#36

6.4K 754 289

1. Ped reklamları.

"Bu başlık ne alaka pedin sana ne zararı var ulan andaval?" diyebilirsiniz. Bilmiyorum, pedlere gıcık oluyorum o yüzden yazıyorum bu maddeyi. Tamam şaka yaptım, komik değildi.


Şimdi ben bu ped reklamlarına niye gıcık oluyorum söyleyeyim; birincisi bu reklamlar çok saçma. Götüne taktığın bir şey sonuçta, nedir bu şatafat? Merdivenden atlamak, oradan buradan koşmak tamamen fasa fiso. Ben bir ara kuzenimin o 'hassas gün'üne denk gelmişim, Allah düşmanımın başına vermesin tövbe estağfurullah bir şey oluyorlar. Koşmak desen hak getire kız odadan odaya sürünerek ulaşımını sağlıyordu, etrafa bağırıp duruyor geri zekalı en son televizyonla kavga ediyordu. Reklamdaki her şey sonuna kadar palavere.


Birde şu var, reklamlarda hep manken gibi kızlar oynuyor. Ne iş? Sanki hepimiz ajanslarda doğduk, hepimizin annesi model, dergiler yoldan rastgele insan seçiyormuş gibi sikindirik işler. Koyarsın o reklama güzel bir kızı, sonra evde o reklamı izleyen ve kendisini şişman olarak tabir eden kız üzülür. Bu Allah'ın pedini hiç normal bir kız takmıyor mu ya, engelli kızlar, bir hastalığı olan kızlar, kanserli kadınlar ve aklınıza gelen diğerleri kullanmıyor mu bunu? Herkes o reklamdaki gibi mi olmalı kalıbına tükürdüğümün evlatları?


Ayrıca prezervatif reklamları neredeyse yok, olanlarda saçma sapan şeyler gece çok geç saatlerde çıkıyor. Sabahın dördünde prezervatif çok işime yarar ya kardeşim, aynen devam. Bu kadar çok ped reklamı varken, niye prezervatif reklamı çok az, ikisi de çok satıldığı halde? Ya pedi herkes alıyor reklama ne gerek var, millet götüne poşet bağlıyor sanki televizyonda o kadar çok çıkıyor ki şeklini falan biliyorum görsem yadırgamam yani.


2. 98 alınca ağlayan öğrenci.

Tutun kollarımdan düşüyorum arkadaşlar. Ağıt yakacağım başlığı okudukça keder biniyor. Ya... laf edemiyorum konu hakkında. Bizim sınıfta Hande diye bir kız sınavdan 98 aldı diye oturdu ağladı, bu nasıl bir hırs amına koyayım okulun bilim adamı mı çıkacaksın? Millet 50 alınca kurban kesiyor, bu kadar kıymet bilmez olmayın. Tamam hedefiniz yüksektir de 98 alınca da ağlamayın, şükredin. Sizin o notlarınızı görünce NASA gelip sizi üfürükten tayyare yapmayacak. Sonuçta yine eşek gibi okuyup mezun olduktan sonra patronunuz büyük ihtimal sizin okuduğunuzun yarısı kadar bile eğitim görmemiş birisi olacak.


3. Not dilenen öğrenci.


Dönem sonuna geldik, millet uzaya çıktı yeter be kardeşim. Eminönü dilencisi gibi not dileniyorlar öğretmenlerden, öğretmenlerde sanki verdiği notu maaşından kesiyorlarmış gibi bir naz ediyor ki sormayın. O not mezara mı gidecek? Aşağılık bir davranış ya, gidiyor öğretmenin karşısına not istiyor. Zamanında çalışsaydın, git profesör ol demiyorum ki ara sıra hobi olsun diye ders dinle sınavda kıçını kurtaracak kadar yap çık. Sen ne bakıyorsun o 98 alınca ağlayana, siktir et sen onu. Mesela ben hayatımda hiçbir öğretmenin avucuna düşecek kadar tembel olmadım, kendimi kurtaracak kadar çalıştım gerektiği notu aldım. Çünkü öğretmenler egolarının tatmin edilmesine bayılıyor, o notu size elbet verecek ama önce siz köpek gibi yalvarmak zorundasınız. Eğitim sistemi çok saçma.


4. Özürsüz devamsızlık 10 gün olduğunda sınıfta kalındığı gerçeği.

Ergene bağlayıp isyan etmek istiyorum. Ya, bu eğitim sistemini oluştururken kafanız kıyak mıydı? 10 gün gibi az bir süreden şikayet etmeye bile elim gitmiyor. Öğretmenler her seferinde okuduğunuz okulun kıymetini bilin diye yalandan vicdan gösterisi yapıyor. Görende sanacak Oxford'da tahsil görüyoruz, anası sikilmiş pis bir devlet okuluna gidip geliyoruz her gün. Kim sorarsa devlet bize 10 gün devamsızlık hakkı vermiş. Ama nedense 10 günü doldurunca sınıfta kalıyorsunuz, 10 gün vermiş ama onu bile tam kullanamazsınız. 9,5'ta kalır o. Saçmalığın daniskası. 10,5 olunca kalırsın anlarım 11 olur kalırsın anlarım da 10 nedir? Niye verdin o zaman bize 10 günlük devamsızlık hakkını amına koyayım? Bir günde 1440 dakika var, biz bunun neredeyse 500 dakikasını okulda geçiriyoruz. Dışarıda hava güllük gülistanlık biz otuz kişi ZORLA bir sınıfa doldurulmuş ders işliyoruz. Sonra tahtaya bak, dersi dinle, uyuma ebenin amını yapma diyorlar. En azından öğretmenler bu yaptıkları iş için para alıyor, biz bu siktiri boktan yere zorla geliyoruz amına koyayım hiçbir geliri yok. Yarak gibi iş. Okulunu da eğitimini sikesim geliyor.


