biy benim."

Ayşe 13 yaşında, eğer bir gün One Direction Türkiye'ye gelirse onlara yatakta ne kadar iyi olduğunu gösterecek.

"Yüce İsa üçlü yapıyorduk."

Daha ergenliğe girmemiş güzel kardeşlerimiz gelip burada "Ben 19 yaşındayım 20. sınıfa gidiyom." havası atmasınlar. Biz kimin ne olduğunu gayet iyi biliyoruz.

7. "Ya canım ben senin sevgiline yanlışlıkla yavşadım ama kusura bakmazsın değil mi?"

Onu yaparsın kusura bakma, şunu yaparsın kusura bakma, acılar özür dilemekle geçiyor mu? Kusura bakma dedikçe bakılacak kusurları artar insanın.

8. "Okulda en arka sırada oturuyorum, kafamda bir kapüşon elimde telefon okul bitene kadar götüm sandalyede oturmaktan düzleşiyor ve benimle arkadaş olma çabasına giren herkesi reddediyorum. Çünkü böyle kuul olduğunu düşünüyorum, ama aslında önemli bir numaram yok."

Şu en arka sırada elinde telefonla sürekli bir şeyler yapan arkadaşları anlayabilen var mı? Ortalama bir okul günlük sekiz saat olsa; sen sekiz saat boyunca o telefonda neyle ilgileniyor olabilirsin? Hiç mi canın sıkılmıyor, hiç mi aklından geçirmiyorsun; ben sınav zamanı ondan bundan kopya isterim o yüzden şimdiden arayı iyi tutmak lazım diye? Tamam anladım çok kuul takılıyorsun ama en azından seninle arkadaş olmak isteyenleri reddetme. Ya da arada çık yürü, bacakların tutulmuştur senin orada. Kuul olayım derken iyice batırmayın işleri.

9. "Grinin Elli Tonu kitabı kadar ağır bir üslupla cinsel içerikli hikayeler yazıyorum ama hâlâ herhangi bir cinsel deneyimim olmadı ve kadınların regl zamanlarında yumurtladıklarını düşünüyorum."

Özenip cinsel içerik yazmaya kalkışan yaşı küçük kardeşlerimiz. Bir de öyle bir üslupları var ki... Demek istediğim şeyi anlayan anladı. Ne bileyim hani Ayşegül serisine yeni eserler kazandırın, Cin Ali maceralarına yenisini ekleyin ama cinsellik yazmayın işte. Daha benim yazmaya çekindiğim konuyu on üç yaşındaki kardeşimizin rahatça yazması beni rahatsız ediyor. Neden bilmiyorum ama garip geliyor bana.

10. "Hoşlandığım çocuğa 'Seni seviyorum.' diye mesaj attım ve cevap olarak '?' yazdı. Hemen suçu kuzenime atayım da paçayı sıyırayım."

Bir kız var diyelim, çocuğa karşı nasıl bir aşk besliyorsa artık içinde tutamıyor. En sonunda sevgisine engel olamıyor ve hoşlandığı çocuğa sevdiğini belirten bir mesaj atıyor. Ters bir duruma cevabı hazır; kuzenim yazmış.

+Seni seviyorum

-Ne?

+Pardon ya kuzenim yazmış...

-Anladım, sen yazmış olsaydın bende seni seviyorum diyecektim.

+Ya şey... aslında ben yazdım kuzenim enter'a bastı.

?

Çok Güzel Hakaretler BunlarBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!