5. Türkler ve garip tamir şekilleri.

Kumanda çalışmaz pilleri çıkartır içine üfler yeniden takar çalışır. Uçlu kalem yazmaz derste onu parçalara ayırır ameliyat yapar parçalar yeniden bir araya gelince çalışır. Televizyon çekmez vura vura düzeltir. Ah be kardeşlerim. O öyle düzelir mi, alacan onu camdan aşağıya atacan o zaman mis gibi çalışacak. Doktorlar dizisinde Kutsi bile adamın kalbi çalışmayınca yumruk atarak çalıştırmıştı. Bakın işte her tarafta belli ediyoruz kendimizi.


6. "70 milyon bizi izliyor."

Seda Sayan'ın yıllardır kıvırdığı bir yalan ve ben buna çok gıcık oluyorum. Türkiye nüfusunun 70 milyon olduğu dönemlerden kalma alışkanlık haline gelmiş bir sunucu yalanı. Saçma yani, ne bileyim. Facebook'un bir milyar üyesi olmadığı zamanlarda Allah'ı seven bir milyar kişi arayan primci sayfalar gibi yani. Nasıl bir kafadır bu? Yeni doğmuş bebekleri, sokaklarda yaşayan işsiz insanları, hastanedeki bilinçsiz hastaları, görme-işitme engelli herkesi içine alan salakça bir tabir. Hepimiz işi gücü bıraktık, üç evlilik yapıp üçünü de yürütememiş ama milleti evlendirmeye çalışan Seda Sayan'ı mı izleyeceğiz?


7. Göze kaçan şampuan.


...

İzahını nasıl yapayım bilmiyorum. Edecek bir hakaret yok bu durum için. Ayrıca buradan yetkililere sesleniyorum. Dalin gözleri yakmıyor diyorsunuz ama yalan, o da diğer şampuanlar kadar olmasa da acıtıyor. Artık sayenizde banyoya şnorkelle giriyorum, teşekkürler Türkiye.


Not: Dalin kullanmıyorum.

8. Teneffüste ders işleyen öğretmen.

Güzelim kırk dakika dersler kaçıyor mu? Çenesinin bağını sikeyim bu öğretmenlerin ya. Hayat hikâyesini anlatıyor sanki. Saatlerce okulda kaldığımız yetmiyor gibi birde teneffüslerde başımızı sikiyorlar. Geçen ay tarih öğretmeni sınav kağıtlarımıza sinirlenmiş, aralıksız doksan dakika konuştu. Sonra sınıftan çıktı gitti, o gün beynim intihar ediyordu. Veya dersi hemen anlatıp sonraki derse uzamasını istemeyen öğretmenler teneffüse çıkmaya izin vermiyor. Bütün öğretmenler iyidir hoştur ama böyle bir araya gelince bazılarının elini ayağını sikesim geliyor. Öğrenciyiz dediysek de köle değiliz amına koyayım.


9. Film öncesi süren uzun reklamlar.

Ya yapımcılar bile feyk atıyor. Film başlıyor, tamam şimdi başladı dediğiniz sırada reklam olduğunu fark ediyorsunuz. E be insafsız beş dakika reklam mı olur? Filmi çekebilmek için danaya girer gibi elli tane sponsor mu buldunuz? İşkence gibi ya, sabrımı zorluyor resmen. Birde sonunda, yapımda emeği geçen ekibin isimleri yavaş yavaş geçiyor dakikalarca. Oturup onları tek tek okuyan var mı? Lady Gaga'nın G.U.Y şarkısının klibi neredeyse on iki dakika, bu kadın normalde film benzeri klipler çekiyor yine böyle bir şey sanıp sevinmiştim ve fark ettim ki yedinci dakikadan sonrası ekipteki kişilerin ismi...


10. Evlilik programları.

Ya bu Türk televizyonları neleri görmedi ki... Ama açık ara en saçma olanı evlilik programları. Saçmalıkta net tüm programları geçer yani, Müge Anlı var ondan önce ama onun yeri ayrı. Her sabah saat onda uyanıp onun programını seyrediyorum. 4ever Müge <3<4354


Neyse, şimdi bu evlilik programlarının formatında görüyorsun beğenip çay içiyorsun bir hafta gezip nikahı basıyorsun. Bize de televizyonda sanki aylardır görüşüyorlar gibi kekliyorlar. İki aylık bir süre birisini tanımak için ne derece yeterli olabilir, veya bir hafta? Hadi iki ayda zamanı verimli kullanarak pek çok şey öğrenirsin ama bir haftada kim kimi tanıyabilir? Tanıdığını zannedersin ters bir hareketi olur bütün ilişki bok yoluna gider. Bildiğin görücü usulü saçma sapan bir şey. İzleyici kitlesi de belli, her gün oturup nenemle birlikte evlenme programı izliyorum.


İşte yok hayır beya, neyse bırçetler bırçetkalar kendinize iyi bakın. Hepinize dobrıy veçer



Çok Güzel Hakaretler BunlarBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!